<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860</id><updated>2011-07-08T00:41:20.124-05:00</updated><title type='text'>TÜRK ERMENİ ANLAŞMAZLIĞI</title><subtitle type='html'>Bu site bir Bilgi Bankasıdır. Sözde Ermeni Soykırımı konusunda mümkün olduğu kadar çok bilgiyi burada toplamayı amaçladık.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>21</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-597416561863646408</id><published>2010-03-25T22:28:00.003-05:00</published><updated>2010-03-25T22:34:21.897-05:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_YF0BJQ1kUaE/S6wrMRLQ2XI/AAAAAAAAD0I/AzwXtwIwUVU/s1600/ermeni-soykirimi-yalani-ingiliz-gizli-orgutunce-nasil-hazirlandi--1903101200_l.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 175px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_YF0BJQ1kUaE/S6wrMRLQ2XI/AAAAAAAAD0I/AzwXtwIwUVU/s320/ermeni-soykirimi-yalani-ingiliz-gizli-orgutunce-nasil-hazirlandi--1903101200_l.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452780738607896946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ERMENİ SOYKIRIMI YALANI İNGİLİZ GİZLİ ÖRGÜTÜNCE NASIL HAZIRLANDI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Başkanı Kağan Güner’in kaleme aldığı uzun ama önemli bir yazıyı yayınlıyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 26 Ocak 2010, İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Londra Üniversitesi’nde içlerinde diplomatlar, büyükelçiler, Ankara Devlet Operası’nı kuran Carl Ebert’in oğlunun da içinde olduğu aydınların yer aldığı 350 kişiyi aşkın seçkin katılımcı ile İngilizce olarak düzenlenen ‘’21st Century Leader: Mustafa Kemal Atatürk’ konferansı. Konuşmacılar; Fuad Kavur ve Andrew Mango. Konferansta İADD standını ziyaret eden; İrlanda Komünist Organizasyon’un ATHOL yayınevi editörü ve yetkilileri, bizlere 2009 yılında yayınladıkları bir kitabı sunuyorlar. Kapağında Atatürk’ün kalpaklı bir fotoğrafı var. 21X14 cm ebatında küçük puntolarla 540 sayfa basılmış kitap, Türkiye üzerinde oynanan oyunların ve en önemlisi de Ermeni Soykırımı yalanlarının tarihsel belgelerini ‘ilk defa’ yayınlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forgotten Aspects Of&lt;br /&gt;Ireland’s Great War on Turkey&lt;br /&gt;1919–1924&lt;br /&gt;(Unutulan Yönleriyle İrlanda’nın Türkiye’ye Karşı Büyük Savaşı: 1914–1924)&lt;br /&gt;Yazan: Dr. Pat Walsh&lt;br /&gt;Yayınevi: ATHOL BOOKS, 540 sayfa, Belfast 2009&lt;br /&gt;Yazar Dr. Pat Walsh, İrlanda ulusal mücadelesinin sosyalist aydınlarından birisi. Çalışmalarını İrlanda ulusal tarihi üzerine odaklamış ve İrlanda ulusal kimliğinin şekillenişi üzerine zengin araştırmaları mevcut. Bunlardan en önemli iki tanesi şu kitaplar:&lt;br /&gt;(İrlanda Cumhuriyetçiliği ve Sosyalizm, Cumhuriyetçi Hareket’in Politikaları 1905-1994) -Irish Republicanism and Socialism, The Politics Of The Republican Movement 1905-1994&lt;br /&gt;(Sivil Haklar Mücadelesi’nden Ulusal Savaşa, Kuzey İrlanda Katolik Politikları 1964-74) -From Civil Rights to To National War, Northern Ireland Catholic Politics 1964-74&lt;br /&gt;ATHOL Yayınevi ise; İrlanda ve genel olarak Britanya’da ‘küçük fakat üst düzeyde etkili’olarak tabir edilen The British and Irish Communist Organisation (B&amp;ICO) (Briton ve İrlandalı Kommunist Organizasyon) olarak bilinen Maoist kökenli organizasyonun yayınevi. Londra, Belfast, Cork ve Dublin merkezli olarak faaliyet gösteriyor. Grubun lideri 1935 doğumlu Brendan Clifford. 1965 yılına kadar “İrlanda Komünist Grup” olarak faaliyet gösteren grubun içinde yer alan Clifford, 1965 yılındaki büyük bölünmede, Maocu kanadın liderliğini üstlenerek gruptan ayrıldı. Troçkist kanat Gerry Lawless’ın liderliğinde Irish Workers Group adını aldı. ATHOL BOOKS yayınevi Belfast’ta bu yıllarda kuruldu. Yayınevi aynı zamanda aylık Irish Political Review ve haftalık The Irish Communist and Workers Weekly yayın organlarını çıkarıyor.&lt;br /&gt;2009 yılında yayınlanan kitabın tanıtımı; Dublin ve Belfast’ta ‘Öğretmenler Sendikası’ tarafından yapıldı. Söz konusu kitap şu anda İrlanda’da Ulster ve Sinn Fein çevrelerinde okunuyor ve inceleniyor. Bu kitapta İrlanda ve dünya tarihinde ilk defa açıklanan tarihsel belgelerin ışığında dile getirilen düşüncelerin siyasallaşması; dünya politikalarında deprem etkisi yaratabilir. Kitabın en büyük önemi belki de bu. Neden? Dr. Pat Walsh, kitabın önsözünde şu vurguyu yapıyor:&lt;br /&gt;İrlanda Cumhuriyeti Atatürk’ün açtığı yoldan kurulmuştur. Atatürk sadece Türk Devleti’nin değil İrlanda Cumhuriyeti’nin de kuruluş temellerinde vardır.&lt;br /&gt;Dr. Walsh bu saptamayı yaparken, İrlandalı tarihçilere” gelin tarihimizle yüzleşelim” çağrısı yapıyor. Türkiye’de aynı çağrıyı yapan bir takım “aydın” takımının Atatürk’ü reddetmesinin aksine, Dr.Walsh Belfast’ta Atatürk’ü 2010 yılında halkının karşısına çıkartıyor. Bunu da bir tarihçi sorumluluğu ile yapıyor.&lt;br /&gt;Sözkonusu kitabın Türk okuyucular için birçok açıdan önemi mevcut. Öncelikle Ermeni soykırımı fabrikasyonun Londra’da İngiliz Devleti’nin içinde oluşturulmuş bir gizli örgüt eliyle nasıl geniş kapsamlı olarak hazırlandığını ve meşhur Mavi Kitap’ın bu örgütten nasıl çıktığının belgelerini ilk defa açıklıyor. Bunu yaparken de 540 sayfalık dev eserini akademik bir omurgaya oturtuyor:&lt;br /&gt;1-Osmanlı İmparatorluğu ile Britanya İmparatorluğu arasındaki devlet mekanizmasını karşılaştırıyor. Osmanlı’daki hoşgörünün Britanya Devleti’nde olmamasının felsefi temellerini tartışıyor.&lt;br /&gt;2-İngiltere’de bir zamanlar varolan olumlu Türk imajının, 1nci Dünya Savaşı’na giden süreçte değiştirilmesi için uygulanan gizli örgüt faaliyetleri sonucunda nasıl değiştirildiğini anlatıyor. Olumsuzlanan Türk imajı ile dağılan Osmanlı topraklarının Batılı güçlere hazırlanması ve ABD’nin İngiltere yanında savaşa sokulması için nasıl kullanıldığını anlatıyor.&lt;br /&gt;3-İrlanda ulusal mücadelesinin, Türkiye ve Atatürk’ü kendilerine model olarak nasıl aldıklarını açıklıyor.&lt;br /&gt;Kitabın içeriğini Türkiye kamuoyuna sunmadan önce son bir noktayı vurgulamak istiyoruz. Bu yazıyı hazırlarken, sıkıntısını çektiğimiz en büyük konu, İrlanda tarihinin Türkler açısından neredeyse hiç bilinmemesi gerçeği oldu. Halbuki, İrlanda ulusal mücadelesi 1900’lerin başlarında dünyada Atatürk ve Lenin gibi iki devrimci önder tarafından yakından takip ediliyordu. Atatürk’ün İrlanda halkının İngiliz emperyalizmine karşı mücadelesine dair, Atatürk’ün Meclis konuşmaları ve Kuvayı Milliye dergisindeki başyazıları mevcut. Öte yandan Lenin, İrlanda mücadelesini ‘burjuva ulusal’ diye küçümseyen Rosa Lüksemburglarla sert tartışmalara girerken, sürekli olarak Türkiye ve İrlanda örneklerini veriyordu. Bu yüzden Türkiye’nin emperyalizme ve Ermeni soykırımı yalanlarına karşı verdiği mücadeleye, kimsenin aklına gelmeyen İrlanda’dan uzanan destek aslında hiç şaşırtıcı olmamalı. Aşağıda okuyacağınız satırlarda bizim hiçbir yorumumuz yoktur.&lt;br /&gt;Okur için özetlenen kitabın bu makalede kullanılan sayfaları şunlardır:&lt;br /&gt;Syf.25-Türklere karşı kullanılan ilk faşist entellektüel W.E.D.Allen&lt;br /&gt;Syf.190-Gizli örgüt elemanı Mark Sykes’ın The Times gazetesindeki makalesi&lt;br /&gt;Syf.192-Weelington House’da ajanlaştırılan yazarlar komitesi.&lt;br /&gt;Syf.195-Ermeni soykırımı fabrikasyonu nasıl hazırlandı.&lt;br /&gt;Syf.197-Mavi Kitabın arkasındaki gerçek.&lt;br /&gt;Syf.198-Malta Sürgünleri davası Londra’dan nasıl yönetildi.&lt;br /&gt;Syf.206-Türklere karşı propoganda faaliyeti.&lt;br /&gt;Syf.207-Anti Türk Kampanyası’nın formülasyonu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya ve Yeni Zelanda ulusal uyanışının başlangıcı kendi tarihçileri tarafından Çanakkale Savaşı olarak gösterilir. Avustralya ve Yeni Zelanda ulusalcılığının resmi tarih yazımı Çanakkale ile başlar. Anzaklar olarak bilinen, Britanya İmparatorluk Ordusu içindeki Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar ilk defa Çanakkale’de ‘We are not English anymore’ (Artık İngiliz değiliz) demişlerdir. İrlandalılar bu tarihi yeni yeni tartışmaya başlıyorlar. Pat Walsh’un kitabı bu anlamda İrlanda milliyetçiliğine ve ulus devlet tarih dökümanlarına bir meydan okuma. Neden? 1912-1914 yılları arasında İrlanda İç Savaşı’nın tarafları olan Protestan ve Katolik İrlandalıların, Britanya İmparatorluğu’na bağlılık taraftarı Uslter Gönüllüleri ve IRA temelinde örgütlenen bağımsızlık yanlısı katoliklerin milis örgütlenmeleri, 1nci Dünya Savaşı’nda Britanya Ordusu içinde Türklere ve Almanlara karşı ‘omuz omuza’ savaştılar. Bu tarihe dair, Longman yayınevinin aylık tarih dergisi World History’nin son sayısı Mart 2010 sayısında da Goldsmith University’den Richard Grayson, ‘Düşmanlar Birleşti’ makalesinde İrlanda’nın düşman milis taraflarının 1nci Dünya Savaşı’nda nasıl birleştiklerini anlatıyor. 2002 yılında Oxford Universitesi’nden Adrian Gregory ve Senia Paseta da ‘Savaş Bizi Birleştirdi mi?’ başlıklı bir kitap yayınlamışlardı.&lt;br /&gt;Dr. Walsh kitabında İrlanda iç politikasını ve Amerika’daki güçlü İrlanda lobisini, Ulster, Sinn Fein ve İrlanda Hükümetlerini hep beraber ‘tarihle yüzleşmeye’ davet ediyor. Resmi tarih belgelerini açıklamaya davet ediyor. Kitabın 5 ve 22nci sayfalarındaki önsözde şunları belirtiyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“...Sorumuz ortada duruyor: Kasım 1914 yılında İrlanda Türkiye ile niye savaşa girdi? İrlandalı tarihçilerin sormaya tenezzül etmediği bu soruyu şu anda bu yazar soruyor. İrlandalılar kendilerine karşı hiçbir yanlış davranış içinde bulunmayan ve üstelik 1847-8 yılları arasındaki büyük açlık yıllarında kendilerine yardım elini uzatmış Türklere karşı Britanya İmparatorluğu adına savaştı. Her şeyden önce neden İrlanda Türklerle savaştı? Neden İngiltere yüzyıl boyunca müttefiği olan Türklere savaş açtı? Bütün bunlar yanlıştı ve bu sorular yanıt bekliyor. Yanıtlar, ortaya çıkarılmamış İrlanda’nın 1nci Dünya Savaşı’nda Türkiye ile 1914-24 yılları arasındaki savaşının belgelerinde gizli.&lt;br /&gt;Karşınızdaki yazar bu soruları sorarken 1919 ve 22 yılları arasındaki gazeteleri inceledikten sonra, kaçamayacağı bir sonuca da ulaştı. 1nci Dünya Savaşı Kasım 1918 yılında sona ermedi. Bu olgu bir sürpriz değil. İrlanda, Türkiye ile 1924 yılına kadar savaşın içinde oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci unutulan gerçek ise, Modern Türk Ulusu’nun kurucusu ve emperyalizme karşı Türk direnişinin kahramanı Mustafa Kemal Atatürk, modern İrlandalı tarihçiler tarafından ‘sekter yayıncılık’ yapmakla suçlanan Katolik Bülten (Catholic Bulletin) gazetesi tarafından büyük bir saygı gördü.Katolik Bülten; Atatürk ve Türk Cumhuriyeti’ne açık bir destek verirken,İngilizlerin kurulmakta olan İrlanda ve Türkiye Cumhuriyetlerini engellemek için aynı yöntemleri uyguladığına dikkat çekti.&lt;br /&gt;Katolik Bülten ”İngiltere Türkiye ve İrlanda’ya karşı aynı taktiklerle mücadele ederken, tarih her iki Cumhuriyet’in de kuruluşuna şahit oldu” diyor ve ekliyor”T abii ki tek bir farkla, İrlandalılar kaybetti, Türkler kazandı.” Ve ekliyor:&lt;br /&gt;“1924 Lozan Antlaşması’ndan sonra, kurulamayan İrlanda Cumhuriyeti, Türkiye ile savaşın sonunda Britanya İmparatorluğu’na bağlanmaya zorlandı. -Sinn Fein üyelerinin 1914 yılında kendilerini Redmond’un savaşından ayrı tutmalarına rağmen- Lozan Antlaşması ile Türkiye bağımsız ve hükümran bir devlet olarak tanındı.”&lt;br /&gt;“Birçok yönden bu hikaye üç antlaşmanın masalıdır” diyor Dr. Walsh ve devam ediyor: “1921 Anglo-İrlanda Antlaşması, 1923 Lozan Antlaşması ve 1920 yılında yenilen bir ulusa 1920 yılında silah doğrultarak dikte edilen; unutulan Sevr Antlaşması.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Walsh kitabında kullandığı tarihsel dökümanları şöyle sıralıyor: “Hanns Froemberg’in 1938 yılında basılan Atatürk kitabı, Catholic Bulletin gazetesinin 1922-24 nüshaları, Lozan Antlaşması tutanakları” Catholic Bulletin’de yer alan saptamaları ve belgeleri şöyle özetliyor:&lt;br /&gt;“1921 Anglo-Irish Antlaşması’na karşı çıkan Fianna Fail (*) ortaya çıkarken Atatürk’ün örneğini izleyerek bağımsız İrlanda’yı kurmuştur. Böylece, belki de Atatürk’ün, Türk Devleti’nin kurucusu olmanın yanısıra... bağımsız İrlanda fikrinin oluşmasında da payı vardır.&lt;br /&gt;İrlanda’ya yetki devri (devolution) veren Yurt Yasası (Home Rule) 1914 yazında kanunlaştı. Yasa maddesi 1912 yılında Parlamentoya sunulduğunda, İrlanda’daki Britanya İmparatorluğu içinde kalmak isteyen protestan ULSTER örgütü, yasaya ülkenin bölünmesine giden süreci başlatacağı gerekçesiyle karşı çıktı. 28 Eylül 1912 yılında 234.046 İrlandalı protestan kadın ve 237.368 erkek kamusal bir bildiri yayınlayarak, yasaya karşı çıktılar ve silahlı UVF-Ulster Volunteer Force’u (Ulster Silahlı Gönüllüleri Örgütü) kurdular. 1913 yılında, bu sefer UVF’e karşı, katoliklerden oluşan İrlandalı ulusalcılar, Dublin Universitesi’nden Eoin MacNeill’in önderliğinde IV-Irish Volunteers (İrlandalı Gönüllüler) adlı silahlı teşkilatı oluşturdular. Ulusalcı güçlerin silahlı örgütü kısa bir süre içinde Ulster’de 40 bin kişiye ulaştı. Bu iki paramileter örgüt, 1914 yılında Home Rule yasasının çıkmasından 6 ay sonra, Türkiye ve Almanya’ya karşı cepheye sürüldü. Katolik ulusalcılar, Londra tarafından ‘Katolik Belçika’nın Almanlardan kurtarılması için ikna edildi. Belçika’da Almanların yaptıklarına dair üretilen haberlerin savaştan sonra kurmaca olduğu anlaşıldı. Protestan Ulsterciler ise Britanya İmparatorluğu’na tam sadakati savundukları için savaşa gönüllü girdiler.&lt;br /&gt;Fakat Çanakkale’ye gönderilen İrlandalılar ülkelerine oldukça farklı döndüler. Özellikle Katolik ulusalcılar. Savaştan önce, istemlerini sadece ‘yerel özerklik’ ile sınırlayan İrlandalı ulusalcılar, Çanakkale’den, Türk direnişinden etkilenerek tam bağımsızlık talebi ile döndü, Cumhuriyetçilere dönüştü ve tamamına yakını IRA saflarına katıldı. 1916 Paskalya ayaklanmasının altında yatan önemli etmenlerden biri, Çanakkale ruhuydu. İrlandacada, Poblacht na hÉireann or Saorstát Éireann olarak geçen İrlanda Cumhuriyeti fikri, 1919-1922 yılları arasındaki İrlanda bağımsızlık savaşının kaynakları, Çanakkale’den Cumhuriyet ve Bağımsılzık fikri ile dönen askerlerde yatıyor. IRA ya da İrlandacada Oglaigh na hEireann yani İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu’nun 1913 yılında kurulduğunda iki monarşili sistemden tamamen bağımsız Cumhuriyet fikrine geçmesi, İrlanda Cumhuriyetçi Partisi Fianna Fail’in tarih sahnesine çıkması’nın altında Catholic Bulletin nüshalarında yer alan tek bir etmen var: Atatürk. 1921 Antlaşması İrlandayı sorunları halen daha devam eden bir şekilde ikiye böldü. Bağımsız İrlanda 1937 yılına kadar tanınmadı. Kuzey İrlanda’yı Bağımsız İrlanda’dan kopararak Britanya’ya bağladı. Peki bu süreçte; İrlanda’daki cumhuriyet fikri nasıl gelişti?”&lt;br /&gt;Nisan 1923 yılında Catholic Bulletin, alışılmadık bir şekilde Lozan Antlaşması’nın resmi İngiliz belgelerini yayınlamaya başladı. Dr. Walsh kitabında bu yayın programını şöyle yorumluyor:&lt;br /&gt;“...Catholic Bulletin, Lozan belgelerini yorumsuz yayınlamaya başlar. Yoruma da gerek yoktur. Britanya İmparatorluğu’na diz çöktüren bir milletin mücadelesi İrlanda’ya örnek teşkil etmiştir. Bu anlamda kanımca, Atatürk’e İrlanda Cumhuriyeti’ne ilham ve örnek teşkil ettiği için borcumuz vardır. Atatürk’ün Türkiye için yaptığını, İrlandalıların da İrlanda için yapması fikri bir vizyon oluşturmuştur.”&lt;br /&gt;Dr. Walsh, kitabındaki tezleri Anglo-Sakson dünyasındaki tarihsel Türk imajı ve bu imajın fabrikasyonla değiştirilmesi üzerine oturtuyor.&lt;br /&gt;“Türk deyince 1915 yılına kadar İngiltere’de ilk akla gelen gerçek bir centilmen imajıydı. Türkler İngilizlere silah doğrulttuktan sonra bile bu imaj değişmedi ve yerini ‘temiz ve dürüst savaşçı’ imajı aldı. Osmanlı İmparatorluğu’nun toparklarının parçalanması sürecinde bu imajın değiştirilmesi gerekiyordu.&lt;br /&gt;Bu işin ilk adımı olarak Ermeni soykırımı fabrikasyonuna başlandı. Bu amaçla ilk göreve getirilen kişi W.E.D Allen (1901-73) oldu. Allen aristokrat ailelerin çocuklarının okuduğu Eton mezunuydu. 1919 yılında Avrupa’da Türkler adlı kitabını yazdı. Bu kitabında Türklerin Avrupa’daki yerini şöyle tanımlıyordu: ‘...Orta Asya’nın steplerinden gelen göçmen çobanlardan oluşan garip bir kabilenin Avrupa’daki bir düzine ulus üzerinde egemenlik kurması nasıl mümkün olabilir ki?’&lt;br /&gt;“Allen, 1920 yılında Türkler ile Yunanlıların Savaşı’na savaş muhabiri olarak katıldı. 1929 yılında Kraliyete bağlılık yanlısı Unionist Parti’den Batı Belfast milletvekili seçildi. 1931 yılında Sör Oswald Mosley’in faşist partisine katıldı. Mosley’nin yakın arkadaşı olarak, faşist Kara Gömlekliler örgütünün kuruluşunda görev aldı. 1934 yılında James Drennan takma adıyla Oswald Mosley ve Britanya Faşizmi adlı bir kitap kaleme aldı. Mussolini ve Mosley arasındaki resmi görevli kurye görevine getirildi. Daha sonradan bu dönemde Sör Basil Thomson’un başkanlığındaki ‘Special Branch’ daki MI5 (İngiliz içistihbarat servisi) görevlisi olduğu öğrenilecekti. İki dünya savaşı arasında, Anadolu’da ve Kafkaslarda MI5 adına araştırmalar yaptı. 1943 yılından 1948 yılına kadar Ankara’da İngiliz Büyükelçiliği Enfromasyon Bürosu’nun başkanlığını yaptı. 1948 yılında Kraliyet madalyası ile ödüllendirildi. Ulster Unionist (Protestan Kraliyet yanlısı örgüt) ve faşist olarak; Türkiye aleyhindeki ilk raporları kaleme alan kişidir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANTİ-TÜRK PROPOGANDASININ MODELİ&lt;br /&gt;Anti Türk propogandasının modeli ise 20 Şubat 1917 yılında The Times gazetesinde çıkan bir makale ile başladı. Yazarın adı Mark Sykes idi. Türklerin 700 bin Ermeni’yi kestiğini ilk olarak Sykes dile getirdi. Sykes The Times gazetesinde çıkan makalesinde şunları dile getiriyordu:&lt;br /&gt;“...Kısa zaman öncesine kadar, İngiltere’de Genç Türk denilince akla, Anadolu’ya geziye giden romantik İngiliz seyyahlar ve politikacıların da katkısıyla, dürüst ve temiz bir savaşçı olan Türkler geliyordu... Bir kez daha şu Genç Türk’e Alman üniforması ile bakın. Alman militer sesi. Alman Teknik eğitimiyle yetişmiş Genç Türk. Alman profesörleri ona kitle propogandası, politika ve patlayıcıları öğretmiş... 2.5 yıl boyunca katliamlar yaptı, ihanetler yaptı, bütün anlaşmaları ihlal etti, savaş esirlerimizi katletti, yaralılarımızı öldürdü, kadınlarımızı rehin aldı ve halen daha birileri ‘temiz savaşçı Türk’ (clean fighting Turk) diyor... Bu Türkler 700 bin Ermeniyi katlettiler, Lübnan’da açlık ve sefillik yarattılar, Yahudi kolonistleri yok ettiler...”&lt;br /&gt;Sykes’ın The Times gazetesinde yayınlanan bu makalesi, 100 bin kopya basıldı. 30 bin adedi Amerika’ya gönderildi. Sykes’ın mektubu Ermenilerin öldürülmesini temel alarak oluşturulan Anti-Türk Kampanyası’nın modeli oldu.(syf.207)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WELLINGTON HOUSE VE TÜRK&lt;br /&gt;Pat Walsh’ı okumaya devam ediyoruz:&lt;br /&gt;“Türklere karşı kampanya ve Ermeni katliamı fabrikasyonu 1914 yılında kurulan gizli bir örgütlenmenin içinde oluşturuldu. Britanya Devlet yapısı içindeki bu gizli örgüt 1914 sonbaharında adını o tarihte İngiliz Parlamentosu’nun kalbi olan ve Buckingham Sarayı’nın yanında bulunan, Wellington House’da örgütlenen Savaş Propoganda Bürosu’ndan (War Propoganda Bureau) alıyordu. Doğrudan dışişlerine bağlı olarak kurulan bu gizli örgütün tüm bilgileri ve dokümanları savaştan sonra Wellington House’ın şaibeli bir şekilde tamamen yanmasıyla yok oldu. Bu gizli örgütün ve Türkler aleyhindeki propoganda faaliyetleri 1935 yılına kadar ortaya çıkmadı. Wellington House’da Türklere karşı yapılan kurmaca Ermeni katliamı haberlerinin esas hedefi Amerika Birleşik Devletleri’ydi.(syf.207) ( Bu konudaki geniş dökümantasyon için şu kaynağa bakınız: Wellington House and British PropogandaDuring The first World War, M.L. Sanders, The Historical Journal, XVIII, 1975)&lt;br /&gt;Savaş Propoganda Bürosu’nun başında Liberal milletvekili Charles F.Masterman bulunuyordu. Eski kabine bakanı ve Daily News gazetesinin edebiyat editörü olan Masterman, Asquith Hükümeti’nde bakanlık yapmıştı. Asquith kendisini bu gizli büronun başına davet ettiğinde, misyon çok netti. İngiltere’nin düşmanlarını kötü ve şeytan göstermek ve İngiltere’yi haklı göstermek. İşin başında bu büro Almanlara karşı örgütlenmişse de daha sonta Türkler özel çalışma alanı oldu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKLERE KARŞI AJANLAŞTIRILAN İNGİLİZ YAZARLAR VE GAZETECİLER&lt;br /&gt;“Masremann görevi kabul ettiğinde, İngiliz edebiyatının önde gelen 25 yazarını Wellington House’a davet etti. Toplantının amacı Britanya İmparatorluğu’nun savaştaki çıkarlarını korumaktı. Yazarlara bu örgüt ve toplantının başlatacağı faaliyetler hakkında hiçbir yere bilgi sızdırmamaları dikte edildi. Wellington House’daki bu toplantılardan ve çalışmalardan, Ermeni katliamı haberlerinden İngiliz Parlamentosu’nun bile haberi olmadı. Wellington House’daki gizli faaliyete kimler katıldı. Bu bilgi ilk kez geniş kamuoyuna açıklanıyor: Thomas Hardy, H.G.Wells, John Galsworthy, Arthur Conan Doyle, John Masefield, Arnold Bennett, G.K. Chesterton, J.M.Barrie, G.M.Trevelyan ve diğerleri.”(syf.192)&lt;br /&gt;Dr.Walsh, kitabında bu toplantının İngiliz tarihindeki en geniş katılımlı yaratıcı ve akademik toplantı olduğunu belirtiyor. İkinci toplantı bu sefer gazetecilerle yapıldı:&lt;br /&gt;“İngiltere’nin önde gelen gazete editörleri örgütte biraraya geldi: Geoffrey Dawson, Edward Cook, J.L. Garvin, J.A. Spender ve diğerleri...&lt;br /&gt;Wellington House, gizli bir yapılanma olduğu için yayınların özel yayınevleri tarafından basılması ve dağıtımı görevini de üstlendi. Yayınevi editörleri Wellington House’a çağrıldı. Oxford University Press, Macmillan, Hodder and Stoughton, Methuen yayınevleri yani dünyanın en büyük ve prestijli yayınevleri örgütlenmeye dahil edildi. Oxford University Press ve John Murray yayınların dağıtımı işini üstlendiler. Amerika’da tespit edilen 13 bin etkili kişinin de içinde olduğu bir adres listesine; aristokratların imzaları ile yayınlar ulaştırılmaya başlandı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERMENİ SOYKIRIMI YAYINLARI BAŞLIYOR&lt;br /&gt;“Wellington House gizli propoganda Bürosu, İngiltere’nin o tarihe kadar yetiştirdiği iki öenmli tarihçiyi görevlendirdi. G.P.Gooch ve Arnold Toynbee. Toynbee, Wellington House’da tarihçi olarak değil propogandist olarak görevlendirildi. Toynbee az sonra değineceğimiz meşhur Mavi Kitap’ı da Wellington House memuru olarak yazdı. Wellington House’da Türkleri hedef alan kitapların uzun bir listesi mevcut, bunlardan bazıları:&lt;br /&gt;Mark Sykes, British Palestine Committee, The Clean Fighting Turk&lt;br /&gt;E.F.Benson; Crescent and Iron Cross, Deutschland über Allah&lt;br /&gt;Israel Cohen; The Turkish Persecution of the Jews&lt;br /&gt;Edward Cook; Britain and Turkey&lt;br /&gt;E.W.G.Masterman; The Deliverence of Jerusalem&lt;br /&gt;Basil Mathews; The Freedoom of Jerusalem&lt;br /&gt;Esther Mugerditchian; From Turkish Toils&lt;br /&gt;Martin Niepage; The Horrors of Allepo&lt;br /&gt;Cannon Partif; Mesopotomia&lt;br /&gt;R.W.Seaton; Serbia, Yesterday, Today and Tomorrow&lt;br /&gt;Josiah Wedgewood; With Machine Guns in Galliboli&lt;br /&gt;Chaim Weizmann, R.Gothell; What is Zionism?&lt;br /&gt;Anon; Subject Nationalities of the German Allies, Syria During March 1916&lt;br /&gt;S.Tolkowsky; Jewish colonisation in Palestine&lt;br /&gt;Arnold J.Toynbee; Armenian Atrocities:The Murder of a Nation, Turkey-A Past and a Future, The Murdereous Tyranny of Turks&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAVİ KİTABIN ARDINDAKİ GERÇEK&lt;br /&gt;Daha geçtiğimiz yıl Lord Avebury’nin eline alarak Ankara’ya geldiği Mavi Kitap’la ilgili İngiltere bu kitabın savaş döneminde propoganda amacıyla yazıldığını dile getirdi bugüne kadar. Ama kullanmaya da ısrarla devam etti. Mavi Kitap’ın ardında başka gerçekler de var. Türkler aleyhine uzun bir liste oluşturan bu kitaplardaki tüm kurmaca malzeme yazarlar arasında aslında tek bir merkezden çıkan akademik referanslarmış gibi kullanıldı. Dr. Walsh Türklere karşı fabrikasyonun bu korkunç metodunu ortaya sererken bir örnek veriyor:&lt;br /&gt;“Örneğin o yıllarda hayalet romanlarının ünlü bir romancısı olan Canterbury Archbishop’u E.F.Benson ‘Crescent and Iron Cross’ kitabının önsözünde kullandığı kaynakları şöyle açıklıyor:&lt;br /&gt;‘...Ermeni katliamlarına ilişkin şu kaynaklara başvurdum: Lord Bryce’ın topladığı ifadeler, Bay Arnold J.Toynbee’inin The Murder of a Nation ve The Murdereous Tyranny of the Turks ve Dr.Martin’in Niepage’ın The Horrors of Aleppo kitabı. İlk bölümde Bay D.G.Hogarth’ın The Balkans (Clarendon Press,1915) adlı kitabına başvurdum...’&lt;br /&gt;Değişik yayınevlerinden çıkan, değişik kitaplardan kullanılan kaynaklar. Aslında tüm kitaplar tek bir gizli merkezden çıkmış. Yazarlar birbirlerinin çalışmalarının haberleri yokmuş gibi birbirlerine referanslar veriyorlar...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAVİ KİTABIN AMACI: Malta sürgününü gerçekleştirmek ve ABD’yi savaşa sokmak.&lt;br /&gt;Şunu özetleyebiliriz: Mavi Kitap, gelecekte kullanılmak üzere raflarda tozlanmaya bırakıldı, ta ki Britanya’nın Türklere karşı kullanmasına tekrar ihtiyaç duyuluncaya kadar.’&lt;br /&gt;(Dr.Walsh, a.g.e: syf.198)&lt;br /&gt;Dr.Walsh devam ediyor:&lt;br /&gt;“Mavi Kitabın içeriğine ilişkin Britanya Hükümeti tarafından hiçbir zaman tatmin edici bir resmi açıklama yapılmadı. Toynbee, 1922 yılında yayınlanan Western Question and Turkey adlı kitabının 50inci sayfasında, kitabın ‘propoganda’ amacıyla yazıldığını belirtmesine karşın...&lt;br /&gt;İngiliz tarihçi Trevor Wilson bu konuda şunları söylüyor: ‘Lord Bryce bu iddiaların yalan ya da sahte olduğunu söyleme seçeneğine sahip değildi. Toynbee’nin Türkiye ile benzer bir şekilde Almanya’nın Belçika’da yaptığı insanlık dışı işlemlere dair fabrikasyon haberlerinin; hiçbirinin doğru olmadığı da savaştan sonra ispatlandı. (Journal of Contemporary History, Haziran 1979)’&lt;br /&gt;“Fakat Britanya Hükümeti, 1920-21 yılları arasında MaviKitap’ta yazılanları delil gösterererek o zamanki ulusal önderleri Malta’ya sürgüne göndertti. Mahkeme heyetine Mavi Kitap verimesine karşın; iki yıl süren yargılamalardan sonra, yargı sanıkları delil yetersizliğinden serbest bıraktı. ( Bu teknik Kuzey İrlandalı okurlara hiç yabancı gelmeyecektir.)&lt;br /&gt;Mavi Kitap, Haziran 1915 yılında, 2.5 milyon adet basıldı ve dağıtıldı. 1916 yılında 200 ve 1917 yılında 400 üzerinde yayınevi tarafından 17 dile çevrilerek milyonlarca basıldı. Mavi Kitap broşürleri ABD’deki bütün kütüphanelere, doktor kliniklerine, berber dükkanlarına dağıtıldı. Savaş yıllarında 7 milyonun üzerinde kopya dünyadaki fikir üreticilerine yollandı. Özel hedef ABD’ydi. Gilbert Parker, ABD’de 13bin etkili ismin listesini çıkardı. Bu seçkin kişiler, Devlet Propoganda Bölümü’nden belge aldıklarını bilmeden bu zarfların kendilerine İngiliz elitlerinden gönderilidiğini zannettiler. Kitapların pahalı olması ve sadece üst orta sınıflar tarafından okunabilmesi nedeniyle, Wellington House, Illustrated London News matbaasında birçok dilde kendi gazetelerini basmaya başladı. Savaşın başlaması ile beraber İngiltere, Almanya’dan ABD’ye giden iletişim hatlarını ve kablolarını kesti ve ABD’ye tüm bilgi akışı sadece İngiltere’den gerçekleşmeye başaldı. (Kaynak: H.C. Peterson, British Influence On The American Press 1914-17, American Political Science Review, February 1937, syf.81)&lt;br /&gt;H.C.Peterson; Ermeni Soykırımı haberlerinin de ABD’ye İngiltere’den gittiğini, Alman haber ajanslarının sansürlendiğini belirterek, İngiliz medyasının Amerikan medyasına dönüştürüldüğünü anlatıyor.&lt;br /&gt;Amerika’ya yapılan Türk karşıtı propogandanın amacı; Anadolu’da Ermenileri protestanlaştırmak için faaliyet gösteren Amerikalı misyonerlerin hazırladıkları zemin üzerinde ABD’yi savaşa dahil etmekti. Türklerin Doğu Avrupa’da Yahudileri de katlettikleri Amerika’daki Yahudi cemaatini ayrıca harekete geçirmeye yetiyordu. Kuşkusuz bu propogandanın bir diğer amacı da parçalanan Osmanlı topraklarını Batılı güçlere paylaşım için hazırlamaktı. İngiltere’nin Amerika’ya yönelik propogandasının bir diğer nedeni de, Amerikan elitlerinin savaş yıllarında İngiltere’ye değil Almanya’ya sempati duydukları gerçeği idi.&lt;br /&gt;İrlandalı sosyalistler; Dr.Walsh’ın kitabı ile büyük bir tarihsel sorumluluğu yerine getirdiler. Şimdi bu kitapta ortaya konan tarihsel gerçeklerin artık siyasallaşmasının zamanı geldi. 1900’lerin başlarında Türkiye karşıtı faaliyetlerin perde arkası; basit bir tarih tartışması değil. Bunun siyasal etkileri halen daha devam ediyor. Bu kitaptaki belgelerin siyasallaşması demek; Ermeni Soykırım yalanlarını onaylayan dünyadaki tüm Meclislerin ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin bir kez daha düşünmesi anlamına geliyor. Ya 1915’lerde İngiliz devleti içindeki bir gizli örgütün fabrikasyonuna doğru demeye devam edecekler ya da tarihin önünde saygıyla eğilecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağan Güner&lt;br /&gt;İADD Yönetim Kurulu Başkanı&lt;br /&gt;Odatv.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makalenin orjinali: &lt;a href="http://odatv.com/n.php?n=ermeni-soykirimi-yalani-ingiliz-gizli-orgutunce-nasil-hazirlandi--1903101200"&gt;Ermeni soykirimi yalani Ingiliz gizli orgutunce nasil hazirlandi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-597416561863646408?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/597416561863646408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/597416561863646408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2010_03_01_archive.html#597416561863646408' title=''/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_YF0BJQ1kUaE/S6wrMRLQ2XI/AAAAAAAAD0I/AzwXtwIwUVU/s72-c/ermeni-soykirimi-yalani-ingiliz-gizli-orgutunce-nasil-hazirlandi--1903101200_l.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-326261374403699276</id><published>2008-06-08T07:54:00.001-05:00</published><updated>2008-06-08T07:55:41.981-05:00</updated><title type='text'>OLAY SOYKIRIM DEĞİLDİR</title><content type='html'>ABD'Lİ PROFESÖR: OLAY BELGELERİYLE SOYKIRIM DEĞİLDİR&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Saturday, 07 June 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Louisville Universitesi Tarih Profesörü Justin McCarthy, 1918 olaylarının, Ermenilerin iddia ettiği gibi soykırım değil, göç sırasında yaşanan, Osmanlı İmparatorluğu'nun iç sorunu olduğunu söyledi. Bakü Devlet Üniversitesi öğrencilerine, Ermeni iddialarıyla ilgili bir konferans veren McCarthy, Ermenilerin tarihi olayları çarpıtarak, kendi çıkarları için kullandıklarını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1918 olaylarının soykırım olmadığının belgeleriyle ortada olduğunu anlatan McCarthy, buna rağmen siyasi arenada güçlü olmak isteyen Ermenilerin bu olayları kullandıklarına işaret etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin bugün bulundukları toprakların "tarihi Türk toprağı" olduğuna vurgu yapan Profesör McCarthy, Ermenilerin bu topraklara Çarlık Rusyası tarafından Kafkaslar'daki Müslümanlara karşı kullanılmak üzere yerleştirildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Luisvil Üniversitesi Tarih Profesörü Justin McCarthy, Dağlık Karabağ üzerinde hak iddia eden Ermenilerin önce üzerinde yaşadıkları tarihi Türk topraklarını gerçek sahiplerine iade etmeleri gerektiğini vurguladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-326261374403699276?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/326261374403699276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/326261374403699276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2008_06_01_archive.html#326261374403699276' title='OLAY SOYKIRIM DEĞİLDİR'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-3338186550924514918</id><published>2008-06-04T19:32:00.008-05:00</published><updated>2008-06-08T07:57:29.211-05:00</updated><title type='text'>Dr. Türkkaya Ataöv ile Roportaj</title><content type='html'>MİM ve İÜMezunUSA”nın ortak katkıları ile ABD’deki Türk Toplumu ile yeniden biraraya gelen Ermenı sorunu üzerine dünyadaki en büyük otorite olarak kabul edilen Prof. Dr. Türkkaya Ataöv ile iki yıl önce gerçekleştirdiğimiz tarihi ropörtajı tekrarlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_YF0BJQ1kUaE/SEc0yE8BxjI/AAAAAAAABPg/YiVveSgq_fE/s1600-h/ATAOV.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_YF0BJQ1kUaE/SEc0yE8BxjI/AAAAAAAABPg/YiVveSgq_fE/s320/ATAOV.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208189529000887858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir suçtan sıyrılmak için, bir kelimenin arkasına sığınıyor değiliz.” Diyen Prof. Dr. Türkkaya Ataöv,  "Soykırım denilebilmesi için devletin kararı ve uygulaması şarttır.  Osmanlı Devleti`nin buna karar verdiğine dair ortada hiçbir belge yok." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, "İşgal Devletleri`nin arşiv uzmanları, Sevr Antlaşması`nın  239. Maddesi`ne göre; Osmanlı Devleti`nin  arşivlerine girdiler. 2 yıl, 4ay, 27 gün böyle bir belge aradılar, bulamadılar. Devlet katında hiçbir şey bulamadılar. 1918 den beri halen böyle bir belge ortaya koyabilen yok!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Basını`nın yıllardır peşinde koştuğu Prof. Dr. Ataöv`ün bazı tarihi belgelerin ilk kez sunulduğu bu röportajını izlerken duyduklarınıza inanamayacaksınız. Özellikle Ermeni fanatiklerinin desteği ile çıkan kitaplarda Diaspora Ermenilerinin Türklere bakışı onları ele veriyor. Üstelik bu kitaplar 1915 olaylarının başlamasından evvel yazılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Türkkaya Ataöv`ün tarihe belge olarak bıraktığı röportajı, Turkish Televizyon`dan Nur Özdemir yaptı &lt;br /&gt;Izleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-1.wmv"&gt;BM ne oldu?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-2.wmv"&gt;Kim kimden nefret ediyor&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-3.wmv"&gt;Ermeni yazarlardan Turk tanimi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-4.wmv"&gt;Ermeni iddialari yasal statu Tasiyormu?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-5.wmv"&gt;Bundan sonra ne yapmali?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;6- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-6.wmv"&gt;Gencligin ilgisi konuya nasil cekilir&lt;/a&gt;?&lt;br /&gt;7- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-7.wmv"&gt;Bazi devletler ve hatta Ermenistan arsivlerini acmiyor, neden?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;8- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-8.wmv"&gt;Bir garip hukuksal durum?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;9- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-9.wmv"&gt;Ne yapmak istiyorlar?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;10- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-10.wmv"&gt;Ermeni katliamlarini dunyaya nasil anlatabiliriz?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;11- &lt;a href="http://turkishgazete.com/video/Ataov-11.wmv"&gt;Gecmiste hata yaptik mi?&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-3338186550924514918?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/3338186550924514918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/3338186550924514918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2008_06_01_archive.html#3338186550924514918' title='Dr. Türkkaya Ataöv ile Roportaj'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_YF0BJQ1kUaE/SEc0yE8BxjI/AAAAAAAABPg/YiVveSgq_fE/s72-c/ATAOV.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-1137553854574461319</id><published>2007-12-08T21:28:00.000-05:00</published><updated>2007-12-08T21:31:25.171-05:00</updated><title type='text'>Ermeni yasa tasarısı'nın Türkçeye çevrilmiş tam metni ve cevabı</title><content type='html'>&lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="95%"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td colspan="2" height="20"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td height="6"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td colspan="2" height="5"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="95%"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt; &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span class="EC_standarttext"&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK&lt;br /&gt;Türk  Tarih Kurumu&lt;br /&gt;Ermeni Masası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ermeni Yasa Tasarısı'nın  İçeriği ve İddialara Verilen Cevaplar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;     Eylül 2000 yılından beri  ısıtılıp ısıtılıp Amerikan kongresine getirilen "Ermeni Soykırımı Karar  Tasarısı" bu defa Demokrat Kongre başkanı Nancy Pelosi sayesinde geçecek kaygısı  Türkiye'de hakimdir. Aslında tasarının geçip geçmemesinin birkaç açıdan önemli  olmadığı kanaatindeyim. Birincisi, zaten benzeri karar tasarıları Eyalet  Parlamentoları&lt;wbr&gt;nda kabul edilmiştir. ANCA'nın resmi sitesine göre şu an 42  Eyalette Ermeni soykırımı kabul edilmiş durumda. Gerçi bu sayı abartılıdır  gerçek rakam 32 kadardır ama bunun da önemi yoktur. Nasıl olsa önümüzdeki yıl  içinde hedeflenen sayıya ulaşmaları mümkündür. İkincisi, tasarının yaptırım gücü  yoktur. ABD Başkanından 24 Nisan günü 1,5 milyon Ermeninin öldürüldüğünü ifade  etmesi istenmektedir. Bu güne kadar Amerika'nın Cumhuriyetçi veya Demokrat  başkanları 24 Nisan konuşmalarında "soykırım" sözcüğünü telaffuz etmeden aynı  anlama gelebilecek sözler sarf ettiler. Ancak bu söylediklerimizden Türkiye'nin  tasarıyı engellemek için mücadelesine son vermesi anlamı çıkarılmamalıdır.  Elbette Türkiye var gücüyle hakkındaki bu son derece haksız, ahlaksız ve  karalayıcı tasarıyı engellemek ve Türk milletinin sonsuza dek  "soykırımcı"  olarak damgalanmasını&lt;wbr&gt;n önüne geçmek için mücadele edecektir. Aksi takdirde  diasporadaki Türk çocukları okul kitaplarında katil olarak ilan edilmenin  ezikliği ile bulundukları ülkelerde asosyal bir kişilik geliştireceklerdir.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;     Diğer taraftan Alt Temsilciler  komitesine sunulan söz konusu tasarı tarihi açıdan gayri ciddi ve maddi  hatalarla doludur. Gerekçeler özensiz ve bu senatörler ne versek kabul eder  mantığı ile hazırlanmıştır. Tasarı, Başkan'ın ABD dış politikalarını&lt;wbr&gt;, insan  hakları, etnik temizlik ve ABD arşiv kayıtlarının ortaya koyduğu Ermeni  soykırımı gibi konulara daha duyarlı bir şekilde yürütülmesini temin etme  çağrısında bulunmaktadır. Ayrıca yine Başkan'dan 24 Nisan'ı 'Ermeni Soykırımını  Anma Günü' olarak ilan etmesini talep etmektedir. Bu çağrı, doğal olarak   Türkiye ABD arasındaki ilişkileri etkilemeye yöneliktir. Bu bakımdan yaptırım  gücü olmamakla birlikte, Türk-Amerikan ilişkilerinin dostluk ve işbirliği  çerçevesinde yürütülmesine pürüz getireceği için önemlidir. Çünkü bu tasarıda  önceki tasarıdan farklı olarak Türkiye Cumhuriyeti soykırımdan sorumlu  tutulmaktadır. Halbuki önceki tasarının politika deklarasyonu kısmında üçüncü  bir madde vardı ve burada soykırımın Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapıldığı  ve modern Türkiye Cumhuriyeti'&lt;wbr&gt;nin soykırım yapmadığı açıkça belirtiliyordu.  Belki daha da önemli olan, tasarı kabul edildiği takdirde ABD'de Türk imajının  çok olumsuz bir şekilde etkileneceğidir. Bu da iki ülkenin ticari ve kültürel  ilişkilerinde önümüzdeki yıllarda önemli bir kambur oluşturacaktır. Bu yüzden  tasarının doğruları yansıtmadığı Amerikan kamuoyuna anlatılmalıdır. Bu amaçla,  tasarının maddelerindeki maddi hatalar aşağıda değerlendirilmektedi&lt;wbr&gt;r.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(1) Ermeni soykırımı 1915  -1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından tasarlanıp uygulandı ve  yaklaşık 2 milyon Ermeni'nin sınır dışı edilmesiyle, bunlardan 1,5 milyon kadın,  erkek ve çocuğun öldürülmesiyle, kurtulan 500 bininin de evlerinden kovulmasıyla  ve 2500 yıllık Ermeni varlığının anavatanından tasfiye edilmesiyle sonuçlandı.  &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bu maddede sözde soykırımın Osmanlı  İmparatorluğu tarafından 1915-1923 yılında gerçekleştirildiğ&lt;wbr&gt;i, 2 milyon  Ermeni'nin sürgüne gönderilerek 1,5 milyon kadın, çocuk ve erkeğin ölümüne sebep  olunduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca hayatta kalan 500.000 Ermeni'nin evlerinden  çıkarılmak suretiyle Anadolu'daki 2500 yıllık Ermeni varlığının sona erdirildiği  öne sürülmektedir. Halbuki 1923 yılında Osmanlı Devleti artık tarih sahnesinde  yoktur. Başta V. Dadrian ve pek çok diğer Ermeni araştırmacı da 1915-1916  yıllarında 1,5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğünü ve sözde soykırımın  gerçekleştiğini iddia ettiği bilinmektedir. O halde neden tarihin 1923'e kadar  uzatıldığı sorusu akla gelmektedir. Muhtemelen Ermeni lobileri tarihi bu  aralıklarda tutmak suretiyle, Türkiye'nin reddi miras yoluyla cezasız kalmasının  önüne geçmeyi planlamakta ve T.C. devletini de karalamaktadı&lt;wbr&gt;rlar. Diğer  taraftan öldürüldüğü veya hayatta kaldığı belirtilen Ermeni sayısı hakkında  tasarıda yer alan rakamlar abartılı ve yanlıştır. 1914 Ermeni nüfusunun  tahminlere göre 1.400.000-1.&lt;wbr&gt;700.000 arasında olduğu artık bir çok bağımsız  araştırmacı tarafından ortaya konulmuştur. Dr. Johannes Lepsius-ki pro Ermeni  bir papaz ve yazardır- Patrikhanenin verdiği rakamların üzerini çizerek  1.845.450 rakamını yazmıştır (Der Todesgang des Armenischen Volkes, Potsdam  1919, s. 308). 2 milyon nüfus rakamı ise hiçbir kaynakta geçmemektedir. (Bkz. H.  Özdemir ve diğ. Ermeniler: Sürgün ve Göç, Ankara, 2004, s. 49-50). 1.5 milyon  Ermeni'nin öldürüldüğü de bir efsanedir. Bu efsane 24 Temmuz 1915 tarihinde  (yani tehcirin resmen 44. günü) Harput Amerikan konsolosu Leslie Davis'in  raporunda "ne kadar Ermeni'nin öldürüldüğünü söylemek imkansızdır, fakat sayının  bir milyondan az olmadığı tahmin edilebilir" demesiyle başlamıştır (NARA  867.4016/269) Kaldı ki Ermenilerin teorisyeni Dadrian bile 1 milyon hayatta  kalan Ermeni'den bahsetmekte ve kayıpları da 1.1 milyon olarak pek çok yayınında  beyan etmektedir. 1919 Paris görüşmelerinde Bogos Nubar Paşa yaklaşık 600-700  bin Ermeni'nin tehcir edildiğini belirtmektedir. Ayrıca Patrikhane savaş sonunda  Anadolu'daki toplam Ermeni sayısını en az 644.000 olarak vermektedir. Cemiyet-i  Akvam 1922 yılında dünyadaki Türkiye Ermeni sayısını 817.873 olarak  açıklamaktadır. Üstelik aynı belgeye göre Müslüman olan veya Türkiye'de kalan  281.000 Ermeni bu rakama dahil değildir. (NARA 867.4016/816) O halde nasıl 1.5  milyon Ermeni öldürülmüş olabilir. Kaldı ki savaş sonrasında Ermeni Patrikhanesi  tarafından İngiltere ve Fransa büyükelçilerine gönderilen bir memorandumda  1914-1918 arasında "200.000 Ermenin canlı canlı gömüldüğü veya Van Gölü, Fırat  ve Karadeniz'de boğularak öldürüldüğü" iddia edilmektedir. Bu memorandum, Paris  Barış görüşmeleri öncesinde Amerikan delegasyonuna verilen bir rapora "Report  Presented to the Preliminary Peace Conference by the Commission on the  Responsibility of the Authors of the war and on the Enforcement of Penalties,  March 29, 1919) da aynen yansımıştır.Demek ki 1919'da Ermeni Patrikhanesi de  Ermeni kayıp sayısını 200 bin olarak tahmin etmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(2) 24 Mayıs 1915 Müttefik  Kuvvetler; İngiltere, Fransa ve Rusya ilk kez açıkça bir başka hükümeti  "insanlığa karşı suç" işlemekle itham eden ortak bir bildiri yayınladı.  &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tasarının 2. maddesinde 24 Mayıs 1915  tarihindeki Müttefik deklarasyonuna yer verilerek güya Osmanlı devletinin  sürgünden önce uyarılmasına rağmen etnik temizlik yaptığı ileri sürülmekte ve bu  şekilde devletin planlı ve sistematik bir operasyon ile Ermenileri imha ettiği  fikri uyandırılmaya çalışılmaktadır. Elbette bu deklarasyon yayınlanmıştır ama  yayınlayanlar o tarihte Osmanlı'yı parçalamak için gizli anlaşmalar yapan  devletlerdir. Ayrıca deklarasyonu yayınlayan Rusya o tarihlerde ülkesindeki  Yahudilere karşı katliam yapmaktaydı. İngiltere ise Alman kökenli isyancı  vatandaşlarını sınır dışı etmekte yada toplama kamplarına göndermekteydi. Ayrıca  belirtilmelidir ki, deklarasyonda bahsedilen iddialar Ermeni siyasi partilerinin  görüşlerine dayanmakta ve tarih 20 Mayıs 1915'de Rusların Van şehrini tamamen  işgal etmesi ve Ermenilerin Müslümanları kılıçtan geçirdiği bir dönemdir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(3) Bu ortak bildiride,  "Müttefik Kuvvetler'in, bu suç için Osmanlı Devletinin tüm üyelerini ve yanında  bu katliamlara bulaşmış işbirlikçilerini de bizzat sorumlu tutacağını açık açık  Bab-ı Ali'ye beyan eder" deniliyordu. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Yukarıda ifade edildiği gibi bu  Müttefiklerin bir propaganda faaliyetidir. Nitekim Osmanlı Devleti verdiği  cevapta, Osmanlı topraklarında Ermenilere karşı katliam yapıldığı kesinlikle  yalandır demiştir. Osmanlı İmparatorluğu'&lt;wbr&gt;nun cevabında çok ilginç bir detay  da vardır: Bu iftiraların kaynağı Romanya ve Bulgaristan'&lt;wbr&gt;da bulunan  İngiltere ve Rusya konsoloslarıdı&lt;wbr&gt;r. Gerçekten de Taşnaksutyun Siyasi  propaganda büroları da bu iki ülke başkentindeydi ve Mavi Kitap'taki pek çok  katliam haberiyle ilgili raporlarda bu bürolardan çıkmıştır.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(4) I. Dünya Savaşı sonrası  Türk hükümeti, Ermeni soykırımının "organizasyonu ve uygulamasında" ve  "Ermenilerin katliamı ve imhasında" yer almış bulunan üst düzey yöneticileri  suçladı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tasarının 4. maddesi savaş sonrasında  Osmanlı'nın suçu mahkemelerinde kabul ettiğini ve soykırım sanıklarının tutuklu  olanlarını mahkum ettiğini iddia etmektedir. Ünlü Amerikan tarihçisi Justin  McCarthy bu mahkemeleri "kanguru mahkemeleri" olarak değerlendirmekte,  mahkemelerin işgalci müttefiklerin kukla yönetimi tarafından kurulduğunu  hatırlatmaktadı&lt;wbr&gt;r. İngiliz Yüksek Komiseri S.A.G. Caltorphe Londra'ya  yazdığı bir raporda yargılamaların maskaralığa dönüştüğünü ve hem Türk hem de  kendi hükümetlerinin itibarını zedelediğini belirtmiştir. (FO 371/4174/118377)  Ferudun Ata adlı bir tarihçi tarafından hazırlanan İşgal İstanbulu'nda Tehcir  Yargılamaları, Ankara 2005 adlı eserde ifade edildiğine göre, dönemin hükümeti,  Paris Barış Konferansı'nda daha uygun koşullar elde etmek ve muhalifi olduğu  İttihat ve Terakki Milletvekillerinden intikam almak için mahkemeleri kurmuştur.  Mahkemeler de sorgular da düzmecedir. Yalancı şahitler, sanıklar aleyhine ifade  vermeye zorlanmıştır. Örneğin Yozgat tehcir davasından sanık olan Jandarma  komutanı Binbaşı Tevfik aleyhine ifade veren kunduracı Artolos ücret karşılığı  ifade vermesi için İstanbul'a getirilmiş, daha sonra aynı kişi Dr. Ata'nın  tespitine göre Müslüman olmuş Rifat adıyla komisyona ifade vermiştir. Dr.  Ata'nın eseri bunun gibi yalancı tanık ifadelerini deşifre etmektedir. Tanıklar  lehine ifade veren kimse mahkemeye çıkarılmamıştır. Mahkeme başkanları yalan  şahitleri bazen ortaya çıkarmalarına rağmen asla cezai işleme baş  vurmamışlardır. Dr. Ata şahitlerin İngiliz Yüksek Komiserliğinde oluşturulan  "Ermeni-Rum Şubesi"nde eğitilerek mahkemeye gönderildiğini tespit etmiştir.  Tevfik Paşa hükümeti döneminde mahkeme kararlarının temyizi için açılan  davaların büyük bir çoğunluğu da bozulmuştur. Temyiz sonucu kararı bozulanlar  arasında maalesef idam edilen Nusret Bey'in davası da vardır. Öte yandan İngiliz  Komiseri Amiral Caltorphe da bu mahkemelerin Müttefik güçler için utanç verici  olduğunu rapor etmiştir (FO 371/4173/61185'&lt;wbr&gt;den naklen Gunther Lewy) 4.  Nisan 1919'da ABD'nin Yüksek Komiseri Lewis Heck, " yaygın bir şekilde,  [yargılamaları&lt;wbr&gt;n] çoğunun kişisel intikam saikiyle veya İtilaf Devletleri  yetkililerinin ve özellikle İngilizlerin kışkırtmasıyla yapılmakta olduğuna  inandığını" rapor etmiştir. (NARA 867.00/868; M 353, roll 7, fr. 448) Kaldı ki  haksız yargılamalarla bu kararların alınmasına yardımcı olan İngiltere, 144  İttihatçı ileri gelen mahkumu benzeri suçlamalarla Malta'ya götürmüş ama  haklarında somut delil bulamadığı için mahkemeye çıkarmamıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(5) Jön Türk Rejiminin  (İttihat ve Terakki Partisi) yetkilileri, kurulan askeri sıkıyönetim  mahkemelerinde, Ermeni halkına karşı katliamlar organize etme, uygulama  suçlamasıyla yargılanarak mahkum edildiler. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Dr. Feridun Ata'nın yukarıda işaret  ettiğimiz tespitleri dışında, Justin McCarthy, Gunter Lewy gibi tarihçiler bu  mahkemelerin güvenilir olmadığını, sanıklar aleyhine şahitlik yapanların  sorgulamaları&lt;wbr&gt;nın yasal zeminde yapılmadığını, savunmalarının dikkate  alınmadığını, mahkeme başkanlarının savcı gibi hareket ettiğini, sanığa savunma  hakkının usule uygun olarak verilmediğini belirtmişlerdir. Lewy'nin de  belirttiği gibi yargılamalar boyunca mahkeme hiçbir tanık dinlememiş ve hükümler  tamamıyla savunmanın yanıtı dikkate alınmadan yalan şahitlerin ifadelerine  dayanılarak verilmiştir. ABD'nin Yüksek Komiseri Lewis Heck Yozgat  mahkemesindeki sanıkların "anonim mahkeme kayıtlarına" dayanılarak  yargılanmaları&lt;wbr&gt;nı onaylamadığını ifade etmiştir. (NARA 867.00/81'den naklen  Gunther Lewy). Ayrıca mahkemeye çıkarılanların büyük bir çoğunluğu görevlerini  suiistimal ve askeri emre itaatsizlik gibi suçlardan mahkum olmuşlardır.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(6) Ermeni soykırımının başta  gelen organizatörleri olan Harbiye (Savaş) Bakanı Enver, İçişleri Bakanı Talat  ve Donanma Bakanı Cemal işledikleri suçlardan dolayı idama mahkum oldular, ancak  mahkemelerin kararları uygulanmadı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;İşgal İstanbul'undaki olağanüstü  mahkemelerde Enver, Talat ve Cemal gıyaplarında yargılanmışlar ve idama mahkum  edilmişlerdir. Ancak tasarı metninde ima edildiği gibi bu üç kişi, "Ermeni  halkına karşı katliamlar organize etmek ve uygulamak"tan değil, ülkeyi korkunç  bir savaşa sokmak gibi siyasi bir suçtan dolayı mahkum edilmişlerdir. Ayrıca not  etmek gerekir ki, İttihat ve Terakki Partisinin I. Dünya savaşında en etkili bu  üç kişisinin mahkemeleri firarda oldukları için gıyaben yapılmış, mahkemelerinde  hiçbir somut delil gösterilmeden mahkumiyet kararı verilmiştir. Dolayısıyla bu  sanıklara verilen cezanın infaz edilmemesi ihmal veya işlenen suça kayıtsız  kalmakla alakalı değildir. Üstelik Cemal Paşa Suriye'deki kamplarda Ermenilere  yaptığı yardımlar dolayısıyla Ermenilerin bile takdirini kazanmış, Lepsius bile  onun yardımlarını övmüştür. Sonuçta, bu üç tarihi şahsiyet firar ettikleri  ülkelerde Nemesis adlı gizli bir Ermeni terör örgütünün tetikçileri tarafından  öldürülmüşlerdir. Üstelik bu örgüt, mahkemelerde suçlu bulunmayan Sait Halim  Paşa, Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi gibi devlet görevlilerini de yargısız infaza  tabi tutarak öldürmüştür. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(7) Ermeni soykırımı ve bu  adlî başarısızlıklar, Avusturya, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, Rusya, Amerika  Birleşik Devletleri, Vatikan ve diğer birçok ülkenin ulusal arşivlerinde yer  alan karşı konulamaz delillerle belgelenmiştir. Bu belgelerdeki sayısız kanıt,  bu gerçekleri, bu olayları ve bu sonuçları doğruluyor. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tasarının 7. maddesinde Avusturya,  Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya ve ABD arşivlerinde yeterli arşiv belgesinin  soykırımı ispat için mevcut bulunduğu iddia edilmektedir. Ancak tarafımdan  Amerikan arşivlerindeki bütün malzeme görülmüş ve didik didik edilmiş olmasına  rağmen somut olarak kişiler hakkında kullanılabilecek nitelikli belgelerin  sayısının çok az olduğu tespit edilmiştir. Ölümlere veya katliamlara doğrudan  tanıklık edenlerin ifadelerini içeren belge sayısı çok azdır. Tanık ve konsolos  raporlarında sözü edilen hemen bütün katliam bilgileri duyumlara dayanmaktadır.  Belgelerin önemli bir kısmı da Patrikhane ve Taşnak siyasi propaganda  bürolarının deklarasyonları&lt;wbr&gt;ndan ibarettir. Nitekim  Malta'da tutuklu  bulunan 144 Türk hakkında Amerikan arşivlerinde yapılan araştırma sonucunda  hiçbir somut veriye ulaşılamamış ve R.G. Craigie, Lord George Curzon'a yazdığı  13 Temmuz 1922 tarihli yazıda delil teşkil edebilecek somut bir bilgiye  ulaşamadığını belirtmiştir. Bu yüzden olsa gerek Türk Hükümeti tarafından resmen  Ermenistan Cumhuriyetine önerilen ortak bir tarih komisyonu kurulması ve çalışma  sonuçlarının her iki tarafça kabul edilmesi teklifi reddedilmektedir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(8) ABD Ulusal Arşivleri,  Ermeni soykırımı İle ilgili çok kapsamlı ve doğru belgeleri bünyesinde  barındırmaktadı&lt;wbr&gt;r. Özellikle de ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 59. kayıt grubu  altındaki 867.00 ve 867.40 numaralı dosyalar kamuoyu ve ilgili kuruluşların  kullanımına büyük ölçüde açıktır.&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Amerikan arşivlerinde bulunan  belgeler çeşitli tasnifler altında toplanmıştır. Ermenilerin genelde iddialarını  dayanak olarak kullandıkları koleksiyon "Dışişleri Bakanlığı Belgeleri" ve  özellikle de "Türkiye'nin İçişleri"dir. Bu belgelerin büyük bir çoğunluğu  Morgenthau'nun iki Ermeni tercümanının yorumuyla derlenmiştir. Ermeni siyasi  propaganda bürolarının hazırladığı sahte tanık ifadeleri söz konusu raporlara  girmiştir. Bununla birlikte özellikle konsolos raporlarındaki duyumlarla ilgili  satırlar göz ardı edilerek bu belgeler okunduğunda tehcir operasyonun olumlu  tarafları hakkında çok değerli bilgiler içerdikleri görülecektir. Mesela  Halep'te bulunan J. Jackson'ın raporlarında Halep'e ulaşan Ermenilerin sayısının  500.000'lere ulaştığı, bunların kent içinde ve dışında evlere, köylere ve  kamplara yerleştirildikleri, Cemal Paşa'nın yaptığı yiyecek yardımları,  kampların yönetimi ve gelenlerin din, mezhep ve ulaşım vasıta çeşitlerine göre  tasniflerinin yapıldığı görülmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(9) 1913-1916 yılları  arasında Osmanlı İmparatorluğu'&lt;wbr&gt;nu nezdinde ABD Büyükelçisi olan Henry  Morgenthau, aralarında Osmanlı İmparatorluğumun müttefiklerinin de yer aldığı  çeşitli ülkelerin resmi görevlilerinin Ermeni soykırımına ilişkin protestolarını  organize etti ve başını çekti. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Madde 9-10. da Morgenthau'nun  kitabını soykırım iddialarını desteklemek için kullanmak bilimsel açıdan  kınanacak bir durumdur. Amerikalı tarihçi Heath Lowry, Morgenthau'nun Hikayesi  adını verdiği kitabında büyükelçinin iki Ermeni tercümanının raporları nasıl  tahrif ettiklerini delilleriyle göstermiştir. Kaldı ki Morgenthau'nun eseri  yerine onun Dışişleri Bakanlığına göndermiş olduğu raporların aslını kullanmak  daha doğru ve bilimsel metotlara uygun bir yaklaşımdır. Diğer taraftan  Morgenthau Anadolu'ya ayak basmış bile değildir ve kendisi fazlasıyla  Ermenilerin davasına angaje olmuş bir kişidir. Kendisinden sonra İstanbul'da  görev yapan Amiral Bristol de raporlarında Morgenthau'yu taraf olmakla ve  katliam haberlerini abartılı olarak bildirmekle suçlamıştır. Morgenthau'nun  eserinin 1918 yılında Paris Barış Konferansında Ermenistan delegasyonunun devlet  kurma taleplerini desteklemek üzere yazılmış bir propaganda eseri olduğu kanaati  bilim çevrelerinde hakimdir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(10) Büyükelçi  Morgenthau, ABD Dışişleri Bakanlığı'na Osmanlı İmparatorluğu hükümetinin  politikasını "bir ırkın imha kampanyası" olarak açıkladı ve kendisine 16 Temmuz  1915'te Dışişleri Bakanı Robert Lansing tarafından "Bakanlık, Ermeni zulmünü  durdurmak için (yürüttüğünüz)....prosedü&lt;wbr&gt;rünüzü onaylıyor" şeklinde bir  talimat verildi. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morgenthau'nun raporunda geçen bu tür  ifadeler onun tercümanı Arshag Schmavonian ve sekreteri Hagop Andonian'ın ne  kadar etkisinde kaldığını göstermektedir. Morgenthau'nun bu tespitlerini yaptığı  günlerde henüz pek çok ilde sevk ve iskan faaliyeti ya başlamamış ya da birkaç  hafta önce başlamıştır. Unutulmamalıdı&lt;wbr&gt;r ki Erzurum dışında pek çok doğu  vilayetinden sevk 1Temmuz 1915 sonrasında başlamıştır. Harput'tan sevkıyat 4  Temmuz'da Elazığ'dan 1 Temmuz'da, Trabzon'dan 1 Temmuz'da ve Yozgat'tan 18  Temmuz'da sevk başlamıştır. Demek ki Morgenthau'nun raporunu kaleme aldığı  Temmuz ayı, henüz yaşananları "bir ırkın imha kampanyası" olarak betimlemek için  çok erkendir. Bu rapor, olsa olsa büyükelçinin ön yargısını anlamak bakımından  uygun olabilir. ABD Dışişleri Bakanlığının söz konusu talimatı, kuşkusuz  Büyükelçisinin bakanlığa verdiği raporlar doğrultusundadı&lt;wbr&gt;r. Henüz erken bir  tarihte ABD Dışişleri Bakanlığının katliamların bir ırkın imhası boyutunda  olduğuna kanaat getirerek bir talimat vermesi zaten mümkün değildir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(11) 9 Şubat 1916'da  Kongre'nin hem Senato hem Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen 12 sayılı  kararında, ABD Başkanından, "bu ülkenin vatandaşlarının, o tarihlerde açlık,  hastalık ve tarifsiz acılarla boğuşan Ermenilerin refahı için toplanmakta olan  fonlara katkıda bulunarak onlara olan sempatilerini ifade edebilecekleri bir gün  ayırmasının" önerilmesi kararlaştırdı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Robert Lansing'in bu önergesi de  Amerikanın Ermeni kamplarındaki mültecilere yardım faaliyetine katkıda bulunmaya  yönelik bir faaliyetin sonucudur. Dolayısıyla Lansing'in önergesinin Ermenilerin  iddia ettiği gibi bir amaçla hazırlanmadığı açıktır. Zaten Dışişleri Bakanı  Lansing,  Başkan Wilson'a gönderdiği 21 Kasım 1916 tarihli yazısında Ermeni  tehcirinin aslında Ermenilerin ihanetinden dolayı yapıldığı savunulmuştur.  Ayrıca altı çizilmesi gereken bir nokta da şudur ki, o tarihlerde Müslüman köylü  de aynı şartlardan muzdariptir. Justin McCarthy'in "Death and Exile" kitabında  belirtildiği gibi Müslümanların kayıpları da 2 milyonun üzerinde olup, çoğu  açlık ve salgın sebebiyledir. Hikmet Özdemir'in "Salgın Hastalıklardan Ölümler  1914-1918" kitabında belirtildiği gibi hastane kayıtlarına göre ordunun bile  salgınlardan kaybı 401.859 kişidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(12) Başkan Woodrow, bir  Kongre kararıyla, Amerikan halkının evlatları sayılan 132.000 öksüz ve yetim  dahil, Ermeni soykırımından kurtulanlara yardım temelinde 1915-1930 arasında  $116.000.000'&lt;wbr&gt;lık bir tutara ulaşan ve "Yakın Doğu Fonu" olarak bilinen  derneğin oluşturulmasını onayladı ve teşvik etti. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Öncelikle bu derneğin ilk oluşumu  "Ermeni ve Süryanilere Yardım Komitesi" şeklinde olmuş ve kuruluşunda ABD  İstanbul Büyükelçisi H. Morgenthau önemli bir görev ve sorumluluk üstlenmiştir.  Bu yardım komitesinin taşradaki üyeleri misyonerler ve fakat özellikle  konsoloslar olmuştur. Mesela Halep koordinatörü konsolos J. Jackson'dır. Bu  komite 1919 yılında aynı amaçla kurulan diğer fonları bir çatı altında  toplayarak NER "Yakın Doğu Fonu" adını almıştır. Bu tasarıda vurgulanmayan  husus, bu yardım kuruluşlarının Osmanlı hükümetinin destek, teşvik ve izniyle  Ermeni ve diğer vatandaşlara yardım götürdükleridir. Savaşın başlangıcında  Osmanlı Devleti yabancı kuruluşlarının Ermenilere yardım etmelerine, "tehcire  karşı direnişin cesaretlendirilebil&lt;wbr&gt;eceği" ve mültecilerin her türlü  ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanacağı gerekçesiyle karşı çıkmıştır.  Ancak devletin maddi olanaklarının yetersiz kalması üzerine bu dernek de dahil  yabancı yardım kuruluşlarına sınırsız çalışma imkanı verilmiştir. Bu şekilde  kampları yardım kuruluşlarına açmak bile aslında başlı başına Ermenilere karşı  bir ırk imha politikası uygulanmadığına kanıttır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(13) 359 Sayılı, 13 Mayıs  1920 tarihli Senato Önergesi, "Senato Dış İlişkiler Komitesinin Alt Komitesi  tarafından yürütülen oturumlarda alınan tanık ifadelerinin rapor edilen  katliamların ve Ermeni halkının çektiği diğer mezalimlerin doğru olduğunu açıkça  doğruladığını" ifade ediyordu. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Maalesef şimdi ve o dönemde Amerikalı  politikacılar olaylara zaman zaman sırf Ermeni seçmenlerinin gözüyle bakmayı  alışkanlık haline getirmişlerdir. Ermeni propagandası masum Ermenilerin barbar  Türkler tarafından katledildiği şeklindeki masalı temsilcilerine kabul  ettirmişlerdir. Kaldı ki kısmen bu tanıklık ifadelerinde doğruluk payı bile  olsa, tarafsız bir ülke, Türk tanık ifadelerine de başvurmayı görev bilmelidir.  Nitekim Ermeniler de doğu Anadolu'da 1914-20 arasında yüz binlerce Türk ve  Müslüman öldürmüşlerdir. Amiral Mark L. Bristol, Türkiye'de görev yaptığı sırada  Ermeni propagandaları&lt;wbr&gt;nın ne kadar hayal mahsulü olduğunu görmüştür. 12 Mart  1926 tarihinde yazdığı geçmişte olanları özetlerken şunları yazmıştır: "Rusların  Doğu Anadolu bölgesine ilerlediği sırada Süryani ve Ermeniler Rusya saflarına  katılmışlardır.Rusları&lt;wbr&gt;n ilk ve ikinci ileri harekatları sırasında Ermeni ve  Süryaniler işgal edilen bölgedeki Müslüman nüfusa karşı intikam fırsatını  kullanmışlardır. Ruslar özellikle Erzurum civarında Ermenilerin taşkınlıklarını  ve şehrin Müslüman mahallelerinin büyük bir kısmının katledildiğini rapor  ediyorlar. Ne kadar büyük boyutta taşkınlıklar yaşandığı belki hiç  bilinmeyecektir. Fakat Ermeni ve Süryanilerin kuvvetlerini Rusya ordusu ile  birleştirdikleri güneye doğru olan bölgede, Amerikalılardan aldığım raporlara  göre, Hıristiyanlar Müslüman nüfusu tamamen imha etmişler,o kadar ki,  yörede   "yaşayan tek bir canlı hatta köpek, kedi, tavuklar bile kalmamıştır" (NARA  767.90g15). Ne var ki raporların bu kısımları Ermeni yazarlar tarafından özenle  ve gayri ahlaki boyutlarda gizlenmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(14) Önerge, General James  Harbord tarafından yönetilen Ermenistan Amerikan Askeri Misyonu Senatosuna  gönderilen ve "tecavüz, ihlal, işkence ve ölüm yüz güzel Ermeni vadisinde  unutulmayacak hatıralar bırakmıştır ve o yörede gezenler bütün devirlerin bu en  muazzam cürümünün delillerinden kendilerini pek uzak tutamazlar" diye yazan 13  Nisan 1920 tarihli raporun ardından geldi. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;General Harbord görevi gereği  gerçekleri öğretmek için gittiği Doğu Anadolu'da pro-ermeni bir kişi olmasına  rağmen Müslüman köylülerin Andranik'in yaptığı mezalimleri duyduğunda çok  etkilenmiş ve raporunda bunları da yazmıştır. Bununla birlikte Ermeni tarihçiler  onun Ermenilerin mezaliminden bahseden satırlarını görmemezlikten  gelmektedirler. Nitekim Harbord yapılan bütün propagandalara rağmen  "Ermenistan'ı&lt;wbr&gt;n mandasını üstlenecek devlet, aynı zamanda, Anadolu, Rumeli,  İstanbul ve Kafkasya'nın da mandasını üzerine almalıdır" şeklinde rapor  hazırlayarak kongrenin salt Ermenistan'ın mandasını üzerine alma yönündeki  görüşünün değişmesinde rol oynamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(15) ABD Holokost Anma  Müzesi'nde de gösterildiği gibi, Adolf Hitler, komutanlarına 1939'da Polonya'ya  saldırı emri verdiğinde kendisine yöneltilen eleştirileri "Bugün Ermeni  soykırımını kim hatırlıyor" diyerek bertaraf etmiş ve Yahudi soykırımının önünü  açmıştı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tasarı'da Adolf Hitler'in sözüne  sığınılması da (madde 15) tam bir aldatmacadır. Ermeni bilim adamı Dr. ROBERT  JOHN, Amerikalı bilim adamı Heath Lowry ve Türk bilim adamı Türkkaya Ataöv bu  sözün bir sahte alıntı olduğunu ispatlamışlardı&lt;wbr&gt;r. Nürnberg'de Hitler'e  atfedilen hiçbir konuşma metninde bu alıntı bulunamamıştır. Mahkeme Alman Askeri  kayıtları arasında Hitler'in 22 Ağustos 1939 günü ordu komutanlarına yaptığı  konuşmanın iki versiyonunu dosyaya almıştır. Bunlar US-29/786 PS ve US-30/1014  PS sayılarını taşımaktadır. Her iki belgede de Ermenilerden söz edilmemektedir.  Maalesef pek çok bilim adamı benzeri Ermeni yalanlarını tespit etmelerine rağmen  dile getirememekte, eleştirememektedirle&lt;wbr&gt;r. Çünkü Ermeni diasporasının  fanatikleri Atatürk'e atfedilen bir yalan röportajı ortaya çıkardı ve eleştirdi  diye, The Armenian Review dergisinin editörünü işten attırmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(16) Soykırım sözcüğünü 1944  yılında ilk olarak kullanan Raphael Lemkin, BM Soykırımı önleme ve Cezalandırma  Sözleşmesi'nin ilk savunucularındandı&lt;wbr&gt;. Lemkin, Ermeni meselesini 20.  yüzyıla ait kesin bir soykırım örneği olarak tanımlıyordu. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Rafael Lemkin'in bu soykırım  suçunu tanımlarken "Hitler'in Yahudilere ve Türklerin Ermenilere yaptıkları  gibi....bütün milli, ırkî veya dinî grupların sistematik imhası" ibaresini  kullanması günümüzde hiçbir şey ifade etmemektedir. Çünkü Lemkin bir tarihçi  değildir ve hukuki tanımı sahip olduğu bilgiler doğrultusunda yapmaktadır.  Elindeki bilgilerin Ermeni görüşleri doğrultusunda olduğu açıktır. Ayrıca o  günden beri yapılan çalışmalar Ermenilere yapılan sevk ve iskan operasyonunun  tanımda yer alan unsurlara uymadığını ortaya koymuştur. Lemkin'in tanımı yaptığı  dönemde Ermeni tehciri hakkında bilgi ve belge çok azdır ve bilimsel çalışmalar  son derece sınırlıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(17) Soykırımla ilgili ilk  karar BM tarafından Lemkin'in önerisi üzerine 11 Aralık 1946'da benimsendi. BM  Genel Kurul kararı (96) ve BM Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi,  BM'nin mevcut hükümlerini yasalaştırarak benzer suçları önleme ve cezalandırma  amacıyla Ermeni soykırımını bir suç olarak tanımladı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ermenilerin hemen her tasarıda yer  verdiği bu iddia etkileyici olmakla birlikte, tamamen asılsızdır. "Ermeni  soykırımı" BM tarafından asla kabul edilmemiştir. Bilakis 1948 sözleşmesinin  geriye işlemediği hem sözleşmede hem de Ermeni yanlısı olarak hazırlanıp BM'ye  sunulan raporlara karşı yapılan eleştirilerde dile getirilmiştir. 1985'te  toplanan Alt Komite (yukarıda da değinildiği gibi) soykırım iddialarına karşı  ortaya konulan deliller ışığında raporu kabul etmeyi reddetmiş ve "not" etmekle  yetinmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(18) 1948 yılında BM Savaş  Suçları Komisyonu Ermeni soykırımı hakkında 'insanlığa karşı suçlar terimini  kesin olarak karşılayan fiillerden biridir' tanımıyla Nurenberg Mahkemeleri için  bir öncül olarak kullandı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tasarının bu maddesi de Ermeniler  tarafından sıklıkla işlenen bir yanlış yoruma dayanmaktadır. Öncelikle ifade  etmek gerekir ki Nüremberg mahkemelerinde sanıklar insanlığa karşı işlenen  suçlardan ceza almışlardır. Zaten aksi de mümkün değildir çünkü soykırım  sözleşmesinin kabul tarihi 1951 yılıdır. Nitekim BM Ekonomik ve Sosyal Kurulu,  İnsan Hakları Komisyonu, Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt  Komisyonu 1985 yılında 1915'te Osmanlı İmparatorluğu'&lt;wbr&gt;nun Doğu Anadolu  bölgesindeki olayları soykırım olarak tanımamıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(19) Komisyon, "Sevr Barış  Antlaşması'nın 230. maddesinin hükümlerinin, 1915'teki İttifak Devletleri  beyannamesiyle uyum içinde...Türk topraklarında Ermeni veya Rum asıllı Türk  vatandaşlarına karşı işlenmiş suçları" kapsadığını belirtiyordu. Bu nedenle, bu  madde, Tokyo ve Nuremberg sözleşmelerinin 6c ve 5c maddelerine göre "insanlığa  karşı suçlar" kategorilerinden birine örnek teşkil etmektedir.  &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Önceki maddede açıklandığı gibi  Nuremberg mahkemeleri, II. Dünya Savaşı sırasında işlenen suçlar için mağlup  hükümetleri cezalandırmak üzere Müttefik devletler tarafından kurulmuştur. Bu  mahkemelerin davaları "soykırım davaları" değildir. Dolayısıyla Nuremberg ve  Tokyo Sözleşmelerinin 6c ve 5c Maddesi Ermeni tezleri açısından asla emsal  oluşturamaz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(20) 8 Nisan 1975'te kabul  edilen Temsilciler Meclisi kararı (148) ile "Bu yılın 24 Nisan'ı 'insanların  insanlara insanlık dışı davranışının hatırlanmasının ulusal günü' olarak  düzenlenmiştir. ABD Başkanı bugünün tüm soykırım kurbanlarını, Özellikle de  Ermenilerin hatırlanması için Amerikan vatandaşlarını çağırmaya yetkili kılınmış  ve bu çağrıda bulunması kendisinden istenmiştir" denmiştir. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ne yazık ki Ermeni  propagandaları&lt;wbr&gt;nın etkisiyle alınan bu karar gereği ABD Başkanları I. Dünya  Savaşında çeşitli sebeplerle ölen Osmanlı vatandaşlarını etnik ve dini bakımdan  ayrıma tutmakta ve sadece Ermeni ölüler için anma gününde konuşma yapmaktadır.  Ölüleri dinleri ve etnik kökenleri nedeniyle siyaset konusu yapmak medeni  insanlara ve ülkelere yakışmasa gerektir. Kaldı ki ABD Başkanları soykırım  sözcüğüne bugüne kadar konuşmalarında yer vermemişlerdir. Bu isabetli bir  yaklaşım tarzıdır, çünkü olayların hangi şartlarda yaşandığını konu alan  "Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917" adlı çalışmamızda, açık bir şekilde sevk ve  iskanın sistematik, planlı bir yok etme planının uygulaması olmadığı  kanıtlanmıştır. Bu çalışmamız özellikle konsolos ve misyoner raporlarına  dayanmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(21) Başkan Ronald Reagan 22  Nisan 1981 tarihli 4838 no'lu kamuoyu açıklamasında kısmen, Ermeni soykırımı,  Kamboçya soykırımı ve Yahudi soykırımından çıkarılan derslerin asla unutulmaması  gerektiğini" belirtti. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin ABD'de güçlü bir lobi  faaliyeti olduğu bilinmektedir. Ayrıca Boston ve Massachusetts ve California  Eyaletlerinde çok sayıda Ermeni yaşıyor olması buradaki senatörleri Ermeni  tezlerine sıcak bakmaya yöneltmektedir. Başkanlar da politikacılardan farksızdır  ve seçmen kitlelerinin taleplerini göz ardı edemezler. Üstelik Ronald Reagan'ın  konuşma yazarı Ermeni asıllı bir ABD vatandaşıdır. Bu yüzden Ronald Reagan'ın  kişisel olarak soykırıma inandığını belirtmesi sürpriz teşkil etmez. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(22) 10 Eylül 1984'te kabul  edilen Temsilciler Meclisi kararı (247) ile "Bu yılın 24 Nisan'ı 'insanların  insanlara insanlık dışı davranışının hatırlanmasının ulusal günü' olarak  düzenlenmiştir. ABD Başkanı bugünün tüm soykırım kurbanlarını, özellikle de 1,5  milyon Ermeni'nin hatırlanması için Amerikan vatandaşlarını çağırmaya yetkili  kılınmış ve bu çağrıda bulunması kendisinden istenmiştir" denmiştir  &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Böyle bir karar alınmış olsa bile ABD  Başkanı bu talep doğrultusunda 24 Nisan gününü "Ermeni soykırım günü" olarak  kabul etmeyi ve anmayı reddetmiştir. Temsilciler Meclisinin kararı elbette  siyasi nitelikli bir karardır ve doğru olup olmaması çok az imza sahibini  ilgilendirmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(23) 1985 yılı Ağustos  ayında, ABD Ayrımcılığı Önleme ve Azınlıkları Koruma Alt Komisyonu 14/1 oyla,  "Soykırım Suçunun Önlenmesi ve cezalandırılması Sorunu" adlı bir çalışma  raporunu kabul etti. Bu raporda "Nazi sapkınlığı 20. yüzyıldaki tek soykırım  olayı değildir. Diğer örnekler arasında "1915-1916'da Osmanlı  İmparatorluğu'&lt;wbr&gt;nun Ermenileri katliamı" gösterilebilecek örnekler arasına  girebilir, deniyordu. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tasarının en ciddi yalanı ise BM  İnsan Hakları Komitesinin bir raporunun 1915-1916 yılında Ermenilerin Osmanlılar  tarafından katledilmesini kabul ettiğine dair bir raporu kabul ettiğidir. Mr.  Whitaker raporu olarak hazırlayanın adıyla anılan bu rapor alt komitede kabul  edilmemiştir. Tam tersine  komite raporu teslim almayı "alındı" sözcüğünü  taslaktan silerek (Dosya E/CN.4/1986/&lt;wbr&gt;5-E/CN.4/&lt;wbr&gt;Sub.2/1985/&lt;wbr&gt;57;  Para.57) reddetmiş, bunun yerine "not alındı" şeklinde özel rapora  (E/CN.4/1986/&lt;wbr&gt;5 E/CN.4/Sub.2/&lt;wbr&gt;1985/57 sayfa 99. para 1). Maalesef bu  kuyruklu yalan bilimsel toplantılarda bile karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca taslak  10 leyhte, 6 karşı ve 6 çekimser oy ile İnsan Hakları Komitesine sunulmamıştır.  Diplomatik ve hukuki açıdan bakıldığında Mr. Whitaker raporu kabul edilmemiş  "not" edilmiş ve daha yüksek karar organına transferi reddedilmiştir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(24) Bu raporda "Birtakım  tanık ve bağımsız otoritelerin söylediklerine göre Ermeni nüfusunun muhtemelen  yarısından fazlasını teşkil eden 1 milyon kişi öldürülmüş ya da ölümcül  koşullarda tehcir edilmiştir" deniyordu. Bu durumu, ABD,  Almanya ve İngiltere  arşivlerindeki ve Osmanlı İmparatorluğu'&lt;wbr&gt;nun müttefiki Almanya'nın o dönemki  diplomatları da dahil raporları doğrulamaktadı&lt;wbr&gt;r. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Mr. Whitaker'in raporunun Ermeni  tarihçilerin görüşleri doğrultusunda hazırlandığı açıktır. Nitekim alt komite  toplantısına ABD temsilcisi Mr. Carey bile "bütün mevcut kaynakların dikkate  alınmadığı ve bu sorun titiz bir şekilde derinlemesine  incelenmemiştir.&lt;wbr&gt;...Soykırım sorunu yeterince titizlikle ele alınmamıştır".  Aynı komitedeki toplantı da Fransa temsilcisi Mr. Joinet "Mr. Whitaker'in raporu  hakkındaki tartışma aslında tarih hakkında bir tartışmadır" demiştir. Nitekim 1.  madde hakkındaki yorumumuzda bir milyon rakamının bir duyumdan ibaret olduğu ve  tehcirin ilk günlerinde gündeme geldiği belirtilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(25) ABD Soykırımı Anma  Konseyi (bağımsız bir federal teşekkül) oybirliğiyle 30 Nisan 1981'de kendi  müzelerinde Ermeni soykırımına yer vermeyi kararlaştırdı ve o günden beri de yer  vermektedir. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Müze yetkililerinin Ermeni  propagandası ve baskısı altında aldığı bu karar "soykırım tezini" güçlendiren  veya realiteye dönüştüren bir karar olarak değerlendirilemez.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(26) ABD Columbia Bölgesi  Temyiz Mahkemesi'nce 1993'te ortaya konan, Ermeni soykırımıyla ilgili eldeki  dokümanların muğlak olduğuna ilişkin iddia ABD'nin uzun dönem politikasına  uymayacağı gerekçesiyle geri çekildi. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Türk tarafının tarihi olaylar  hakkındaki görüşleri alınmadan alınan her karar gibi bu kararın da bağlayıcılığı  yoktur. Bu ve benzeri kararlar Ermeni tarihçilerin ortaya koyduğu veriler  ışığında alınmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(27) 5 Haziran 1996'da  Temsilciler Meclisi yabancı yardımlar ve uluslararası dış ticaretle ilgili 3540  kanunda değişiklik yaparak, Türkiye Hükümeti'nin Ermeni soykırımını tanıyıp  kurbanlarını onurlandırıncaya kadar Türkiye'ye yapılan yardımlarda 3 milyon  dolarlık bir kesinti yapılması kararlaştırıldı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Yine bu karar da, Ermeni propaganda  faaliyetlerinin Temsilciler Meclisinde etkili lobisi sayesinde alınmıştır.  Politikacılar maalesef gerçeklerle ilgilenmemekte, çok az bilgi sahip oldukları  konularda bile oy kaygısıyla yanlı hareket edebilmektedirler. Zaten Türkiye de  soykırımı tanıma şartı getiren hiçbir yardımı kabul etmeyecek kadar bu konuda  kesin politika sahibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(28) Başkan William Jefferson  Clinton 24 Nisan 1998'de "Bu sene geçmişte de olduğu gibi Amerikan Ermenilerini  tarihin en üzgün bölümlerinden biri olarak anacağız. Bu anma, yurdundan  edilmeler ve 1,5 milyon Ermeni için yapılacaktır" demişti. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Görüldüğü gibi Başkan Clinton katliam  ve tehcirden söz etmekte ama yaşanan trajediyi "soykırım" olarak  tanımlamamaktadı&lt;wbr&gt;r. Soykırım hukuki çerçevesi çizilmiş bir suçtur ve 1948 BM  Sözleşmesi ile koşulları ortaya konulmuştur. Başkan Clinton hukuki bakımdan  Ermenilerin yaşadıklarını soykırım olarak açıklayan her hangi bir karar  olmadığının farkında olarak "soykırım" sözcüğünü kullanmamaktadı&lt;wbr&gt;r. Kaldı ki  katliam ile soykırım hukuken çok farklı kelimelerdir. Katliam her zaman her  toplumda görülebilecek adi vakalardır.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(29) Başkan George W.  Bush ise 24 Nisan 2004'te "Bugün 20. yüzyılın en korkunç trajedilerinden birinin  anılmasına ara vereceğiz. 1,5 milyon Ermeni'nin sürülerek öldürülmesini  hatırlamak amacıyla saygı duruşundayız" dedi. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Yine burada da yaşananlar trajedi  olarak nitelendirilmektedi&lt;wbr&gt;r. Savaşın kurbanları karşısında saygı duruşuna  geçmek her insanın insanlık görevidir. Ermeni tasarısının başlangıcından beri  iddia ettiği ise olayları soykırım olarak nitelendirilmiş göstermeye  çalışmaktadır. ABD Başkanlarının bile hukuken olayları "soykırım" olarak  tanımamış olmaları aslında bu tasarının başından beri çelişkili olduğunu ortaya  koymaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;(30) Ermeni soykırımının  uluslararası alanlarda tanınıp kabul edilmesine rağmen yerli ve uluslararası  otoritelerin soykırımı cezalandırmadaki başarısızlıkları benzeri soykırımların  olmasına ve gelecekte de olabilmesine bir nedendir ve Ermeni soykırımını tanımak  gelecekte soykırımın önlenmesi için tek çözümdür. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Maalesef bunu söyleyenler 26 Şubat  1992'de Hocalı'da bir katliam yapmış, 180.000 Azeri'yi Karabağ ve çevresinden  tehcir etmiş ve Azerbaycan topraklarının %20'sini işgal ederek bir milyondan  fazla insanı "kaçgın" durumuna düşürmüştür. Bu insanlar hala "ölecek bir  vatanımız bile yok" diyerek sefil şartlarda kendilerine hükümet tarafından  tahsis edilen gayri sıhhi evlerde günlük 30 dolarla yaşamaya çalışmaktadırlar.  Azerbaycanlılar kendilerine yapılan muameleyi bir soykırım olarak  nitelendirmektedirl&lt;wbr&gt;er. Demek ki kendilerine soykırım yapıldığını iddia  edenler bile soykırım yapabilmektedirler. Bu haliyle tasarının Ermenilerin  yaptığı mezalime ve Hocalı katliamına engel olmamış olması düşündürücüdür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-1137553854574461319?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/1137553854574461319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/1137553854574461319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_12_01_archive.html#1137553854574461319' title='Ermeni yasa tasarısı&apos;nın Türkçeye çevrilmiş tam metni ve cevabı'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-1090714215380685164</id><published>2007-09-16T08:37:00.000-05:00</published><updated>2007-09-16T08:46:22.787-05:00</updated><title type='text'>Enver ve Cemal Pasa'yi da Ermeniler oldurmus</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_YF0BJQ1kUaE/Ru0zYzz_4MI/AAAAAAAAA_8/-p0XY4C3Obk/s1600-h/Enver-Talat-Celal+pasa.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110797653453562050" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_YF0BJQ1kUaE/Ru0zYzz_4MI/AAAAAAAAA_8/-p0XY4C3Obk/s320/Enver-Talat-Celal+pasa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir'in, Talat Paşa, Enver Paşa ve Cemal Paşa'nın 1921 ve 1922 yıllarında Ermeni suikastçılar tarafından öldürülmesini yabancı ve yerli belgelerle incelediği "Üç Jöntürk'ün Ölümü" adlı kitabı yayınlandı. Kitapta yer alan belgelere göre, Talat Paşa gibi, iddiaların aksine Cemal ve Enver Paşaların da Ermeniler tarafından öldürüldükleri ortaya çıktı. Remzi Kitapevi tarafından basılan "Üç Jöntürk'ün Ölümü" adlı 336 sayfalık kitapta, Ermeni suikastçıların 1980'lerde Türk diplomatlarına yönelik saldırıları da yer aldı. Prof. Dr. Hikmet Özdemir, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni "bir siyasi tavır ve okul olarak vatansever hareket" olarak tanımladığı "Üç Jöntürk'ün Ölümü" kitabında, İttihat ve Terakki liderliği ile Ankara'daki Kemalistler arasındaki iktidar mücadelesinin yanı sıra, Ermeni suikastçıların Talat Paşa, Cemal Paşa ve Enver Paşa'yı nasıl öldürdükleri de belge ve mektuplarla detaylı biçimde anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ONLARI UNUTANI UNUTMAK GEREK&lt;br /&gt;Prof. Dr. Özdemir, kitabın sunuşu niteliğindeki 25 sayfalık değerlendirmesinin son bölümünde şunları söylüyor: "Atatürk'e yürekten bağlı bir akademisyen olarak, İttihat ve Terakki'yi diriltmek ve onun yönetimlerini benimsemek gibi bir siyaset anlayışının kesin olarak karşısındayım. 1920-1926 döneminde Kemalist-İttihatçı ilişkileri bu açıdan da değerlendirilmelidir. Üç Jöntürk'ün Ölümü'nde aktarılan mektuplar, Kemalist ve İttihatçı liderler arasında bir ilişkinin değil, kıyasıya ve çok şiddetli mücadelenin varlığını kanıtlamaktadır. İttihatçılar ve Kemalistler arasında çok ciddi bir ayrım bulunduğunu düşünmekteyim. Fakat, çok dramatik bir tarihi gerçeğin de bilincindeyim: Ermeni suikastçılar tarafından bir mistik 'kör inanç' adına katledilen, Talat, Cemal, Enver ve dava arkadaşları (ve elbette 1980'lerde yurtdışındaki görevlerinde katledilen diplomatlarımız) Türk Ulusu'nun vicdanlarına emanet edilmiş şehitlerdir. Onları unutanları unutmak gerekir, diye düşünüyorum. Üç Jöntürk'ün Ölümü, onları unutmamak adına bir mütevazı katkı mı bilemiyorum?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN ÇOK SALDIRI FRANSA DA GERÇEKLEŞTİ&lt;br /&gt;Talat, Cemal ve Enver Paşa'ya yönelik suikastların nasıl planlandığı, hangi istihbarat örgütleri ve ülkelerin rol oynadığı irdelenen kitapta, özellikle Talat Paşa cinayetinde Almanya'daki yargılamayla ilgili tartışma yaratacak yeni belgeler ve bilgiler yer alıyor. "Üç Jöntürk'ün Ölümü" kitabındaki istatistiklere göre, 1970'lı yıllardan 1984'de kadar Türk diplomatlarına karşı en çok saldırı Fransa'da yaşanıyor. Türk diplomatlarına yönelik saldırıların ülkelere göre dağılımı şöyle : "Fransa (37), İsviçre (25), İtalya (20), Lübnan (17), ABD (15), Türkiye (14), İspanya (11), İran (10), Belçika (5), İngiltere (5), Kanada (5), Danimarka (4) Yunanistan (4), Batı Almanya (4), Avusturya (3), Hollanda (2), Portekiz (2), Avustralya (1), Irak (1), SSCB (1), Bulgaristan (1), ve Yugoslavya (1)" (ANKA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin orjinali:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sabah.com.tr/haber,338FA40DAFD24F7AB48C4FC23654C548.html"&gt;http://www.sabah.com.tr/haber,338FA40DAFD24F7AB48C4FC23654C548.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-1090714215380685164?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/1090714215380685164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/1090714215380685164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_09_01_archive.html#1090714215380685164' title='Enver ve Cemal Pasa&apos;yi da Ermeniler oldurmus'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_YF0BJQ1kUaE/Ru0zYzz_4MI/AAAAAAAAA_8/-p0XY4C3Obk/s72-c/Enver-Talat-Celal+pasa.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-2199654000276494092</id><published>2007-03-12T12:42:00.001-05:00</published><updated>2007-03-12T12:42:58.653-05:00</updated><title type='text'>Bırakın Tarihçiler karar versin - Prof. Dr. Justin McCARTHY</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Günümüzde süre giden Ermeni meselesi tartışmaları boyunca tarih yazmaya çalışan  politikacıları hedef alan bir yaklaşım ortaya çıkmıştır. “Bırakınız tarihçiler  karar versin”. Bu ifadeyle ne demek istediğimizi çok azımız ortaya  koyabilmiştir. Şimdi bunu yapmanın tam zamanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyetçi eğilimleri  korumak amacıyla yazılmış yanlı tarih ile olması gereken tarih arasında çok  büyük bir fark vardır. Tarih geçmiş hakkındaki doğruyu bulmayı hedefler.  Tarihçiler doğrunun aldatıcı olduğunun farkındadırlar. Kararlarını etkileyen  önyargılarının olduğunu bilirler. Bütün gerçeklere hiçbir zaman  ulaşılamayacaklarını da bilirler. Fakat tüm bunlara rağmen her zaman doğruyu  bulmaya çalışırlar, o doğru her ne ise.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi kullanan milliyetçiler ise  çok farklı emellere sahiptirler. Geçmişteki olayları milli mücadelelerinde birer  silah gibi kullanırlar. Onların bir amaçları vardır- davalarını kazanmak- ve bu  uğurda her şeyi kullanırlar. Bir tarihçi bütün ilgili gerçekleri bir araya  getirmeye ve bir bütünlük içinde olaylara bakmaya çalışırken, öte yandan bir  milliyetçi tarihten amacına yönelik olan parçaları seçer ve diğerlerini dikkate  almaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer insanlar gibi tarihçiler de politik amaç ve ideolojilere  sahiptirler, fakat gerçek bir tarihçi gerçekler onun inancını doğrulamadığında  hatalarını da kabul eder. Ancak davası uğruna her şeyi göze almış bir milliyetçi  bunu asla yapmaz. Gerçekler öngördüğü teorilere uymazsa, milliyetçi onları  dikkate almaz ve davasını tamamlamak için başka yollar arar. Gerçek tarihçiler  hatalar yapabilirler. Davası uğruna her şeyi göze alan milliyetçi ise bilinçli  hatalar yapar ve entelektüel suç işlerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni Sorunu uzun süreden  beri milliyetçi çalışmalara konu olmaktadır. Bu ise tarihsel araştırmanın  prensiplerini hiçe sayan tutarsız bir tarihin oluşmasına neden olmaktadır. Fakat  Türkler ve Ermeniler kullanılması gereken araçlarla tarihe yaklaştıklarında,  mantıklı ve tutarlı sonuçlar elde edeceklerdir. “Bırakın tarihçiler karar  versin”; bütün gerçeklere bakan, bütün görüşleri değerlendiren, tarihsel  prensiplere başvuran ve mantıklı sonuçlara varan diğer tüm tarihsel araştırmalar  gibi, yapılması gereken tarihsel bir araştırmaya çağrıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihçiler  özellikle şu temel soruları sorarlar: “Bir Ermenistan var mıydı? Ermenilerin  Osmanlı İmparatorluğu içinde kendi devletlerini haklı olarak talep edecekleri  kadar Ermenilerin çoğunluğu oluşturduğu bir bölge var mıdır?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların  cevaplarını bulabilmek için, tarihçiler özellikle istatistik arşivleri olmak  üzere, devlet nüfus istatistiklerine bakarlar, çünkü devletler çok nadiren kendi  kendilerine yalan söylerler. Devletler kendi vatandaşlarının sayısını bilmek,  onları anlamak, izlemek, askere almak ve daha önemlisi vergilendirmek için  bilmek isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda Osmanlıların diğer devletlerden farkı yoktur.  Diğer devletler gibi hatalar yaparlar, özellikle de kadınların ve çocukların  sayımında bu hatalar söz konusudur. Ancak bu eksik sayımlar istatistiksel  metotlar kullanılarak düzeltilebilir. Sonuçta Osmanlıda yaşayan Ermenilerin  sayısı hakkında en gerçekçi tabloyu elde etmiş oluruz. Birinci Dünya Savaşı  başlarında Ermeniler “Osmanlı Ermenistan” (Ottoman Armenia) diye tabir ettikleri  bölgede toplam nüfusun yalnızca %17’sini teşkil etmekteydiler. Aslında dünyadaki  tüm Ermeniler Doğu Anadolu’ya gelseler yine de orada çoğunluk  oluşturamazlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı’nın doğusunda yaşayan Ermenilerin görece az  sayıda bulunmalarından şu iki çıkarıma ulaşılabilir: Birincisi, Anadolu’daki  Ermenilerin Osmanlı Devleti’ne karşı tek başlarına büyük bir tehlike  oluşturmaları olanaksızdı. Bazı Ermeni isyancıları devlet düzenini bozmuş  olabilir, ancak bunların çok azı Osmanlı otoritesini tehdit edecek düzeydeydi.  Ermeni isyanları, yalnızca Ruslar tarafından sağlanabilecek olan dış desteğe  ihtiyaç duymuşlardır. İkincisi, Ermeni milliyetçileri öncelikle o bölgede  yaşayan Müslümanları tamamen tahliye ettikleri takdirde yalnızca kendilerine ait  olan devleti yaratabileceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman-Ermeni arasındaki düşmanlığın  tarihi gelişimini anlamak için tarihsel prensipler kullanılabilir. Bu ilkeler  uygulandığında Ermenilerin tarihinin de başka tarihlerden farklı olmadığı  görülür. O tarihin bir kısmı, çevre koşulları nedeniyle tekdir, ancak diğer  tarihlerle başka yer ve zamanlarda geçen olaylarla benzerlikler taşır. Bu  prensipler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Çoğu etnik çatışmalar uzun süreler içerisinde oluşurlar.  Almanlar ve Polonyalılar, Finliler ve Ruslar, Hint yarımadasındaki Hindular ve  Müslümanlar, İrlandalılar ve İngilizler, Avrupalılar ve Kuzey Amerika’daki yerli  Amerikanlar- bütün bu çatışmaların yayılması kuşaklar boyu ve sık sık da  yüzyıllarca sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Modern zamanlara gelinceye kadar etnik grupların ve  insanların toplu, çoğu karşılıklı, ölümlerinin en az iki tarafın savaşmasının  bir sonucuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Milliyetçi devrimcilerle devletler arasında çatışma  çıktığında tarafların ilk karşı karşıya gelmesini devrimciler başlatmışlardır.  Yerleşik devletlerin çıkarını iç barış oluşturur. İyimser olarak baktığımızda,  devletlerin yurttaşlarına sağladıkları yararlar sonucunda iç huzur beklerler.  Daha az iyimser olursak, barışın vergi toplamayı ve iç değil de dış düşmanlarla  savaşmak için orduyu kullanmayı kolaylaştırdığı görülür. Dünya tarihi bunun  örnekleriyle doludur. Osmanlı İmparatorluğu içindeki Yunanistan, Sırbistan ve  Bulgaristan isyanları bu prensibin doğruluğunu gösterir şekildedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  prensipler doğrultusunda, Türklerin ve Ermenilerin tarihi, başkalarının  tarihinden farklı değildir. Tarihi prensipler uygulanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler ve  Ermeniler arasındaki anlaşmazlık uzun bir süre içerisinde gelişmiştir.  Ermeni-Müslüman anlaşmazlığının ortaya çıkmasında ilk suçlanması gereken  Rusların emperyalist yayılmasıdır. Korkunç Ivan zamanında, 16. yüzyılda Ruslar  fethettikleri topraklardan Müslümanları sürme politikası izliyorlardı. Sonraki  üç yüz yıl boyunca, Müslümanlar, çoğu Türk olmak üzere, bugün Ukrayna, Kırım ve  Kafkasya olarak bilinen yerlerde ya öldürüldüler ya da buralardan sürüldüler.  1770’lerden 1850’lere kadar Rus saldırıları ve Rus kanunları 400,000’den fazla  Kırım Tatar’ını topraklarını terk etmeye zorladılar. Kafkasya bölgesinde 1.2  milyon Çerkez ve Abhaza Ruslar tarafından ya sürüldü ya da öldürüldü. Bunlardan  üçte biri yaşamını kaybetti- çoğunlukla göz ardı edilen Müslüman katliamlarından  biridir. Tatarlar, Çerkezler ve Abazalar Osmanlı İmparatorluğu’na geldiler.  Onların varlığı Osmanlı Müslümanlarına Rus istilasının neler yapabileceğini  öğretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1790’larda Kafkasya bölgesindeki Ermeni azınlığın üyeleri  Müslüman yönetime karşı isyana başladı ve Rus istilacılarla ittifak kurdular.  Silahlı Ermeni birlikleri Ruslara katıldılar. Ermeni casuslar Ruslar için  istihbarat çalışmalarda bulundular. Bu savaşlarda Müslümanlar katledildi ve  sürüldüler. Ermeniler buna karşılık daha önce, Karabağ gibi, Müslümanların  yaşadıkları yerlere göç etmeye başladılar. Bu Güney Kafkasya ve sonra Doğu  Anadolu’da yaşayan insanların, iki farklı kampa bölünmelerine yol açacak  olayların başlangıcıdır-bir tarafta Rus İmparatorluğu ve Ermeniler, diğer  tarafta Müslüman halk ve Osmanlı İmparatorluğu. Çoğu Ermeni’nin ve Müslüman’ın  kuşkusuz bu anlaşmazlıklarla ilgisi yoktu, ama olaylar onları bir taraf tutmaya  zorladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1827-1829 Ruslar ve İranlılar ile Ruslar ve Osmanlılar  arasındaki savaşlar doğuda 1920’lere kadar sürecek olan nüfus değişimlerine  neden oldu. Ruslar bugün Ermenistan Cumhuriyeti olarak tanınan Ermeni Hanlığı’nı  fethettiklerinde nüfusunun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyordu. Bunların  yaklaşık üçte ikisi, 60,000 Müslüman, Ruslar tarafından Erivan’ın dışına  sürüldüler. Ruslar işgallerini Ermenilerden de destek buldukları Anadolu’da  sürdürdüler. Savaşın sonunda Ruslar Doğu Anadolu’yu terk ederken onlara  50-90,000 kadar Ermeni de katıldı. Erivan ve diğer bölgelerden sürülen  Müslümanların yerlerine yerleştiler, onlara İran’dan gelen 40,000 Ermeni de  katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük nüfus değişimleri başlamış ve sonucunda Anadolu  Müslümanları ve Ermenileri arasındaki güven kaybolmuştu. Ruslar 19. yüzyılda,  Kırım Savaşı ve 1877-78 Rus-Türk Savaşı sırasında Anadolu’yu iki kere daha  fethedeceklerdi. Her iki savaşta da önemli sayıda Ermeniler Ruslara katılıp  casusluk ve işgal kuvvetleri polisliği yapmışlardır. Örneğin Erzurum’da, İngiliz  konsolosluk görevlilerinin raporuna göre Ruslar tarafından atanan Ermeni polis  şefi ve onun komutasındaki Ermeni kuvveti “Muhammet’e inananlara taciz etmişler,  kötü davranmışlar ve hakaret etmişlerdi”, ve 6,000 Müslüman aileyi şehri terk  etmeye zorlamışlardı. Ruslar geri çekilirken Müslümanların intikamından korkan  25,000 Ermeni de onlara katıldı. Ancak en büyük göç 1882 yılında çoğunluğu Türk  olan 70,000 Müslüman’ın ve 40,000 Lazın Rusların işgal ettikleri topraklardan  sürülmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1900’lerde yaklaşık 1,400,000 Türk ve Kafkas Müslüman,  Ruslar tarafından yerlerinden edilmiştir. Bunların üçte biri ölmüş, öldürülmüş  ya da açlık ve hastalıkların kurbanı olmuştur. 125,000 ile 150,000 arasında  Ermeni, Osmanlı Anadolu’sundan (Ottoman Anatolia) Erivan’a ve Rusların elinde  bulunan Güney Kafkasya’nın diğer bölümlerine göç etmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Rus  emperyalizminin ödettiği bedeldi. Yalnızca bir buçuk milyon insan sürülmek ve  öldürülmekle kalınmamış, aynı zamanda etnik barış da yok edilmiştir.  Müslümanlara, yedi yüz yıldır beraber yaşadıkları 19. yüzyıldaki Ermeni  komşularının, Rus ilerlemesiyle, bir kez daha düşman olabileceklerini  öğretmişlerdi. Ruslar, tarih öğretileri anlaşmazlıklar ve toplu katliamlar  içinde muhtemel olan, iki taraf yaratmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni isyancıların  eylemleri Osmanlının doğusundaki Müslümanlar ve Ermeniler arasındaki ayrılığı ve  karşılıklı korkuyu arttırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli başlı Ermeni devrim örgütleri  1880’lerde ve 1890’larda Rus İmparatorluğu’nda kurulmuştu. Bu örgütler ideolojik  olarak sosyalist ve milliyetçilerdi. Seçtikleri silah ise terördü. İsyancılar  açıkça planlarının Bulgaristan’ın Osmanlı İmparatorluğu’na karşı koyduğu planla  aynı olduğunu ortaya koymuşlardı. İsyancılar Bulgaristan’da öncelikle Müslüman  köylüleri katletmişlerdi. Osmanlı Devleti bu sırada Bosna’da Sırplarla savaş  halindeydi ve yerel Türk halktan kendilerini bu isyancılara karşı savunmalarını  istemişti, bunu gerçekleştirdiler de, ama birçok can kaybettiler. Avrupa  gazeteleri ölen Müslümanlardan değil de Bulgarlardan bahsetti. Avrupalılar bütün  bu ölümlerin isyanlardan kaynaklandığına inanmıyor, Türklerin kötü niyetine  bağlıyorlardı. Ruslar görünüşte Hıristiyanları kurtarmak amacı ile işgal  etmişlerdi. Sonuç Bulgaristan’da yaşayan Müslüman halkın %17’sini oluşturan  260,000 Türkün öldürülmesi ve %34’ünün de sürülmesi olmuştur. Ermeni  isyancıların da izlemek istedikleri plan buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni isyanları hem Rus  hem de Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin gerilla çeteleri kurmalarıyla  başladı. Silahlar kaçak olarak elde edildi. Bu gerillalar Osmanlı devlet  memurlarını öldürdüler, Müslüman köylere saldırdılar, ve on dokuzuncu yüzyılın  en etkili terör silahı olan bombayı kullandılardı. 1894’te isyancılar artık açık  bir devrim için hazırdılar. İsyanlar Sasun, Zeytun, Van ve diğer bölgelerde 1894  ve 1895’te başladı. Bulgaristan’da olduğu gibi masum sivilleri öldürmekle işe  başladılar. Zeytun isyanının lideri emrindeki kuvvetlerinin 20,000 Müslüman’ı  öldürdüğünü açıkladı. Bulgaristan’da olduğu gibi Müslümanlar karşılık verdiler.  Örneğin Van’da 400 Müslüman ve 1,700 Ermeni Öldü. İsyanlar birbirini  izledi.1909’da Adana’da, devlet kontrolü kaybedince, Ermeni isyanı çok kötü bir  hal aldı ve isyancılar ve masumlar olmak üzere çoğunluğu Ermeni 17,000 ile  20,000 arası insan öldürüldü. İsyanlar devam ederken, 1894 ve 1897’de Ermeniler  en büyük intikam saldırılarının onlardan gelebileceğini düşünerek kasıtlı olarak  Kürt aşiretlerine saldırdılar. Bunun sonucu olarak Kürtler ve Ermeniler arasında  meydan savaşları başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama işler Ermeni isyancılar için kötü gitti.  Ermeniler Bulgarların planını izlediler, Müslümanları öldürdüler ve intikam  saldırılarına maruz kaldılar. Kendi insanları daha fazla acı çekti. Güvendikleri  Ruslar ve Avrupalılar da bu olaylara karışmadılar. Avrupa’nın politikaları ve iç  sorunlar Rusları engelledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni isyancıların yaratmak istedikleri  neydi? Sırplar ve Bulgarlar Osmanlı İmparatorluğu’na karşı isyan ettiklerinde  talep ettikleri, Sırpların ya da Bulgarların çoğunlukta olduğu topraktı. Kendi  topraklarından Türkleri ve diğer Müslümanları kovmuşlardı, ama bu Müslümanlar  zaten bir çoğunluk değillerdi. Bu Ermeniler için geçerli değildi. Şiddetle göz  diktikleri topraklarda çoğunluğu Müslümanlar oluşturuyordu. Bir Ermenistan  kurmanın yolu bu Müslümanları kovmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı’nı iyi  anlayabilmek için bu tarihi çok iyi bilmek gerekir. Uzun bir tarihsel süreç  içerisinde iki anlaşamayan taraf oluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rus emperyalistler ve Ermeni  devrimciler Osmanlıların istemediği bir kavga başlattılar. Osmanlılar Rusların  ve Ermenilerin planlarına karşı gelerek kendi vatandaşlarını savunmak  zorundaydı. Tarih Osmanlılara, Ermeniler eğer zafer kazanırsa bunun toprak  kaybetmenin yanı sıra toplu sürülmenin ve öldürülmenin de Müslüman çoğunluğun  kaderi olacağını öğretmişti. Bu da Ermeni isyanının kesinlikle temel  amacıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Savaşın beraberinde getireceklerini 1905 Rus Devrimi’nde  görebiliriz. Ruslar Azerbaycan’daki etnik anlaşmazlıkları körüklemişler ve iki  toplum arası savaşı tahrik etmişlerdir. Azeri Türkleri ve Ermenileri boyunduruğu  altında yaşadıkları imparatorluğa karşı savaşacaklarına birbirleriyle  savaşmışlardır. Hem Türkler hem de Ermeniler birbirlerini düşman kabul etmenin  acı derslerini öğrendiler, ve çoğu da ne kan ne de savaş istiyorlardı. Ama  taraflar çoktan yaratılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1914 sonlarında Osmanlı doğusundaki  toplumlar arası anlaşmazlık Ermeni isyanı ile başlamıştır. Yaklaşık 8,000’i  Kağızman’dan, 6,000’i Iğdır’dan ve diğer yerlerden olan Anadolu Ermenileri  Rusya’nın elinde bulunan Güney Kafkasya’ya eğitime gitmişlerdi. Daha sonra yerel  isyancılara katılmak üzere geri döndüler ve isyan bütün doğuyu sardı. Osmanlı  Devleti sadece Sivas vilayetinde 30,000 isyancı olduğunu tahmin ediyordu,  muhtemelen abartılmış olmakla beraber isyanın genişliği açısından önemli bir  ölçüdür. Askeri hedefler saldırılması gereken ilk yerlerdi: telgraf telleri  kesilmişti. Stratejik dağ yolları tutulmuştu. İsyancılar özellikle doğuda asker  toplamakla görevli Osmanlı devlet memurlarını hedef almışlardı. Uzak  kesimlerdeki Müslüman köylere ilk saldırılar ve Müslümanlara yönelik katliamlar  başladı. İsyancılar Zeytun, Muş, Şebin Karahisar, ve Urfa’yı almaya çalıştılar.  Sınırlarda bulunması gereken Osmanlı silahlı kuvvetleri, bunun yerine içeride  isyanları bastırmak zorunda bırakılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En şiddetli isyan hareketi Van  şehrinde görülmüştü. 1915 Mart’ında kenti zayıf bir Osmanlı garnizonunun elinden  aldılar ve kaçamayan bütün Müslümanları öldürdüler. Civar bölgeden toplanan  3,000 Kürt toplanıp Van’ın dışında yer alan Zeve’ye getirildi ve burada  katledildi. Buna cevaben Kürt aşiretler, önlerine çıkan Ermeni köylülerden  intikamlarını aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihsel prensipler yine iş başındaydılar.  İsyancılar eyleme geçmişler ve sonunda ortaya, savaşan iki taraf çıkmıştı.  Ermenilerin Van ve çevresinde yaptıklarından sonra Müslümanlar Ermenileri  kendilerini öldürebilecek düşman olarak görmeye başlamışlardı. Ermenilerin tek  korktuğu şey Müslümanların intikam almalarıydı. Bu insanların çoğunda savaşma  isteği yoktu, ama buna zorlanmışlardı. Bu çatışma acımasız  olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki beş yıl içerisinde Osmanlının doğusunda tam bir savaş  yaşanıyordu. Ruslar saldırıya geçmiş ve doğuyu ele geçirmiş, bir milyondan fazla  Müslüman ölmektense mülteci olmayı tercih etmişti. Kaçarlarken yolda Ermeni  çetelerin saldırılarına maruz kaldılar. Ruslar geri çekilirken bu defa kaçma  sırası Ermenilere gelmişti. Ruslar saldırdılar ve geri çekildiler, sonra tekrar  saldırdılar, sonra bir kez daha geri çekildiler. Her ilerleyişlerinde yüz  binlerce insanın kaçmasına neden oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu Anadolu’da iki savaş  yaşandı, biri Rus ve Osmanlı orduları arasında ve diğeri yerel Müslüman ve  Ermeniler arasında. Ordular arasındaki savaşta siviller ve düşman askerleri  bazen insancıl bazen de kötü muamele gördüler. Ama Müslümanlar ve Ermeniler  arasındaki savaşta hiç merhamet yoktu. Ailelerini savunmak için erkekler bütün  gaddarlıklarıyla savaştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün genel kanı olarak göç olayının sadece  bir tarafını görülüyor, diğer bir deyişle sadece Anadolu’daki zorunlu göç,  Ermenilerin tehciri görülüyor. Aslında zorunlu göç olayları sadece Ermeni  tehciri demek değildir. Ermeniler için en kötü zorunlu göç, geri çekilen  ordularıyla birlikte yaşadıklarıdır. Onlar da, aynı Osmanlı ordularıyla birlikte  geri çekilen Müslüman halk gibi acı çekmişlerdir. Açlık ve hastalıklar, her iki  taraftan da, düşman mermilerine hedef olan insanlardan daha fazla insan  öldürmüştür. Tarihsel prensipler içerisinde bu öngörülmüştür: açlık ve hastalık  her zaman en kötü katillerdir. Yine bir tarihsel prensibe göre mülteciler her  zaman en fazla acı çekenlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok zorunlu göçten biri de  Ermenilerin Anadolu’dan Osmanlı Hükümeti tarafından planlı bir şekilde göç  ettirilmesidir. Tarihin ve savaşta geçen olayların ışığında, Osmanlıların  Ermenilerden korkmaları için bariz nedenleri olduğu gerçekti, ve zorunlu göç  tarihsel olarak Balkanlarda ve Orta Doğuda sorunların çözümü için uygulanan  yöntemlerden biriydi. Şu da doğrudur ki, askerleri Ruslarla ve Ermenilerle  savaşan Osmanlı Hükümeti, Ermeni göçmenleri iyi koruyamamıştır. Ne yazık ki,  200,000’den fazla göçmen Ermeni Büyük Suriye’ye ulaşmış ve yaşamışlardır.  (Bazılarına göre toplam göç edenlerin üçte ikisi kurtulmuşlardı.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorunlu  Ermeni göçünde soykırım yapıldığını iddia edenler, göçten sonra hâlâ yaşayanları  görmemezlikten geliyorlar. Çoğunlukla Osmanlı kontrolü altındaki Ermeniler,  İstanbul, İzmir, Edirne ve devlet gücünün daha çok hissedildiği diğer  bölgelerdeki Ermeni vatandaşları ne tehcir edildi ne de saldırıya uğradılar.  Herhalde buralardaki Ermeniler bir tehdit oluşturmuyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  gerçeklerin ışığında mantıksal olarak soykırım iddiaları direnemez. Eğer  soykırım olduğu hala düşünülüyorsa, o zaman 1915 ve 1916’da öldürülen Türklerden  ve Kürtlerden de bu yüz kızartıcı suçta kurban olarak bahsedilmeleri gerekiyor.  1918’de Ermenilerin geri çekilmesi sırasında yollarının üstünde bulunan köylerde  ve Erzincan, Bayburt, Tercan ve Erzurum’da öldürdükleri masum insanları da  hesaba katmak gerekiyor. Ermenilerin Silisya’da yaptıkları saldırılar ve  katliamların, müttefikleri Fransızlar ve İngilizler tarafından da üzüntüyle  karşılandığı açıkça tartışılmalıdır. Savaş sırasında Ermenistan Cumhuriyeti’nde  Erivan’da Türklerin üçte ikisinin sürülüp ve öldürüldüğü de  hatırlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, Türkler ve Ermeniler arasındaki anlaşmazlığın  tarihidir. Tarih tam olarak anlaşıldığı zaman Türkleri suçlayanların iddiaları  iyi bir şekilde anlaşılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni milliyetçilerinin iddiaları  incelenirken ilk olarak Ermenilerin katıksız yalanları  incelenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni Sorunu hakkında üretilen uydurmaların en meşhuru,  Osmanlı İç İşleri Bakanı’nın ve diğer devlet görevlilerinin Ermenileri  katletmeleri talimatlarını içerdiğine inanılan “Talat Paşa Telgrafları”dır. Ne  var ki bütün bunların birer uydurmaca olduğu Şinasi Orel ve Süreyya Yuca  tarafından kanıtlanmıştır. Ancak, bu telgrafların neden bu kadar ciddiye  alındığını insanlar kendi kendilerine sormaktadır. Bütün bir halk, kurşun  kalemle bir telgraf kağıdı üzerine yazılmış bir nota dayanılarak soykırımla  suçlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talat Paşa’nın ağzından söylenenler sadece bu örnekle  kalmıyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz Propaganda Ofisi ve  Amerikalı misyonerler Osmanlı devlet görevlilerinin ağzından söylenmiş gibi, bir  takım küfürlü ve iğrenç şeyler yapmalarını emreden bir takım yayınlar  yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlıların suçu kabullendiklerini iddia eden uydurmalardan  biri de Amerikan Büyükelçisi Morgenthau tarafından yapılandır. Morgenthau  okuyucularından ona inanmalarını, Talat Paşa’nın kendisine laf arasında  Ermenileri yok etme planlarını anlattığını söylemiştir. Bu sözde boşboğazlığı  konuya biraz sağduyu ve diplomatik uygulamalar bilgisiyle baktığımızda  değerlendirebiliriz. Osmanlı Dahiliye Vekili’nin bu sözleri söyleyebileceğine  kim inanır? Amerika’nın, Ermenileri eskiden beri desteklediğini ve bunun  değişmeyeceğini elbette biliyordu.Eğer içini boşaltmak, itiraf etmek isteseydi  herhalde son açılacağı kimse Amerikan Büyükelçisi olurdu. Evet, bütün bunları  kime anlatıyor? Amerikan Büyükelçisi’ne! Talat Paşa deneyimli bir politikacıydı.  O da şüphesiz bütün politikacılar gibi kuralları çiğnemiş ve hatalar yapmış  olabilir. Ama hiç kimse Talat Paşa’nın geri zekalı olduğunu iddia etmemiştir.  Belki de Büyükelçi Morgenthau A.B.D. Dışişleri Bakanlığı’nın bu öyküye  inanmayacağını bildiğinden, bu olayı kendi üstlerine hiç bildirmedi, sadece daha  sonra yazdığı popüler bir kitapta kaleme aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalıların sözlerinden  alıntılar seçmecedir. Ermeni davasını gözü kapalı savunanlar, bir Amerikalı  Büyükelçi Morgenthau’nun sözlerini seçip almışlar ama başka bir Amerikalı  Büyükelçi Bristol’ün sözlerini göz ardı etmişlerdir. Neden? Çünkü, Bristol  dengeli bir rapor hazırlamış ve olaylarda Hem Ermenileri hem de Müslümanları  cinayetler nedeniyle suçlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok görülen uydurmaca, ünlü  “Hitler’den alıntılar”dır. Hitler yaptığı Yahudi soykırımını (Holocaust)  savunmak için “Günümüzde Ermenilerin yok edildiğini kaç kişi hatırlıyor?” dediği  söylenir. Bu alıntı artık her yıl okul kitaplarında, Amerikan Kongresi ve  Fransız Parlamentosu’ndaki demeçlerde ve Türklere saldıran tüm yazılı metinlerde  yer almaktadır. Profesör Heath Lowry’nin bu alıntının doğruluğu üzerine ciddi  kuşkuları vardır. Hitler’in bu sözleri söylemediği çok muhtemeldir. Ama bundan  daha da önemli bir sorun var: Adolf Hitler gibi biri Ermeni tarihi konusunda  güvenilir kaynak olarak nasıl kabul edilebilir? Hitler’in daha önceki hangi  beyanları çok güvenilir bulunmuş da bu açıklamasına güven duyulabilsin? Politika  arenasında “Hitler” kelimesi sihirli bir biçimde felaket simgesi olarak  anılmaktadır. Ermeni sorununda, ondan alıntı yaparak siyasi bir polemik yaratmak  ve Türkleri de Hitler’in neden olduğu felaketin öncüsü olarak göstermek  istemektedirler. Günümüz dünyasında hiçbir şey düşmanlarınızı Hitler’le birlikte  anmak kadar karalayamaz. Bunların hepsi saçmalıktır, ama konu hakkında hiçbir  şey bilmeyen insanları kandırabilecek kadar iyi hazırlanmış saçmalıktır. Aynı  zamanda bu bilinçli olarak tarihin çarpıtılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfus ile ilgili  bilgiler de çok kullanılan birer uydurmacadır. Ermeni milliyetçilerinin bu  konuda kendilerine özgü bir zorlukları vardı- Osmanlı İmparatorluğu’ndan  ayırmayı planladıkları topraklarda azınlığı oluşturuyorlardı. Bu sorunun çözümü  ise uydurma istatistikler oluşturmaktı. Ermenileri Doğu Anadolu’nun en büyük  etnik grubu olarak gösteren uydurma rakamlar ortaya çıktı. Bu nüfus sayılarıyla  ilgili istatistikler, ismini Marcel Leart olarak değiştiren bir Ermeni  tarafından, Ermeni Patriki’nin çalışmasıymış gibi gösterilerek Paris’te basıldı.  Doğal olarak Ermenilerin sayısı abartıldı ve Türklerinki de olduğundan az  gösterildi. Çok ilginçtir ki bunlar yine ciddiye alındı. Ama bu veriler Birinci  Dünya Savaşı’ndan sonra Doğu Anadolu’yu Ermenilere hibe etmek amacı ile  kullanılmaya başlandı, ve günümüzde de düzenli olarak  kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni davasını sonuna kadar savunanlar, sanki  Amerikalı misyonerler hiç yalan söylemezmiş gibi misyonerlerin de yalan  söylediğini gösteren sayısız kanıtı atlıyorlar ve Ermenileri olduğundan daha az  masum gösteren şeylerden bahsetmekten kaçınıp onlardan alıntı yapıyorlar.  Örneğin, Van’daki misyonerler Ermenilerin öldüğünü rapor ettiler, ama aynı  Ermenilerin daha önce yakaladıkları bütün Müslümanları öldürdüğünü rapor  etmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni davası savunucularının tarihi olayları saptırmasını  söylediklerinde değil, ama söylemediklerinde aramalıyız. Güvendikleri çoğu  delilin yalan olduğunu çünkü bütün bunların Birinci Dünya Savaşı sırasında  İngiliz Propaganda Ofisi tarafından üretildiğini itiraf etmezler. Bir Ermeni  örgütü tarafından tekrar basılan “Bryce Raporu” (Osmanlı İmparatorluğu’nun  Ermenilere karşı tutumu) adlı belgenin uzun giriş kısmında raporun sözde  doğruluğuna övgüler yağdırılmıştır. Bu yeni basımın hiçbir yerinde raporun  Britanya Propaganda Ofisi tarafından masrafları karşılanarak, savaş sırasında  düşmanları olan Osmanlılara karşı hazırlandığı belirtilmemiştir. Yine bu yeni  basım, sözde Alman zulmünü anlatan ve tarihçiler tarafından uzun bir süredir  yalanlar yığını olarak adlandırılan diğer bir “Bryce Raporu”ndan bahsetmemiştir.  Ayrıca rapordaki kaynaklar yok sayılmış ve Taşnak Partisi’nin doğruyu söylememe  geleneğinden hiç bahsedilmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel tarihsel olaylar çıkartılmış ve  kendi teorilerine ters düşen olaylara hiç bakılmamıştır bile. Davası uğruna her  şeyi göze almış milliyetçiler İngiliz propagandasından, misyonerlerin  raporlarından, Ermeni devrimcilerinin beyanlarından ve bunun gibi şeylerden söz  etmişlerdir. Osmanlılar tarafından yazılan hiçbir belgeye güven duyulmayacağını  iddia etmek için son yıllarda yüzlercesi basılan Osmanlı belgelerine çok nadir  değinmişlerdir (Ermeni çeteciler tarafından yazılan yazılara daha çok güven  duymuşlardır). Bu belgeler Osmanlıların soykırım planlamadıklarını ve  Ermenilerin rahatı için resmi olarak istekli olduklarını göstermektedir. Bu  belgelerin Ermeni kaynaklarını yalanlaması, incelenmelerini gerektiren önemli  bir nedendir. Güvenilir tarih ancak iki tarafın da tartışma ve iddialarının  incelenmesi sonunda yazılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlardan daha kötü olan şey ise  Ermeni davası savunucularının Müslüman ölümlerinden bahsetmemeleridir. Eğer her  iç savaşta yalnızca bir tarafın ölüleri sayılsaydı, tüm iç savaşlar soykırım  izlenimi verirdi. Eğer Van vilayetinde Ruslar ve Ermeniler tarafından öldürülen  Müslümanların sayısının toplam Van’daki Müslüman nüfusunun üçte ikisi olduğu  söylenseydi, Ermenilerin yazdıkları daha doğru olacak ve şimdikinden çok farklı  bir hikaye anlatacaklardı. Doğruyu bulmak için çabalayan tarih bütün  olayları-gerçekleri değerlendirmelidir, ve milyonlarca Müslümanın ölümleri  kesinlikle bahsedilmesi gereken bir gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesele ile ilgili  yıllardır çalışan bizler birçok iddia ile karşılaşıp bunların bir süre sonra  kaybolduğunu gördük. Talat Paşa telgraflarına ve misyoner raporlarına dayanan  eski iddiaların yetersiz olduğu anlaşılınca, yenileri ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir  süre Türklerin eylemlerini açıklamak için Turancılık hareketini neden  gösterdiler. Türklerin Ermenilerden kurtulmak istediğini, çünkü Ermeni nüfusunun  Orta Asya’ya giden yolların önünü kestiği söylendi. Bu iddianın temelleri  coğrafya ve nüfus yoğunluğu üzerine kurulmuştu. Anadolu Ermeni nüfusu bu yollar  üzerinde yoğunlaşmamışlardı. Ancak Ermenistan Cumhuriyeti’nin Erivan kentinde  yaşayan bir kısım Ermeniler bu yollar üzerinde bulunuyorlardı. Yine de, savaş  sonrası Osmanlılar Erivan’ı işgal edebilecek iken bunu yapmamış ve derhal  Bakü’ye gidip oradaki Azeri Türklerini Ermeni saldırılarından korumak  istemişlerdir, ne olursa olsun Osmanlıların Özbekistan’a kadar ilerlemeyi  amaçlayacak kadar deli olduklarını düşünmek çok zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş sonrası  kurulan sıkı yönetim mahkemelerinde İttihat ve Terakki Cemiyeti hükümeti  üyelerinin Ermenilere karşı suç işlemekle suçlanmaları üzerinde çok durulmuştur.  Oysa Ermenilerin suçlamalarında bu mahkemelerin, müttefiklere yaranmak amacı  ile, görevine seçilerek gelmemiş, vatan haini Damat Ferit Paşa tarafından  kurulduğundan bahsedilmemiştir. Mahkemelerin cezalandırdığı çeşitli suçların  hiçbiri olası değildi, Ermenilerin öldürülmesi de bunlardan biriydi. Mahkemeler  Ferit’in düşmanlarını karalayacak her konuyu doğru olsun, yanlış olsun  kullandılar. Suçlananlar mahkemelerde kendilerini temsil edemediler. Bu gibi  “mahkemelerin” verdiği kararlara güvenilebilir mi? İstanbul’u işgal eden  İngilizler, ne elleri altındaki Osmanlı arşivlerinde, ne de yaptıkları  soruşturmalar sonucunda, Osmanlı hükümetince verilen bir toplu ölüm emri  bulamadıklarını itiraf etmek zorunda kalmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni davası  savunucularının yeni bir buluşu da, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin emri altında  çalışan Teşkilat-ı Mahsusa adlı gizli örgüttür. Bize söylendiğine göre Ermeni  katliamını bu Teşkilat düzenlemişti. Buna kanıt olarak ileri sürülenler hiçbir  mantıkla bağdaşmıyordu: ileri sürülen iddiaya göre gizli bir örgütün varlığı  ancak kötülük yapmak için olabilirdi, bu kötü eylemlerin arasında Ermeni  katliamı da vardı. Bu iddiaya ek “kanıt” olarak Teşkilat görevlilerinin  Ermenilerin öldükleri bölgelerde bulunmuş olmalarıydı. Teşkilat üyelerinin  Anadolu’nun her tarafına yayılmaları bu kanıta destek oluşturamazdı. Bu kuşkulu  mantığa göre, Teşkilat üyeleri Müslüman ölümlerinden de sorumlu olmalıydılar,  çünkü onlar Müslümanların öldürüldükleri yerlerde de bulunuyorlardı. Bu mantık  hiçbir Teşkilat üyesinin Ermeni öldürmediği ya da katliama katılmadığını iddia  edebilir mi? Hayır, edemez. Savaş zamanında böyle büyük bir örgütün bu gibi  eylemlere katılmadığını söylemek güçtür, kuşkusuz onlar da bu eylemlere  katılmışlardır. Ancak bunlar Teşkilat’a soykırım yapılması için emir verildiği  iddialarını kanıtlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Alman bilim adamı, Osmanlıların Balkan  Savaşları’ndan kaçan Türk mültecilerine yer açmak için Ermenileri sınır dışı  ettiklerine ve öldürdüklerine karar vermişti. Osmanlı tarihini bilmeyenler için  bu makul bir açıklama gibi gözükebilir. Osmanlı tarihini bilenler ise  Balkanlardan gelen mültecilerin Birinci Dünya Savaşı’ndan ve Ermeni meselesinden  önce geldiğini, ve hemen hepsinin doğuya değil de Batı Anadolu ve Osmanlı’nın  Avrupa yakasına yerleştiklerini bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi iddialar, kullanılan  metotların sonucudur. Davası uğruna her şeyi göze alan milliyetçiler önce  Türkleri suçlar, daha sonra bu iddiaları doğrulayacak kanıtlar ararlar. Onlar  kapalı bir odada güçlü bir düşman ile savaşır gibidir. Düşman yaklaştıkça, adam  kitap, lamba, küllük, iskemle, eline ne geçirebilirse tuttuğu gibi umutsuzca  düşmanının ilerleyişini durdurmak için fırlatır. Ama düşman ilerlemeye devam  eder. Sonunda adam fırlatacağı şeyleri tüketir ve yenildiğini kabul eder. Davası  uğruna her şeyi göze alan milliyetçilerin düşmanı GERÇEKtir (truth). Onlar sahte  telgraflar, gerçek dışı istatistikler, düzmece mahkemeler ve ne bulabilirlerse  fırlattılar, ama GERÇEK her zaman ilerledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni Sorununu araştıran  bilim adamlarının sayısını azaltmak için uyguladıkları taktiklerden bazıları  başarılı olmuştur. Uydurmacalar ve saptırmalar işe yaramayınca açık tehditlere  başvurulmuştur. Tarihçiler ikna edilemeyince yapılacak en iyi iş onları  susturmak olmuştur. Bir profesörün evi bombalanmıştır. Diğerleri ise benzer  şiddet tehditleriyle korkutulmak istenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihçileri susturmak için  kampanyalar düzenlenmiştir. Türk Büyükelçisi’ne Osmanlı Ermenileri hakkındaki  soruları yanıtlamasını tavsiye ettiği için bir profesöre basın yoluyla  acımasızca saldırılmıştır. Ancak, Ermenistan Cumhurbaşkanı’na baş danışman olan  Ermeni asıllı Amerikalı bilim adamının tarafsızlığı sorgulanmamış ya da oğlu  Ermenistan Dış İşleri Bakanı olan Ermeni asıllı Amerikalı profesörün  dürüstlüğünden kuşkulanılmamıştır. Kimse bu bilim adamlarının tarafsızlığını  sorgulamadı ya da onlara saldırmadı, öyle de olması gerekirdi. Yalnız bir soru  var, “GERÇEK nedir?”. Hesapların kimin tarafından ödendiği, yazarın milliyeti,  büyükelçilere yazıp yazmaması, mensup olduğu dini, kime oy verdiği, toplumdaki  yeri, özel yaşamı ne olursa olsun, tarih konusundaki görüşleri incelenmeli ve  eğer doğru ise kabul edilmelidir. Tek önemli soru GERÇEKtir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saldırılar  amaçladıkları etkiyi yarattılar. Çok az tarihçi bu tarih üzerine yazmak istiyor.  Saygıdeğer Osmanlı Tarihçisi Bernard Lewis Ermeni Soykırımını inkar ettiği için  Fransa’da mahkemeye çıkarılmıştı. Uzun ve başarılı bir kariyerden sonra Profesör  Lewis kendisini suçlayanlarla başa çıkabildi. Ayrıca kendisini savunan  avukatları tutabilecek konuma geldi. Kıdemsiz, genç bir bilim adamı bunu  yapabilir miydi? Üniversite rektörüne bağımlı, maaş kaygısı olan biri böyle  tehlikeli bir konunun üzerine gidebilir miydi? Herhangi biri, Profesör Lewis’in  sağladığı parasal destek olmaksızın onun konuşma ve bu konuyu savunma  özgürlüğünü savunan avukatlar tutabilir miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendim, üniversitemden  kovulmam için çalışan ve bir Ermeni gazetesi tarafından körüklenen bir  kampanyanın hedefi oldum. Üniversitemin başkanına Ermeni Soykırımını kabul  etmediğim için, Amerika Birleşik Devletleri’nin dört bir tarafından,  üniversitemden atılmamı talep eden mektuplar ve telefonlar geliyordu. Amerika’da  kıdemli profesörlerin öğrettiklerinden ve yazdıklarından dolayı  kovulamayacaklarını garanti altına alan bir memuriyet süresi sistemi var ve  üniversite başkanı da bu doğrultuda haklarımı savundu. Fakat genç bir profesör  başkalarının karşılaştığı böylesine bir tecrübe ile yüzleşeceğinden haberdar ise  anlaşılır bir şekilde Ermeniler üzerine yazmaktan çekinebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre  bunların en kötüsü ise en nefret ettiğim şey olan politize olmuş milliyetçi bir  bilim adamı olmakla suçlanmak olmuştur. Neden bunları söylediğime dair doğru  olmayan sebepler uyduruldu- Annemin Türk olduğu, karımın Türk olduğu, Türk  Devleti tarafından büyük paralar aldığım gibi. Bunların hiç birisi doğru  değildir, ancak doğru olsalardı bile yazılarımı bir parça etkilemeyeceklerdi.  Bir bilim adamının çalışmasına meydan okumanın yolu onun yazdıklarını okumak ve  bilimsel bir çalışmayla karşılık vermektir, o bilim adamının kişiliğine  saldırmak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davalarını savunan bu milliyetçilerin en yoğun  çabalarına rağmen bazıları hala karşıt olarak tarihin çarpıtıldığından söz  ettiğinde ise son cevap politiktir: Politikacılar tarihi yeniden yazmaya  gönüllüdürler. Parlamentolar kendi halklarını bir soykırım olduğuna inandırmaya  gönüllüdürler. Amerika ‘da Ermeni milliyetçileri, kölelik sisteminden dolayı  özür dilenmesini düşünmeyi bile reddeden Amerikan Parlamentosu’nda, Türklerden  yapmadıkları bir şeyden ötürü özür dilemelerini talep etmek için lobi  çalışmaları yapmışlardır. Fransa’da, Ermeni milliyetçileri, Fransa’nın  Cezayir’de yaptığı ve olduğunu çok iyi bildikleri vahşetten söz etmeyecek olan  Fransız Parlamentosu’nda, hakkında hiç bir şey bilmedikleri bir konuya  dayanarak, Türkiye’de vahşet olduğunu beyan ettirmek için lobi faaliyetlerinde  bulunmuşlardır. Daha sonra da bir çok milletten insanlara, bu soykırımın olmuş  olması gerektiği anlatıldı, çünkü temsilcileri bu soykırımı  tanımışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler soykırımla suçlanmaktadır, ama bu çirkin kelime ne  anlama gelmektedir? En çok alıntı yapılan tanımı Birleşmiş Milletler’deki  ifadedir: “Bir milleti, etnik grubu, ırkı, ya da dini cemaati kısmen ya da  topluca imha etmek amacıyla yapılan” eylemler. Soykırım kelimesini bulan Raphael  Lemkin, grupların kültürel, sosyal, ekonomik ve politik olarak imhasını da  soykırım olarak nitelemiştir. Leo Kuper ise etnik olmayan diğer alt gruplara-  örneğin ekonomik sınıflara, kolektif gruplara, ve çeşitli sosyal kategorilere-  yapılan saldırıları da soykırım olarak nitelemiştir. Bu standartlara göre  Türkler soykırım suçu işlemişlerdir. Ama bunun yanında Ermeniler, Ruslar,  Yunanlılar, Amerikalılar, İngilizler ve şimdiye kadar yaşamış olan bütün  insanlar da bu suçu işlemişlerdir. Birinci Dünya Savaşı’nda Anadolu’da bu tanıma  giren birçok soykırım suçu işlenmiştir. Bir çok grup diğer gruplara saldırmış ve  soykırım kelimesi anlamsız hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, o zaman neden bu kadar  ses getiren bir terim Türklere karşı kullanılıyor? Kullanılıyor, çünkü bu  kelimeyi duyanlar onun kuramsal tanımını düşünmüyorlar. Kelimeyi duyanların  aklına Hitler ve onun Yahudilere yaptıkları geliyor. Soykırım kelimesinin  arkasında gizlenen başka bir amaç vardır. Amaç Türkleri bu büyük felaketle  birlikte düşündürerek onlar hakkında olumsuz bir izlenim yaratmaktır. Amaç  politiktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciddi bir tarihçi şu basit soruyu sormalıdır, “Osmanlı  Hükümeti Ermenileri yok etmek için bir plan uyguladı mı?”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruyu  yanıtlarken, davası uğruna her şeyi göze almış olan Ermeni milliyetçilerini  taklit etmemek önemlidir. Onlar, Ermeniler hiçbir yanlış yapmamışlardır,  dediklerinde buna cevaben, Türkler de hiçbir yanlış yapmamışlardır,  denmemelidir. Buna verilecek yanıt yansız tarih olmalıdır. İnkar edilemeyen ve  edilmemesi gereken taraf ise birçok Anadolu Müslümanının Ermenilere karşı suç  işlemesidir. Bu suçları işleyenlerin bazıları Osmanlı Devleti görevlileriydi. Bu  eylemleri intikam almak için, nefretleri yüzünden ya da politik nedenlerle  yaptılar. Topyekün bir savaşta insanlar iğrenç eylemlerde bulunabilirler. Bu ne  kadar acı verici olsa da tarihsel bir prensiptir. Osmanlı Hükümeti bunun farkına  varmış ve 1,000 kadar Müslümanı savaş suçu işlemekten yargılamış- bu suçlar  arasında Ermenilere karşı suç işleyenler de vardır- ve suçlu bulunanlardan  bazıları asılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihsel prensipleri uyguladığımızda, gerçekleşen  olayların aslında uzun bir emperyalizm hikayesi, milliyetçi bir isyan, ve etnik  bir anlaşmazlık olduğunu görürüz. Sonuç ise her iki taraf için de korkunç  oranlara varan ölümler olmuştur. Ortada ise iki taraflı, açıklanabilir ve  anlaşılabilir bir tarihi anlaşmazlık vardır. Bu bir soykırım değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih boyunca, her iki tarafta öldürdü ve öldürüldü. Bu bir soykırım  değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arşivdeki kanıtların gösterdiği gibi, Osmanlı Devleti,  Ermenilerin hayatta kalmalarıyla ilgileniyordu. Ayrıca bazı verilerin işaret  ettiği üzere yetersiz planlama, devletin zayıflığı, bazı yerlerde suç ve  ihmalkarlık vardı. Bazı devlet görevlileri birkaç kişiyi öldürmüşlerdi, fakat  onları cezalandırmak için de özel bir çaba harcanmıştı. Bu bir soykırım  değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaderleri tamamen Osmanlıların merhametine kalan, tehcir  ettirilen Ermenilerin büyük çoğunluğu hayatta kalmıştı. Bu bir soykırım  değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğunlukla Osmanlı kontrolü altındaki Ermeniler, İstanbul,  İzmir, Edirne ve devlet gücünün daha çok hissedildiği diğer bölgelerdeki Ermeni  vatandaşları ne tehcir edildi ne de saldırıya uğradılar. Bu bir soykırım  değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden Türkler işlemedikleri son derece iğrenç olan bir suçtan  dolayı itham ediliyorlar? Bunun cevabı duygusal ve siyasidir. Birçok Ermeni  Türklerin suçlu olduğuna kalpten inanıyorlar. Ermeniler yalnızca kendi  atalarının ölümlerinden haberdarlar, Türklerin kayıplarını bilmiyorlar. Onlara  karmaşık bir tarihin yalnızca bir parçası anlatılmış ve onlar bunu sorgulanamaz  bir gerçek olarak kabul ediyorlar. Bu anlaşılabilir bir öfke. Gerçeği hiçbir  zaman duymamış olan Avrupalı ve Amerikalıların- ne yazık ki büyük çoğunluğu  böyle- bu konudaki inançları da anlaşılır. Milliyetçi politikaları için soykırım  iddialarını kullananların eylemleri ise affedilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasyonel bir  tahlilci, Ermeni milliyetçilerinin nihai amaçlarının önce tazminat almak daha  sonra da Doğu Anadolu’nun kendilerine ait olduğu iddiasında bulunmak olduğunu  inkar edebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, ne yapılmalı? Bugün bütün burada  söylediklerimden de tahmin edilebileceği gibi, doğru olmayan soykırım  iddialarına verilebilecek tek cevabın tarihin gerçekleri üstüne çalışmak ve  duyurmak olduğuna inanıyorum. Yenilerde Fransız Parlamentosundan geçen önerge  gibi politik eylemler doğal olarak ve uygun bir şekilde Türklerden başka politik  eylemlerle karşılık bulmaktadır, fakat bu politik eylemler hiçbir zaman dünyayı  Türklerin soykırım yapmadığına inandıramayacaktır. Dünyayı ikna edebilmek için  gereken şey bilimsel düşüncenin büyük ölçüde artmasıdır. Arşivler hem Türkler  hem de yabancılar için açık ve kolay ulaşılabilir olmalıdır. Üniversite  mezunları “Ermeni Sorunu” üzerine çalışmaya yönlendirilmelidir. Amerika’da ve  hatta, ne yazık ki, Türkiye’de bile, duyduğum kadarıyla, öğrenci danışmanları bu  konunun “çok politik” olduğunu öne sürerek, çalışmaktan kaçınılmasını tavsiye  etmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce de önerdiğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti Ermenistan  Cumhuriyeti’ne iki ülkenin yetkin akademisyenlerinden seçilmiş üyelerden oluşan  ortak bir komisyon oluşturma önerisinde bulunmalıdır. Bütün arşivler bu  komisyona açık olmalıdır- yalnızca Osmanlı arşivleri değil aynı zamanda  Ermenistan ve Ermeni İhtilalci Federasyonu’nun arşivleri de. (Bu çağrı her zaman  Türk arşivlerinin tamamen açılması yönünde yapılagelmiştir. Ermenilerden de aynı  şeyi yapmalarını talep etmenin zamanı gelmiştir.) Bana bunu Ermenilerin kabul  etmeyecekleri söylendi, ama bir şey denenmeden nasıl bilinebilir ki? Her  halükarda, adil ve dürüstçe düşünülmüş olan bu soruya verilecek ret ( kendi  içinde), Türklere karşı yürüttükleri iddiaların bilimsel değil politik olduğunun  kanıtı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir komisyon olsun ya da olmasın Ermeni meselesi  üzerine çalışmalar devam etmelidir. Bu yalnızca, her zaman gerçek tarihi  keşfetmenin gerekliliğinden değil, haysiyet bunu gerektirdiği için de doğrudur.  Onur bugünlerde pek sıklıkla duyulmayan bir sözcüktür, fakat onur kavramı ne var  ki şiddetle ihtiyaç duyulan bir şeydir. Türklerin Ermeni meselesi ile baş  edebilmek için bir politik strateji uygulamaları gerektiği gibi duyumlar aldım.  Bu strateji doğrultusunda Türk Devleti, bugünkü politik kazanımlar için geçmiş  hakkında yalan söyleyecekti. Hükümet Osmanlıların soykırım yaptıklarını, ancak  farklı bir devlet olmasından ötürü çağdaş Türkiye’nin bundan sorumlu  tutulamayacağını söyleyecekti. Bana söylenen bunun sayesinde dünya Türkler  hakkında daha iyi düşünecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bunun sonuçta kimseyi tatmin edeceğine  inanmıyorum İnanıyorum ki bu tarz bir beyan ardından tazminat ve toprak  talepleri gelecektir. Fakat bu ucuz politik yalanların reddedilmesi için sebep  olamaz. Bunlar tamamen yanlış oldukları için reddedilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanıyorum  ki Türk kadınları ve erkekleri hala onurludurlar. Hangi kazanım için olursa  olsun, kendi ataları hakkında söylenen yalanları kabul etmenin onurlu bir  davranış olmadığını bilirler. Ben, ayrıca inanıyorum ki, bir gün, belki yakında,  belki daha ileriki gelecekte, gerçek tüm dünya tarafından tanınacaktır. Tarihin  doğru çalışılmasının ve Türklerin onurunun bunu gerçekleştireceğine inanıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------------------&lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;* 15 Mart 2001 tarihinde, İstanbul’da  “Türkiye Ermenistan İlişkileri, Dünü, Bugünü ve Geleceği” adlı konferansta  yapılan takdim (Çeviri: Doğan Coşkun, Ermeni Araştırmaları Enstitüsü  ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** Tarih profesörü, Louisville Üniversitesi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-2199654000276494092?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/2199654000276494092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/2199654000276494092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_03_01_archive.html#2199654000276494092' title='Bırakın Tarihçiler karar versin - Prof. Dr. Justin McCARTHY'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-8347976740814019877</id><published>2007-03-12T12:23:00.000-05:00</published><updated>2007-03-12T12:24:14.773-05:00</updated><title type='text'>Dogu Perincek’in Lozan Mahkemesindeki Son SavunmasI</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-size: 12pt;"&gt;i$ci Partisi Genel Ba$kanI Dogu Perincek’in&lt;br /&gt;Lozan Mahkemesindeki Son  SavunmasI&lt;br /&gt;8 Mart 2007 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;SayIn  Ba$kan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YANLI$  SALON&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Burada iki gundur yapIlan i$, yargIlamaya benzemiyor;  akademik bir toplantIya benziyor.&lt;br /&gt;isvicre basInInIn yorumu da bu yöndedir. O  zaman yanlI$ bir salon secilmi$tir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;(Burada yargIc mudahale  ederek, Perincek’ten suclama konusu icinde kalmasInI ve mahkemeye ele$tiri  yöneltmemesini istedi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perincek devamla: Ben de suclamaya cevap  veriyorum. AcIklamalarIm, akademik hurriyetle ilgilidir.  Universitelerin i$ini  mahkemeler yapmaz. Mahkeme salonlarInda tarih tartI$masI yapIlmaz. YargIclar,  tarih hakkInda hukum veremez. Aksi halde, tarih tartI$masInI yok ederler. Ve  yapIlan i$, Avrupa uygarlIgI icin ayIptIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"&gt; buradaki faaliyet,  ille bir yargIlamaya benzetilecekse, Ortacagdaki yargIlamalarIn bir örnegidir.  Sabahtan beri sorulan sorularla beynimin kIvrImlarI arasInda dola$IlmaktadIr.  CadI davalarInda oldugu gibi, bilimsel kanaatim, du$uncelerim ara$tIrIlmaktadIr  ve suclanmaktadIr.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu yapIlanlarla bana bir zarar  verilemez. Ama isvicre’ye ve Avrupa’ya zarar verirsiniz. Bilimsel konularIn  tartI$IlmasInI mahkemeyle, polisle, hapishaneyle, gardiyanlarla önlemeye  kalkarsanIz, kendinize yazIk edersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AVRUPA UYGARLIGININ HALi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Bir kez  bilimsel kanaat ve du$unce suclanInca, burada göruldugu gibi, Talat Pa$a,  Mustafa Kemal Ataturk, Lenin, Mao gibi gecen yuzyIlIn butun devrimcileri; hedef  alInmaktadIr. Bu devrim du$manlIgIyla ve paslanmI$ anti-komunizm silahIyla  varabileceginiz bir yer yoktur. Avrupa uygarlIgI kendi temellerini yIkmaktadIr.  Bu salonda ya$ananlar da ne yazIk ki bu gercegi kanItlamI$tIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BazI  Avrupa ulkeleri 1930’larda Nazi Almanya’sIndan kacan insanlarI ve Yahudileri  sInIrdan geri cevirir ve ölume teslim ederken, Burada suclanan i$te o Jön  Turkler, o insanlarI bagIrlarIna bastIlar. Ataturk de o devrimci gelenegin  temsilcisiydi. Almanya’dan gelen Hirsch, Röpke, Schwarz, Koschaker, Ernst Reuter  gibi bilim adamlarI, Avrupa’da fa$izmin ve fa$izme teslimiyetin kol gezdigi  ko$ullarda, IrkcI zulumden kurtulu$ ve bilim özgurlugunu Turkiye’de buldular.  (Dogu Perincek burada isvicre’nin Yahudileri sInIrdan cevirerek Nazi soykIrImIna  yaptIgI katkIlara deginmektedir. Ve bu sözleri yargIc ve savcI ba$larInI  önlerine egerek dinlediler.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa uygarlIgI öyle bir yIkIlIyor ki,  Jean Thibaux gibi durust ve gercek aydInlar, Avrupa ulkelerinin vatanda$lIgInI  terk ediyor. TanIgImIz olarak dinlenen Prof. Dr. Jean Thibaux’nun FransIz  vatanda$lIgIndan Turk vatanda$lIgIna gecmesinden alayla söz edildi burada. Bu  alaylarI bIrakIp, Avrupa’nIn gercek aydInInIn nicin bu tavrI aldIgI uzerinde  du$unmeniz yerinde olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hurriyetler AvrupasI’nIn degerlerini bugun,  curuyen Avrupa’ya kar$I bizler savunuyoruz. Bu yargIlamada benim esin  kaynaklarImI ara$tIrmak icin hayli gayret sarfedildi. Galile, Robespierre,  Goethe ve Marx gibi Buyuk AvrupalI’lardan aldIgIm esinle “Ermeni soykIrImI  uluslar arasI bir yalandIr.” diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SOYKIRIM YOK &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAVA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;$  VAR&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Ermeni soykIrImI iddialarI kesinlikle gercek dI$IdIr. Konu iki  duzlemde ele alInabilir. Birincisi, devletler arasInda sava$tIr. CarlIk RusyasI  ordusunda, Turkiye’ye kar$I 200 bin Ermeni piyadesi sava$mI$tIr. FransIz  ordusunda da 5 bin Ermeni askeri FransIz uniformasI giydirilerek, Turkiye’ye  kar$I cepheye surulmu$tur. Rus ve FransIz ordusunda sava$an Ermeni askerlerinin  önemli bir kesiminin Turk ordusu tarafIndan sava$ta ölduruldugu bilinmektedir.  1920 ve 1921 yIllarInda Ermenistan’In Turkiye’ye saldIrIlarI uzerine yapIlan  sava$lardaki kayIplarI da buna eklemek gerekir. ikincisi, Rusya tarafIndan  silahlandIrIlan Ermeni gönullu birliklerinin Turk ordusunu ic hatlardan vurmasI  ve köylerdeki teröru de, her iki taraftan önemli kayIplara neden olmu$, halklar  arasInda kar$IlIklI kIrImlar ya$anmI$tIr. Ancak $unu belirlemek gerekir ki,  Ermeni birlikleri emperyalizmin aleti olurken, Turkiye vatan savunmasI  yapmI$tIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;RUS&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-size: 9pt; font-family: Verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-size: 9pt; font-family: Verdana;"&gt;AR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-size: 9pt; font-family: Verdana;"&gt;$iVLERi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Gercekleri  size göstermek icin, Rus ar$ivlerinden yuz belge sectik. Bunlar, yalnIz Sovyet  ve Bol$evik ar$ivleri degildir. Belgelerin cok önemli bir bölumu, Rus CarlIgI  ar$ivlerindendir ve aynI zamanda Sovyet döneminde Moskova’ya getirilen Ermeni  belgeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu Israrla belirtmemize ragmen, SavcInIn devamlI  Bol$evik ve Sovyet ar$ivi diye anmasI, meslek ve kural dI$I faullerdir. Böyle  anti-komunizme ba$vurarak ula$Ilacak bir gercek bulunmamaktadIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim  tanIklarIm, Ermenistan’In ilk Ba$bakanI Kacaznuni’dir. Dikkat ediniz Bol$evik  degil Ta$nak’tIr.&lt;br /&gt;Ermeni devlet adamlarI Karinyan, Myasnikyan, Sovyetler  Birligi’nin unlu DI$i$leri BakanI Mikoyan, hep benim tanIklarImdIr. Yine Boryan,  Lalayan gibi Ermeni tarihcileri dogrularI yazmI$lardIr. BunlarIn hepsi namuslu  olan Ermenilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni komutanlarInIn sava$ raporlarI da cok carpIcI  gercekler icermektedir. Örnegin bu raporlardan birinde Ta$nak subayI 1920  yIlInda BeyazIt Vaaram bölgesinden yazdIgI raporda marifetlerini $öyle  anlatmaktadIr:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Basar-Gecar’daki Turk nufusu ayIrt etmeden imha ettim.  Bazen kur$unlara yazIk olmasIn dersin ya. Bu köpeklere kar$I en etkili yol,  carpI$madan sonra sag kalanlarI toplayIp kuyularIn icine tIkmak ve bir daha  dunyada bulunmamalarI icin yukardan agIr kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptIm.  Butun erkekleri, kadInlarI ve cocuklarI topladIm, benim tarafImdan atIldIklarI  kuyularIn icinde kayalarla ezerek hepsinin hayatIna son verdim.“ (Gosarhiv  Armenii F.65, D.116, y.96’dan aktaran Lalayan, Da$naksutyun’un Kar$I Devrimci  Rolu, Kaynak YayInlarI)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizde Rus askeri mahkemelerinin kararlarI da  bulunmaktadIr. Örnegin Kafkas Ordu karargahIna baglI Askeri mahkeme Dairesi’nin  1014 sayIlI kararInda, Rus ordusundaki Ermeni askerler, 26 Musluman kadInInIn  IrzIna gecerek öldurmeleri nedeniyle idama mahkum edilmi$lerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YARGICIN  TARAFLILIGI&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Klebov gibi Rus komutanlarIn raporlarI da cok  carpIcIdIr. Bu raporlarda Ermeni piyade birliklerinin yaptIklarI kIrImlar,  i$kence ve tecavuzler ayrIntIlI olarak anlatIlIr. Albay Klebov, Erzurum’da  Ermeni piyadelerin katliamInI ancak Rus topcu ate$iyle durdurabildiklerini  anlatIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SayIn YargIc bu davada tanIklara ve bana, hep kac Ermeni’nin  ölduruldugunu sordu. Ancak kac Turkun ölduruldugunu hic kimseye sormadI. Bunun  kasItlI olarak yapIldIgInI sanmIyorum. Ama bu tavIr da i$te o ta$la$mI$  önyargIyI yansItIyor. Turk’un hayatInIn degeri yoktur. TIpkI bugun Irak’ta ABD  i$gal kuvvetleri tarafIndan katledilen 600 bin insanIn hayatInIn degerinin  olmayI$I gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TA$LA$MI$ ÖNYARGILARI  KIRMA YÖNTEMi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;“Ermeni soykIrImI uluslararasI yalandIr” dedim,  dogru. Bunu “provokasyon” olarak niteleyenler bile oldu.&lt;br /&gt;Tarihten ögrendim  ki, ta$la$mI$ önyargIlar, ok$ayarak duzeltilmemi$tir. Bu nedenle carpIcI, vurucu  ifadeler kullanmayI yegledim. Ba$arI da kazandIk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim isvicre’de ve  Almanya’da yaptIgImIz eylemleri “provokasyon” olarak nitelediler. Oysa bu  eylemlerde kimsenin burnu kanamamI$, yuruyen kitlenin olgunlugu ve vakarI gazete  haberlerine gecmi$tir. isvicre gazetelerinde bugun olayI “On bir saat boyunca  tarih yeniden yapIldI” gibi ba$lIklarla vermeleri, önyargIlarI kIrmada aldIgImIz  mesafeyi göstermektedir. (Le Matin, 7 Mart 2007).  “UluslararasI yalan”  saptamasI, iddia edildigi gibi benim suc kastImI degil, isvicre kamuoyunu  uyandIrma kastImI kanItlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TURK  IRKCILIGININ TEMELi YOK&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Benim IrkcI veya a$IrI milliyetci oldugum  ileri suruldu. IrkcIlIk benim acImdan $erefsizliktir. i$in ahlaki cephesi  budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turk milliyetciligi IrkcI degildir. Turkler, bir etnik grup  degildir. Bilimsel acIdan bakarsak, Turk IrkcIlIgInIn temelinin olmadIgI da  görulur. Bugun Pasifik Okyanusu’ndan Atlas Okyanusu’na kadar uzanan alanda  ya$ayan halklarIn hepsi Turklerle $u veya bu oranda akrabadIr. Hatta Amerika’da  bile akrabalarImIz bulunmaktadIr. Turkler dunyanIn en geni$ alanlarIna yayIlmI$  kavmidir. Her yerde karI$mI$ ve kayna$mI$lardIr.  Turk imparatorluk kulturu,  aslInda cok geni$ bir cografyadaki halklarI bir arada ya$atmaktIr. IrkcIlIgIn  böyle bir tarih ve böyle bir zeminde tutmasI mumkun degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkler  etnik grup degil, buyuk bir millettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turklerin MuslumanlIgI kabul  eden Ermenileri kendilerinden görmeleri de, IrkcIlIga ne kadar yabancI  olduklarInI gösterir.  Birinci Dunya Sava$I sIrasInda 400-600 bin arasInda  Ermeni’nin Musluman oldugu bilinmektedir. Turkler onlarI bagIrlarIna  basmI$lardIr. Evlenmi$lerdir, birlikte cocuklarI olmu$tur. 70 milyonun icinde  Ermeni kökenli veya Ermenilerle karI$mI$ olanlarIn sayIsI 6-7 milyona kadar  ula$mI$ olmalIdIr.&lt;br /&gt;Eger Turkler IrkcI olsaydI, onlarI bagrIna basar mIydI?  Hitler bunu yapar mI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BO$LUGUN  HAKARET VE PSiKOLOJiK &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAVA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;$  MALZEMESiYLE DOLDURULMASI&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Bu davada suclamalar önyargIlardan  geliyor. Ön yargIlara tarihi gerceklerle cevap verdik. Tarih bilgisi olmayanlar,  usavurma ve olgulardaki bo$luklarI hakaretlerle ve psikolojik sava$ malzemesiyle  doldurmaktadIrlar. Bu bir gelenektir. Ermeni soykIrImI yalanI, Morgenthau ve  Toynbee gibi devlet görevlileri ve istihbarat servisi elemanlarI tarafIndan  uyduruldu. AynI misyon, bugun de benzerleri tarafIndan yurutulmektedir. iki gun  önce dinlenen Tessa Hofman, Almanya’nIn Federal istihbarat Servisi’nin Kafkasya  masasI $efidir. YayInladIgI kitabIn kapagIna, Rus ressamI Vasili Vere$cagin’in  1871 yIlInda yaptIgI kurukafa yIgInI resmini, 1915 yIlIndaki Ermeni soykIrImInIn  fotografI olarak yayInlamI$tIr. Bu yalan kampanyasI, i$te böyle pejmurde ve  zavallI kanItlarla yurutulmektedir. iki gun önce sordugumuz soru uzerine, hatamI  duzelttim demi$tir. HatalI fikirler duzeltilebilir elbette. Ancak ahlak  du$uklugu duzeltilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Surekli gönderme yapIlan Taner Akcam ise, Alman  servisi görevlisi Tessa Hofman’In rahlei tedrisinde yeti$mi$tir. Turkiye’de  iken, Ortadogu Teknik Universitesi’nde okumu$tu. Ancak tarih bilmez. Hamburg  Sosyal incelemeler Merkezi’nde kendisi “Tarih alimi” olarak imal edilmi$ ve  sipari$leri uretmi$tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duru$manIn ilk gununde surekli Andonyan  belgeleri diye bilinen Talat Pa$a telgraflarI uzerinde duruldu. SavcIya bu  telgraflarIn sahteliginin uzun yIllar önce kanItlandIgInI anlatmI$tIk. Nitekim  Birle$mi$ Milletler’e ait sundugumuz belge, bu sahtekarlIgI yeniden  belirlemi$tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turk-Ermeni Uzla$ma Komisyonu’nun foyasI da cIkmI$tIr.  Ermeni soykIrImI kampanyalarI her a$amada böyle duzmece belgelerle  yurutulmu$tur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KANUN  UYGULANAMIYOR&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Burada yaptIgImIz tartI$ma artIk mahkemelerde degil,  universitelerde ve diger bilim kurumlarInda surdurulmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varolan  yasaya göre sucsuzum. Cunku soykIrIm iddiasI, Ermeni olayInda gecersizdir. Bana  uygulanmak istenen hukum, Ermeni meselesinde ölmu$tur. Bu yasa, Yahudi soykIrImI  icin uygulanabilir, bu mahkemelerin bilecegi i$tir. Ancak Ermeni meselesinde  uygulanamIyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ingiltere Eski Ba$bakanI Margaret Thatcher’in danI$manI  Prof. Dr. Norman Stone, Die Weltwoche dergisinde “Ermeni soykIrImI olmamI$tIr”  ba$lIklI yazIsInda, “Dogu Perincek ile butunuyle aynI göru$teyim” diye  yazmI$tIr. Prof. Stone’u yargI önune cIkaramIyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korg. Ya$ar  Mujdeci “Ermeni soykIrImI yalandIr” diye konferans veriyor. isvicre polisi  kameraya alIyor. Ama dava acIlamIyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Bern Milletvekili Albert  Hourriet de Ermeni soykIrImInIn yalan oldugunu acIkca belirtiyor. Ancak yine  dava acamIyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim Lozan sorgu yargIcI, 21 Eylul 2006 gunu beni  sorguladIktan sonra, takipsizlik kararI verecegini isvicre Devlet televizyonu 1.  Kanal dahil, butun kanallardan acIklamI$tIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AcIktIr ki, isvicre’nin  kamu vicdanInda bu kanun Ermeni soykIrImI acIsIndan kabul  görmemi$tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Lozan 2005 eylemimizden sonra isvicre Senatosu,  Ermeni katliamInI kabul kararInI gundeminden temelli kaldIrmI$tIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve  2006 Ekim ayInda isvicre Adalet bakanI sayIn Blocher, soykIrImI inkar edenleri  cezalandIran yasayI kaldIracaklarInI acIklamI$ ve bu amacla bir komisyon  kurmu$tur. Komisyon Ba$kanI sayIn Leupold da, “YargIclarIn tarih hakkInda hukum  veremeyeceklerini” acIklamI$tIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i$te bizim yaptIgImIz provokasyon diye  suclanan eylemler! isvicre devletini kanun degi$tirme noktasIna getirmi$tir.  Demek ki yapIlan i$ provokasyon degil, isvicre’ye yardImdIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÖLMU$ E$EGiN ETiNDEN SUCUK OLMAZ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Bizim  Turkcemizde söylenen bir söz vardIr: Ölmu$ e$egin etinden sucuk  olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana uygulanmak istenen kanun maddesi, Ermeni soykIrImI acIsIndan  ölmu$tur. ArtIk bu öluyu ortadan kaldIrmak gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanunun  hukuken bugun yururlukte bulunmasI, uygulanabilir olmasI anlamIna gelmez.  Kanunlar da ölurler ve defnedilirler. YapIlmasI gereken ve kacInIlmaz olarak  yapIlacak olan budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TURKiYENiN,  ORTADOGU’NUN VE DUNYANIN GELECEGi iCiN&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Sucun olu$tugunu belirlemek  icin benim kastIm ara$tIrIldI. Size Ermeni soykIrImI uluslararasI bir yalandIr  derken, hangi amacla hareket ettigimi belirteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi gercege  baglIlIk duygusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikincisi, Turkiye’nin, Ortadogu’nun ve dunyanIn  gelecegiyle ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yalan, Ermeni meselesiyle ilgili olarak  degil, ABD’nin Buyuk Ortadogu Projesi’nde kullanIlacaktIr. Kuzey Irak’taki kukla  devleti Turkiye, iran ve Suriye’ye dogru geni$letme operasyonunda bu yalana  ba$vurulacagI $imdiden görulmektedir. Bunda isvicre’nin ve Avrupa’nIn bir cIkarI  yoktur. insanlIgIn ve Ermeni karde$lerimizin de bu politikada bir cIkarI  yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adil bir&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"&gt; karar vermenizi talep ediyor ve  saygIlar sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-8347976740814019877?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/8347976740814019877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/8347976740814019877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_03_01_archive.html#8347976740814019877' title='Dogu Perincek’in Lozan Mahkemesindeki Son SavunmasI'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-4229050170082075243</id><published>2007-01-25T09:34:00.000-05:00</published><updated>2007-01-25T09:35:09.914-05:00</updated><title type='text'>Uğur Mumcu'dan Gizli Belgelerle Ermeni Olayı</title><content type='html'>"Tarih tekerrürden ibarettir" demişler de, Mehmet Akif de "Tarihten ders alınsaydı, tekerrür eder miydi hiç?" deyip işin aslını ortaya koymuştu. Bundan neredeyse bir asır önce Atatürk Ermeni olaylarıyla ilgili şöyle konuşmuştu:&lt;br /&gt;Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çıkarlarından ziyade dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre halledilmek istenen mesele, Kars Anlaşması’yla en doğru çözüm şeklini buldu. Asırlardan beri dostane yaşayan iki çalışkan halkın dostluk bağları memnuniyetle tekrar kuruldu.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk11.3.1922, TBMM Üçüncü Toplanma Yılı Açış Konuşması)&lt;br /&gt;Ve bakalım bundan tam 23 sene önce bu konuda Uğur Mumcu neler yazmış...&lt;br /&gt;Gizli Belgelerle...&lt;br /&gt;Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye'ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihinin "Soykırım Günü" olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa'da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor. Aynı günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor. Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararası terörden söz edebiliyor.&lt;br /&gt;24 Nisan tarihi soykırım günü olarak ilan edilecekmiş. Sanki ABD'nin Vietnam'daki, Fransa'da, Cezayir'deki insanlık suçlarını unutturdular. Sanki ABD yönetimi, Şili'de halkoyu ile seçilmiş Devlet Başkanı Allende'nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç anımsanmayacağını sanıyor. Sanki ABD'nin Grenada'ya, daha düne kadar yakın bir zamanda Fransa’nın Çad'a asker göndermelerinin hiç ama hiç akla gelmeyeceği düşünülüyor.&lt;br /&gt;Ermeni olayını, bugün için uluslararası terörün bir parçası olarak görüyor ve bunun için bütün devletleri ortak bir savaşa çağırıyoruz. Yok, eğer Ermeni sorununun dünü, önceki günü karıştırılırsa, Amerikalı dostlarımız bundan hiç hoşnut kalmazlar.&lt;br /&gt;İsterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satır başlarını aralayalım:&lt;br /&gt;İngiliz Kraliyet Matbaası tarafından basılan Birinci Dünya Savaşı ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafından Türkçeye çevrilmiş, önce Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmış, daha sonra kitap olarak basılmıştır. İkinci basımı Çağdaş Yayınları tarafından yapılan "İngiliz Belgeleriyle Türkiye" kitabında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Amerikalılarca nasıl desteklenip kışkırtıldıklarını gösteren belgelere yer verilmiştir. Okuyalım:&lt;br /&gt;Gizli Belge: Sayfa 735, belge 492. Amiral Webb'den Lord Curzon'a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı:&lt;br /&gt;- Amerika, Trabzon ve Erzurum'u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek. Geri kalan dört ili de Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor...&lt;br /&gt;Gizli Belge: Sayfa No:60, Belge No: 46. 5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay'in Washington'dan Lord Curzon'a yazdığı yazı:&lt;br /&gt;- Amerikan Senatosu Ermenistan’ın mandası işini görüştü. Beş yılda 757 milyon dolar verecekler. İlk başlangıçta 50.000 kişilik bir ordu yollanacak, daha sonra 200.000 kişiye çıkacak. Amerika kuvvetlerinin basına General Zames G. Harbord getirilecek. Ayrıca bütün Türkiye'nin mandası için de görüşmeler yapılmaktadır...&lt;br /&gt;Gizli Belge: Sayfa No:71, Belge No: 63. 16 Mayıs 1920 günü Sir A. Geddes'in Lord Curzon'a yazdığı yazı:&lt;br /&gt;- Amerikan hükümeti, Ermenistan’ın Adana’da dâhil korunmasını istiyor. Silah, cephane, demiryolu ve her türlü malzemeyi buraya sevk edecekler. Boşaltım, Karadeniz limanlarında Amerikan bahriyesi tarafından ve Amerikan donanmasının himayesinde yapılacak. Türklerin yapacağı en ufak bir hareket Amerikalilar tarafından bastırılacaktır...&lt;br /&gt;Gizli Belge: Sayfa No: 300, Belge No: 38. 28 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından bir parça:&lt;br /&gt;- Mustafa Kemal kendisini Erzurum Valisi ilan etmiş. Erzurum'da yeni kurulacak Ermeni devletinin katılacağı bir sırada bu çok anlamlı bir harekettir. Bu adam olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu...&lt;br /&gt;Gizli Belge: Sayfa No: 81, Belge No: 10, tarih 16 Şubat 1920. Londra Konferansı tutanaklarından bir başka parça:&lt;br /&gt;- Ermenistan'a 6 ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistan'a yardım edecektir ve mandası altına almayı da kabul ediyor. Fransa ise Adana’yı kendisi için istiyor.&lt;br /&gt;Gizli Belge: Sayfa No: 99, Belge No: 12, Londra Konferansı tutanağından bir başka ilginç parça:&lt;br /&gt;- Lord Curzon, Erzincan’ın da Ermenistan'a verilmesini, Karadeniz'de bir Lazistan kurulup, Ermenilerin mandasına vermek istiyor...&lt;br /&gt;Bu belgeler, bugün ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihini "Soykırım Günü" ilan etmek isteyenlerin amaçlarını olduğu kadar, ABD'nin Lozan Barış Antlaşması’na niçin imza koymadığını da anlatmaya yetmektedir.&lt;br /&gt;Atatürk, Ermeni sorununun "dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre çözülmek istediğini" söylememiş miydi? ( Söylev ve Demeçler , C: I, S: 233). Olay, dün olduğu gibi bugün de böyledir.&lt;br /&gt;Biz bugün bunca saldırıdan sonra , bu gizli belgeleri , örneğin devletin televizyonunda tek tek halkımıza gösterebiliyor muyuz? Gösteremiyorsak, Ermeni sorununun çokuluslu yanını ve uluslararası terör ile ilgisini, diplomatik forumlarda nasıl anlatabiliyoruz?&lt;br /&gt;24 Nisan tarihini soykırım günü ilan edip, Ermeni terör örgütlerine destek olan Amerikan Kongre üyeleri, 1920'lerde topraklarımız üzerinde Ermeni devleti kurmak isteyen Amerikalılar'ın torunlarıdır. Bizler de bunlara karşı Kuvay-i Milliyecilerin torunları olduğumuzu hatırlatmak zorundayız.&lt;br /&gt;"Milliyetçilik" budur. Neredesiniz efendiler, beyler, beyzadeler, hanımefendiler?.. Budur, budur, budur işte!..&lt;br /&gt;Uğur MUMCU&lt;br /&gt;Cumhuriyet - 1 Nisan 1984&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan 23 sene geçmiş Uğur Mumcu her zaman savaştığı emperyalistlerce katledilmiş ama değişen hiçbir şey olmamış. Bu da gösteriyor ki tarihimizden ders çıkartamadığımız gibi tarihimizi de doğru düzgün bilmiyoruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-4229050170082075243?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/4229050170082075243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/4229050170082075243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_01_01_archive.html#4229050170082075243' title='Uğur Mumcu&apos;dan Gizli Belgelerle Ermeni Olayı'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-2742415102946099426</id><published>2007-01-10T12:13:00.000-05:00</published><updated>2007-01-10T12:16:18.627-05:00</updated><title type='text'>Bush'a 'Turkler Soykirim yapmadi' CD'si</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="600"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td colspan="3" valign="top" width="390"&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="590"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:100%;"  &gt;Erzurum'daki Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED), Türkler'in tarihte insanlığa yaptığı hizmetlerden örneklerin yer aldığı CD'yi, ABD Başkanı George W. Bush, ABD'li senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerine gönderdi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="390"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;img src="http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif" height="10" width="1" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="color: rgb(39, 96, 169);font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:78%;"  &gt;&lt;b&gt;10.01.2007&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;Atatürk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde okuyan 800 öğrenci de hazırladıkları bilgilendirme metinlerini ABD Başkanı Bush başta olmak üzere senato üyelerine e- mail olarak yolladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ASİMED Başkanı Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni kongrenin ocak ayında göreve başlamasının ardından, kongrenin her iki kanadına da sözde soykırımın tanınmasını öngören tasalarıların sunulmasının kesinleştiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi'nin (ANCA) sözde Ermeni soykırımının yeni dönem ABD Kongresi'nin gündemine getirilerek tanınması yönünde kampanya başlattığını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, bunun üzerine Türkler'in tarihte insanlığa yaptığı hizmetlerden örneklere yer verdikleri bir CD hazırlayarak ABD Başkanı George W. Bush, ABD'li senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerine gönderdiklerini açıkladı. İngilizce olarak hazırlanan CD'de insanlık derslerinden en iyi örneklerin bulunduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, şöle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Amerika'daki Ermeni lobisi, Demokratların seçimi kazanması ve destekçileri Nancy Pelosi'nin, Temsilciler Meclisi Başkanı olmasından dolayı büyük bir heyecan içindeler. Ermeniler, soykırım yalanının Amerikan Kongresi'nde oylanabilmesi için seçim sonuçları belli olur olmaz büyük bir kulis çalışmasına başladı. Amaçları dünyanın en güçlü ülkesinde sözde soykırımı kabul ettirdikten sonra Türk tarafından önce tazminat, sonra da toprak talebinde bulunmaktır. Bizde dernek olarak ABD Başkanı Bush, ABD'li senatör ve Temsilciler Meclisi üyelerine yönelik bilgilendirme kampanyası başlattık. Ayrıca elektronik postalarla bilgilendirme mesajları atıyoruz. Bu konuda halkımızdan da destek bekliyoruz. Vatandaşlarımız `http://schiff.house.gov' ile `sf.nancy mail.house.gov' adreslerine Türkler'in tarihteki insanlık derslerinden örnekleri göndersinler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;CD'DE NELER VAR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;ASİMED tarafından ABD Başkanı Bush, senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerine gönderilen CD'de şu bilgiler ve belgeler yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 499 yılında Akhunlar, en büyük düşmanları olan hatta onları tarih sahnesinden silen Sasani Devleti'ni ünlü Mazdek İsyanı'ndan kurtarmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bugün kan gölüne dönmüş olan Bağdat ve çevresinin bütün tarihi boyunca en mutlu günlerini orta çağ boyunca Selçuklu hakimiyeti altında yaşamıştır. Hatta bölge halkının şiirleri, türküleri ve hikayeleri ile Türkler'e methiyeler düzüp minnettarlıklarını sundukları bilinen bir gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 1147- 1149 yılları arasında gerçekleşen Haçlı seferinde, Sultan Mesud'un, kendilerini katletmek için gelen Haçlılar'ı açlıktan ve hastalıktan kurtararak yurtlarına geri gönderdiği ve 1492 yılında Avrupa'daki katliamdan kaçan Yahudiler'e kucak açan tek ulusun yine Türk Milleti olduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayrıca Irak'ta Saddam'dan kaçan Kürtler'e kucak açan ve onları büyük bir katliamdan kurtaran milletin yine Türkler olduğu belgeleriyle mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-2742415102946099426?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/2742415102946099426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/2742415102946099426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_01_01_archive.html#2742415102946099426' title='Bush&apos;a &apos;Turkler Soykirim yapmadi&apos; CD&apos;si'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-8777322900370955789</id><published>2007-01-09T22:40:00.000-05:00</published><updated>2007-01-09T22:41:52.190-05:00</updated><title type='text'>Kozan belediyesinin anit dikme girisimi</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="590"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:100%;"  &gt;Kozan Belediye Meclisi, işgal yıllarında ilçedeki Türkler'in, Ermeniler tarafından fırınlarda yakılması ve katledilmesini hatırlatacak soykırım anıtı yapılması kararı aldı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="390"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;img src="http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif" height="10" width="1" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="color: rgb(39, 96, 169);font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:78%;"  &gt;&lt;b&gt;08.01.2007&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;Çukurova Stratejik Araştırmalar Derneği Başkanı tarihçi Cezmi Yurtsever, anıtın Ermeniler'in ve Fransızlar'ın, Türkler'e yaptığı zulmü gelecek nesillere hatırlatacak çok güzel bir düşünce olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezmi Yurtsever, işgal yıllarında Ermeni ve Fransızlar'ın Çukurova'da yaptıkları katliamların unutulmaması amacıyla `Milli Mücadele ve Türk Soykırımı Anıtı' yapılması için Adana'nın Kozan İlçesi Belediye Meclisi'nin aldığı kararın çok yerinde olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1'inci Dünya Savaşı sonrası Aralık 1918'de Çukurova'ya çıkan ve 5 Ocak 1922'de tamamıyla çekilen Fransız askerleri içinde Ermeni lejyonlarından oluşan birlikler bulunduğunu, bölgede yaşayan Ermeniler'in de onlarla birlik olarak çeşitli yerlerde Türkler'i öldürdüklerini anlatan Yurtsever şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İşgal yıllarında pekçok katliam yaşandı. 10 bine yakın Türk'ün Çukurova'da katledildiğini belirledik. Yeşiloba, Camili Köyü, Kozan Şehir Merkezi, Saimbeyli gibi Adana'nın çok sayıda bölgesinde zulüm ve katliam yaptılar. Ermeniler'in `Haçin' olarak adlandırdığı, Saimbeyli'de esir alınan 500 Türk'ün öldürülmesi en büyük zalimliklerden birisidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni ve Fransızlar'ın bu coğrafyada Türk varlığını silmek ve hakimiyetini kaldırmayı amaçladıklarını kaydeden Yurtsever, bir anıt yapılmasının, hem hayatını kaybedenlere saygı gösterme, hem de gelecek nesillere geçmişi hatırlatma açısından yararlı olacağını vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;`TÜRKLERİ YAKTIKLARI UNUTULMASIN'&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adana'nın Kozan İlçesi'nde Ermeniler'in Türkler'i diri diri yaktığı fırınların yanına yapılacak anıtın, sadece Ermeniler'in değil, bugün onlara sahip çıkan Fransızlar'ın da Türkler'i katlettiğini dünyaya haykıracağına vurgulayan Yurtsever şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O tarihlerde sadece Adana'da değil, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa gibi şehirlerde de Türkler katledildi. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ndeki belgeler, Ermeni çetelerinin 1906- 1922 yılları arasında çok sayıda kadın ve çocuğun da aralarında bulunduğu binlerce Türk'ü katlettiğini ortaya koydu. Katliamda hafızalarda kalan en önemli yerlerden biri Kozan İlçesi'dir. Buradaki 5 fırında Türkler diri diri yakılarak katledildi. Bu katliam canlı şahitlerle belgelenmiştir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtsever, 1989 yılı Aralık ayı sonlarında, Adana Valiliği'nce `Milli Mücadele Olaylarını Araştırma ve Belgeleme' projesi kapsamında Kozan'da görevlendirildiğini belirterek, milli mücadelenin görgü tanıklarından Emin Kurtoğlu ve Kurtoğlunun üvey kardeşi Halil Altıparmak'tan geçmişi dinlediklerini belirtti. Yurtsever, "Emin ve Halil Beylerle birlikte şehir merkezindeki Kayıtbay Camii'nin yanına gittik. Çarşı içinde hala tarihi özelliğini koruyan `Meşhur Fırın' adıyla bilinen işyerine geldik. Emin Bey, `İşgal günlerinde Kozan Hükümet Konağı'nda Mutasarrıf İhsan Bey'in yanında çalışan Mal Müdürü Hamdi ve Tahrirat Katibi Ali Rıza Bey, gözü dönmüş Ermeni milisler tarafından bu fırına getirildiler. Feci halde öldürüldüler' diyerek, gördüklerini anlattı" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtsever, Emin Bey'in, tam 5 fırında katliam yapıldığını söylediğini ve yakılan Türkler'in vücutlarından çıkan yağın yola aktığının şahitleri bulunduğunu ağlayarak aktardığını kaydetti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Haberin kayna&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;ı&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&amp;tarih=08.01.2007&amp;amp;Newsid=102182&amp;amp;Categoryid=1"&gt;http://www.vatanim.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-8777322900370955789?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/8777322900370955789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/8777322900370955789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_01_01_archive.html#8777322900370955789' title='Kozan belediyesinin anit dikme girisimi'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-1126283648890448036</id><published>2007-01-06T08:25:00.000-05:00</published><updated>2007-01-06T22:02:10.992-05:00</updated><title type='text'>KAMPANYA MEKTUBU LUTFEN KULLANINIZ</title><content type='html'>Congresswoman Nancy Pelosi&lt;br /&gt;US Congress Speaker&lt;br /&gt;2371 Rayburn HOB&lt;br /&gt;Washington, DC 20515&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Re: Let there be peace on earth. Reject hatred and vengeance. Please improve USA image in the world and not create new enemies?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dear Representative Pelosi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I would like to congradulate your new post.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The most likely source of the story of the alleged Armenian genocide must have come to you from people who have been brought up to hate and seek vengeance from childhood by their parents. Hatred and vengeance are the instigators of wars. You are a person who would uphold the law, be unbiased in making laws and reject unfounded racist propaganda.&lt;br /&gt;From 1890’s to 1920 the Armenian Hinchak and Dashnak terrorist organizations were responsible for ethnic cleansing and for massacring over 350 thousand Turks, Kurds and Jews living in Anatolia. They destroyed and burnt down 22 Moslem villages and massacred their residents. Excavations and documentations are being conducted at present. You could visit these sites.You cannot be impartial if you have not read the report of Hovannes Katchaznouni and compared the contents of that report with the misrepresentations and false facts presented by the Armenians of to-day. He was the first Prime Minister of the Armenian Republic before it was annexed by the communist Russian Republics. He was the head of the Armenian Dashnak Party and presented this report to the Dashnak Party conference in 1923 held in Brussels. At that time, the report was published in Armenian. The English translation was published in New York in 1955.&lt;br /&gt;Katchaznouni essentially announced the following:&lt;br /&gt;1. The Armenians tried their hands in uprising, terrorism, assaults, war, defense, organizing political parties, founding a State, etc. There is nothing else we could do but to make peace.&lt;br /&gt;2. Creating the armed Armenian guerillas that came under Russian dominance was a mistake.&lt;br /&gt;3. They had not counted on the segments of the Armenians who were siding with the Turks.&lt;br /&gt;4. Turkey had acted in defense of its existence when it decided on the relocation.&lt;br /&gt;5. Armenians had massacred the Moslem population.&lt;br /&gt;6. There is no one guilty other than the Dashnak organization.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Do you believe in the American value of “Innocent until proven guilty”? This traditional American value is being trampled with in the accusations of the so called “Armenian Genocide”.&lt;br /&gt;When the Ottoman Empire was defeated in WWI the Allies occupied its lands. They imprisoned more than 100 officials and took them to Malta for trial as perpetrators of war crimes. According to article 239 of the Sevr treaty signed by the Ottomans, the Occupying Nations were given complete access to all archives and documents of the Ottoman government. Archive specialists brought in by the Allies studied every document in the files of the Ottoman Government in order to find evidence of crimes committed against humanity. It took them 2 years, 4 months, and 27 days to come up empty handed. Since 1918 there still is no one that can produce a document that will hold up in a court of law. As a result, the High Court of the Allies which resembled somewhat the Nuremberg tribunals decided that there was not sufficient evidence to convict the Turks and released them. Attached are the documentations of these trials. Should you wish you could examine them.&lt;br /&gt;Once proven innocent the retrying for the same crime is un-American when no additional documents of those times can be produced. The Armenians as well as the Russians refused to open their archives. Turkish archives were opened during the occupation and still is completely open and available to anyone. One can find many forged documents invented by Armenians of to-day. Most photos of alleged Armenian dead people could as well be the dead Turks of Erzurum. Museums in Erzurum and Van have the relics from the excavations of the mass graves. As a gesture of good will the Turks asked the Armenians to show where their dead were buried, but received no response.&lt;br /&gt;Looking at the Armenian events from one side only means that you would legitimize the activities of the Hinchak, Dashnak and Asala terrorists whose methods were copied by the Al-Qaeda and you would find killing of Turks by Armenians very acceptable. Is it possible for you to review the works of historians who are not Armenian or Turkish nor employed by the Armenian Diaspora?&lt;br /&gt;“The Diplomacy of Imperialism,” by William L. Langer, A. A. Knoff Publisher, NY, 1935.Mr. Langer received A.B., Ph.D. and honorary LLD degrees from Harvard. He has been awarded an honorary D. Phil. by the University of Hamburg. In July 1946, as a result of his outstanding wartime record, Mr. Langer was awarded the Medal of Merit by President Truman.&lt;br /&gt;“The Armenians,” by C.F. Dixon-Johnson, G. Toulmin &amp;amp; Sons, Northgate, Blackburn, UK, 1916.Mr. Dixon-Johnson was an officer in the UK armed forces which were at war with Turkey. He was designated as a hero of the Boer War. He writes that the purpose of his book was to tell the truth. He adds: “Give a lie twenty-four hours’ start, and it will take a hundred years to overtake it.”&lt;br /&gt;Sincerely,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-1126283648890448036?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/1126283648890448036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/1126283648890448036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2007_01_01_archive.html#1126283648890448036' title='KAMPANYA MEKTUBU LUTFEN KULLANINIZ'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-5945033131538471614</id><published>2006-11-27T08:19:00.000-05:00</published><updated>2006-11-27T08:57:06.235-05:00</updated><title type='text'>Ilk Ermeni Basbakani Ovanes Kacaznini'den otokritik: Türklere biz savaş açtık</title><content type='html'>ERZINCAN (IHA)- Uluslararasi faaliyet gösteren Ermeni lobilerinin sözde soykirim iddialari, Ermenistan'in ilk Basbakani Ovanes Kaçaznuni tarafindan yalanlandi.Kaçaznuni'nin 1923 yilinda Bükres'te yapilan Ermeni meselesi ile ilgili Tasnak Partisi toplantisinda sundugu rapor gerçekleri bütün çiplakligiyla gözler önüne seriyor. Kaçaznuni'nin Osmanli döneminde yasananlari anlattigi kendi imzasini tasiyan rapor, Türk Hava Kurumu (THK) tarafindan Rusça'dan Türkçe'ye tercüme edilerek kitap haline getirildi.Kitapta yer alan bilgiler Türkler'in Ermeni soykirimi yaptigi iddialarini kesin bir dille yalanlarken, kitap Türkiye genelindeki bütün kütüphanelere ulastirildi.Kaçaznuni'nin yakin tarihe isik tutan belge niteliginde sözlerinin yer aldigi kitap, Ermenilerin Osmanli Imparatorlugu'na karsi nasil bir ihanet içinde olduklarini da gözler önüne serdi.Yillarca sözde soykirima ugradiklarini iddia eden ve dünya kamuyonunu baski altina almaya çalisan Ermenilerin bütün tezlerini çürüten ilk basbakanlari, 128 sayfalik raporunda su çarpici ifadelere veriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Operasyona katildik:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1914 sonbaharinda, Türkiye henüz savasan taraflardan birine katilmadigi dönemde, Güney Kafkasya'da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri olusturulmaya baslandi. Sadece birkaç hafta içerisinde Ermeni devrimci Tasnaksutyun Partisi hem bu birliklerin kurulmasina hem de Türkiye'ye karsi gerçeklestirdikleri askeri operasyonlara aktif biçimde katildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Barisi sabote ettik:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artik hepimiz Türklerin düsmanı olan Itilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye'den "denizden denize Ermenistan" talep etmekteydik. Itilaf devletlerinin ordularını Türkiye'ye göndermeleri ve hakimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika'ya resmi çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türkler'le savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gerçekleri göremedik:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Askeri operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya'ya baglandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi.Gerçekleri göremedik, olaylarin sebebi biziz. Türklerin milli mücadelesi hakıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karsi ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlasması gözümüzü kör etmisti. Isyanımızın temelinde Itilaf devletlerinin bize vadettigi büyük Ermenistan hayali vardi. Ama biz hiç bir zaman devlet olamadik.Türkiye Ermenistan'i diye bir devletin hayalden öte olmadigi gerçeğini göremedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aklimiz dumanlanmıştı&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;Biz Ermeniler kayitsiz şartsiz Rusya'ya yönelmiş durumdaydık.Herhangi bir gerekçe yokken, zafer havasina kapilmistik.Sadakatimiz, çalismalarimiz ve yardimlarimiz karsiliginda Çar hükümetinin Ermenistan'in bağimsızlığını bize armağan edeceğinden emindik. Aklimiz dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi baskalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, kendimize yaptiğimiz hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkler dogru yaptı:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tabi tutuldu. Türkler ne yaptiklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlik duymalarini gerektirecek bir husus bulunmamaktadir. Bu yöntem en kesin ve uygun olaniydi. Kizginlik ve korku içinde bulunan biz Ermeniler, "suçlu" ariyorduk ve bu suçluyu Rus Hükümeti ve onun kallesçe politikalari olarak belirledik.Siyasal açidan olgunlasmamis ve dengesiz insanlara özgü bir saskinlik içinde, bir uçtan digerine savrulmaktaydık.Rus Hükümeti'ne karsi dünkü inancimiz ne denli körü körüne ve temelsizse,bugünkü suçlamalarimiz da o denli körü körüne ve temelsizdi. Siyasal bir parti (Tasnaksutyun) olarak biz, meselemizin Ruslari ilgilendirmedigini ve onlarin gerektiginde cesetlerimizi çigneyerek geçip gidebileceklerini unutmustuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Barış teklifini reddettik:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1918 yillarinda emperyalistlere karsi savaslarinda bozguna ugrayan Türkler, direnerek iki yil içerisinde tekrar kendilerine geldiler. Yeni genç ve milliyetperver duygularla hareket eden bir nesil ortaya çikarak, Anadolu'da kendi ordusunu yeniden organize etmeye baslamisti. Türkiye'de milli bilinç ve kendisini savunma içgüdüsü uyanmisti. Onlar küçük Asya'dan istikballerini hiç olmazsa bir sekilde temin edebilmek için Sevr Antlasmasi'na askeri güçle karsi koymak zorundaydilar. Bizim bu dönemde barisi reddetmemiz ve silahlanmamiz büyük bir hataydi. Çok geçmeden sinirlarimiza askeri operasyonlar basladiginda, Türkler bizimle bir araya gelmeyi ve görüsmelere baslamayi teklif ettiler.Biz ise onlarin bu teklifini geri çevirdik. Bu büyük bir hata idi. Bu, görüsmelerin kesinlikle basariyla sonuçlanacagi anlamina gelmezdi ama bu görüsmelerde barisçi bir sonuca ulasma ihtimali vardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ovanes Kaçaznuni: Herkes bizi kandirdi "Kaderden sikayet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi disimizda aramak acikli bir durumdur.Bu bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karekteristik bir özelliğidir ve Tasnaksutyun Partisi de bundan kaçamamıştir.Sanki uzak görüslü olmamız bir kahramanlıktı, çünkü isteyen herkes, Fransizlar,Ingilizler, Amerikalilar, Gürcüler, Bolsevikler tek kelimeyle bütün dünya bizi kolayca aldattı, atlattı ve ihanet etti. Oysa bizler safça bu savasin Ermeniler için yapildigina inandırilmıştık."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Barışı sabote ettik:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;KAÇAZNUNI raporunda söyle diyor: Osmanli'dan, Akdeniz'e uzanan bir Ermenistan talep ettik. Derhal gönüllü birlikleri olusturduk, Türklere karsi ayaklandik ve savastik.İsyanımızın temelinde İtilaf Devletlerinin bize vaat ettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-5945033131538471614?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/5945033131538471614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/5945033131538471614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#5945033131538471614' title='Ilk Ermeni Basbakani Ovanes Kacaznini&apos;den otokritik: Türklere biz savaş açtık'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-7277251073877059068</id><published>2006-11-24T09:31:00.000-05:00</published><updated>2006-11-24T09:43:35.976-05:00</updated><title type='text'>Dan Burton ile söyleşi-VOA</title><content type='html'>'Ermeni Tasarısının Komisyondan Geçmesi Hata'&lt;br /&gt;Barış Ornarlı&lt;br /&gt;Washington&lt;br /&gt;5/Eylül/2005&lt;br /&gt;&lt;a class="media-asset" onclick="dcsMultiTrack('DCS.dcsuri','http://www.voanews.com/mediaassets/turkish/2005_09/Video/ra/Burton INT4.ra','WT.media','http://www.voanews.com/mediaassets/turkish/2005_09/Video/ra/Burton INT4.ra,displayarticle,turkish,/turkish/archive/2005-09/2005-09-25-voa10.cfm');" href="http://www.voanews.com/mediaassets/turkish/2005_09/Video/ra/Burton%20INT4.ra"&gt;Tasarılar Uluslararası İlişkiler Komisyonunda Kabul Edildi - İndirmek İçin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="media-asset" onclick="dcsMultiTrack('DCS.dcsuri','http://www.voanews.com/mediaassets/turkish/2005_09/Video/ra/Burton INT4.ra','WT.media','RAMFILE:http://www.voanews.com/mediaassets/turkish/2005_09/Video/ra/Burton INT4.ra,displayarticle,turkish,/turkish/archive/2005-09/2005-09-25-voa10.cfm,turkish,/turkish/archive/2005-09/2005-09-25-voa10.cfm');" href="http://www.voanews.com/turkish/figleaf/ramfilegenerate.cfm?filepath=http%3A%2F%2Fwww%2Evoanews%2Ecom%2Fmediaassets%2Fturkish%2F2005%5F09%2FVideo%2Fra%2FBurton%20INT4%2Era"&gt;Tasarılar Uluslararası İlişkiler Komisyonunda Kabul Edildi &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili iki tasarı geçenlerde Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarıları destekleyen Kaliforniya Milletvekili Adam Schiff ve tasarılara karşı çıkan İndiana Milletvekili Dan Burton, sorularımızı yanıtladı.Haberin ayrıntılarını yukarıdaki linke tıklayarak dinleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dan Burton'la Söyleşi: 'Tasarıların Kabulü Hataydı'Amerikan Kongresi'nin önde gelen üyelerinden Dan Burton, Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili iki tasarının geçenlerde Temsilciler Meclisi Uluslararası İliskiler Komisyonu'nda onaylanmasını büyük bir hata olarak tanımladı. Indiana eyaleti milletvekili Dan Burton, Barış Ornarlı’nın sorularını yanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VOA: "Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarıların komisyonda kabul edilmesini nasıl yorumluyorsunuz?"&lt;br /&gt;Dan Burton&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAN BURTON: "Bence bu bir hataydı. Ben bu konuyu 10, 15, 20 yıldır tartışıyorum. Tarih, her iki tarafta da sorumluluk olduğunu, tek bir tarafın suçlanamayacağını gösteriyor. Zor bir dönemden geçiliyordu. Ama sürekli olarak Türkiye’deki dostlarımıza bu konuda saldırmak büyük bir hatadır. Komisyonda da söylediğim gibi: Bu konuyu her sene gündeme getirmek son derece gereksizdir. Bu tür sorunları geride bırakıp ileriye bakmamız gerekiyor. Sürekli geçmiş sorunları hatırlayarak kalıcı nitelikli uluslararası barışa ulaşamayız. Bırakalım bunları. Türk hükümeti, Ermenilere el uzatmıştır. Onları kutlarım. Amerikan kongresi de bu konuyu her sene gündeme getirmekten vazgeçmelidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VOA: "Sizce Ermeni soykırımı tasarıları Temsilciler Meclisi genel kurulunun gündemine alınır mı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DB: "Genel Kurul gündemine alınabilir. Ancak, tasarıların genel kurulda kabul edileceğini ve Başkan tarafından imzalanacağını zannetmiyorum. Dediğim gibi, bu süreç sadece tansiyonları arttırmakla kalacaktır. Türkiye bu konuyu Ermenilerle zaten hallediyor. Dilerim ki bu girişimler sonuç verir; ve biz de bu işle uğraşmaktan kurtuluruz. Amerikan Kongresi olarak önem vermemiz gereken başka konular var: Kasırgalar gibi... Çok uzun bir zaman önce yaşanmış olayları ikide-bir gündeme getirmemiz gerekmiyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VOA: "Amerikan yönetimleri Ermeni soykırımı iddialarıyla tasarılara bugüne kadar hep karşı çıktı. Bu kez de komisyondaki oylamanın yapıldığı gün, dışişleri bakanlığı, üyelere aleyhte oy kullanmaları için mektup gönderdi. Hatırlarsanız, Başkan Clinton da benzeri bir tasarıya karşı girişimde bulunmuştu ve o tasarı Genel Kurul’da oya sunulmamıştı. Eğer bu kez tasarılar genel kurulun gündemine alınırsa, Bush yönetimi nasıl bir tutum izleyecektir?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DB: "Yönetimin bakış açısı, tasarıların aleyhinedir. Bu geçmişte de böyleydi, ileride de böyle olacaktır. Bu nedenle, tasarıların kabul edilme olasılığı son derece zayıftır. Benim kişisel görüşüm, bunun bir zaman kaybı olduğu yönündedir. Tabii, bu, bir trajedinin yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Ancak, bu konuyu bırakmalıyız; ve Türk hükümetiyle Ermeni hükümetinin kendi aralarında çözmelerine izin vermeliyiz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VOA: "Sizce, Ermeni soykırımı tasarılarının gündeme getirilmesi, Türk Amerikan ilişkilerine nasıl yansıyor? Irak savaşı sırasında bozulan Türk-Amerikan ilişkileri, Ermeni soykırımı tartışmalarından nasıl etkileniyor?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DB: "Türkiye Amerika’nın çok eski bir dostudur. Soğuk Savaş döneminde yanımızda olmuştur. NATO müttefikimizdir. Amerika’ya bütün ihtilaflarda destek vermiştir. Görüş ayrılıklarımız olmuştur; bütün ülkeler zaman zaman aralarında sorun yaşar. Türkiye çok eski bir dosttur. Bu dostluğa değer vermeliyiz. İşte bu nedenle Ermeni soykırımı tasarıları Temsilciler Meclisinin gündemine alınmamalı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.voanews.com/turkish/archive/2005-09/2005-09-25-voa10.cfm"&gt;http://www.voanews.com/turkish/archive/2005-09/2005-09-25-voa10.cfm&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-7277251073877059068?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/7277251073877059068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/7277251073877059068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#7277251073877059068' title='Dan Burton ile söyleşi-VOA'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-920591856226657893</id><published>2006-11-24T07:11:00.000-05:00</published><updated>2006-11-24T07:13:55.360-05:00</updated><title type='text'>Ermeniler, 'soykırım olmadı' diyen profesöre verilen ödüle kızdı</title><content type='html'>24 Kasım 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni Soykırımı iddialarının doğru olmadığı görüşünü savunan ünlü tarihçi Bernard Lewis’e, ABD Başkanı George Bush'un Ulusal Beşeri Bilimler Madalyası vermesi, Ermeni diyasporasını kızdırdı.Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları Profesörü olan ünlü tarihçi Bernard Lewis, her yıl beşeri bilimlere katkıda bulunanlara verilen isimlerin almaya hak kazandığı “Ulusal Beşeri Bilimler Madalyası”nın bu yılki sahibi oldu. Lewis, ödülünü 9 Kasım’da Beyaz Saray Oval Ofis’te düzenlen bir törende ABD Başkanı George Bush’un elinden aldı. Ödül törenine ABD’nin first lady’si Laura Bush da katıldı.Lewis’e verilen bu madalya, Amerika’daki Ermeni diyasporasını kızdırdı. Amerika’daki Ermeni örgütleri, internette yayınladıkları mesajla, ünlü tarihçiye ödül verilmesini kınadı.Çalışmalarının ilk yıllarında soykırım iddialarına destek veren Bernard Lewis ancak araştırmalarının ardından soykırımın olmadığı görüşünü savunmaya başladı.Lewis, 21 Haziran 1995’te Fransız Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte Ermeni soykırımının yaşanmadığı fikrini savunmuş, bunun üzerine Fransız mahkemeleri Lewis hakkında açılan davada ünlü tarihçiyi suçlu bulmuştu. Lewis 1 franklık sembolik bir tazminat ödeme cezasına çarptırılmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-920591856226657893?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/920591856226657893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/920591856226657893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#920591856226657893' title='Ermeniler, &apos;soykırım olmadı&apos; diyen profesöre verilen ödüle kızdı'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-4176043497073699621</id><published>2006-11-23T08:06:00.000-05:00</published><updated>2006-11-23T08:09:40.859-05:00</updated><title type='text'>ITDF Basin Bildirisi</title><content type='html'>TÜRK TOPLUMU EDİNBURG’DA YAPILAN HAKSIZLIKLARI UNUTMAYACAKTIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıl İskoçya’nın Edinburg şehir meclisinde onaylanan sözde ‘Ermeni soykırımını tanıma’ kararı yıldönümünde konuşan İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu (İTDF) sözcüsü Servet Hassan “Edinburg’da Türklere yapılan haksızlıkları asla unutmayacağız” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni diasporası ile özel münasebetler içinde olduğunu gizlemeyen Edinburg Belediye Meclis Başkanı Donald Anderson’un önerisi üzerine meclise getirilen tasarı İskoçya ve İngiltere Türk toplumu tarafından protesto edilmiş ve tasarı iki kez ertelenmişti. Ermenilerin düzenledikleri konferansa karşılık, İTDF öncülüğünde Edinburg Belediye Meclisi’nde bir konferans düzenlemişti.  Türk  sivil toplum örgütlerince aylarca süren kampanya sonucu tasarı değiştirilmesine ragmen, 17 Kasım 2005 tarihinde Edinburg Yerel Meclisi tarafından kabul edilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylamanın yıldönümünde Edinburg Belediye Meclisi üyelerine bir mektup gönderen İTDF, haksız ve asılsız tasarıyı protesto etmenin yanında kendilerine oylama sırasında yapılan haksızlıkları tek tek hatırlattı. Oylama esnasında 1915 olaylarını tartışmak yerine Türkiye’nin bugünkü politikalarının yargılanmaya kalkışıldığı ve Türk temsil heyetinin önce konuşturularak savunma yapmasının engellendiği hatırlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca,  mektupta tasarının  iç politika malzemesi yapılarak, oylamanın üzerinden 24 saat geçmeden tasarının mimarı D.Anderson’un İskoç Parlamentosu’na adaylığını açıklaması kınandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskoçya’ da yaşayan Türk ve Müslüman seçmenlere bu ayrılıkçı tutumları hatırlatacaklarını belirten sözcü; “Edinburg’da bu karar değişip gerçekler ortaya çıkana dek Türk toplumunun bu olayın takipçisi olacağını” belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERMENİ TERÖRÜ KINANACAK VE DİPLOMAT ŞEHİTLERİMİZ ANILACAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İTDF sözcüsü Servet Hassan,  27 Ocak 1973 tarihinde Ermeni terör örgütü ASALA tarafından acımasızca şehit edilen ilk Türk diplomatlarımız Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir’in ölüm tarihini bundan böyle tüm dünyada ‘Ermeni Terörünü Kınama Günü’ ilan edeceklerini ve bu amaçla şehit diplomatlarımızı anma töreni ve konferanslar düzenleyeceklerini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi, 1973 ile 1985 tarihleri arasında Ermeni terör örgütü ASALA tarafından 40’a yakın diplomatımız ve yakını katledilmiş ve bir o kadarı da yaralanmıştı. Bu vahşi cinayetleri işleyenlerin sadece bir kaçı adalete teslim edilmiş çoğunun dosyası faili meçhul olarak kapatılmıştır.  Katillerin Ermenistan’da halk kahramanı ilan edilmeleri ise diğer bir üzüntü kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 ) Donald Anderson’un fotografi icin asagidaki linki tiklayiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.edinburgh.gov.uk/internet/council/council_business/councillor_details/ward_54.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Edinburgh City Council fotigrafi icin asagidaki linki tiklayiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.rampantscotland.com/graphics/citychambers082b.jpg&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-4176043497073699621?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/4176043497073699621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/4176043497073699621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#4176043497073699621' title='ITDF Basin Bildirisi'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-612740805341849603</id><published>2006-11-21T00:48:00.000-05:00</published><updated>2006-11-21T00:51:53.138-05:00</updated><title type='text'>SOYKIRIM İDDİALARI VE AKILLI SİYASET</title><content type='html'>Yusuf Selcuk Ateskan&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:ateskan@yahoo.com"&gt;ateskan@yahoo.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fransız meclisinin Ermeni soykırımını inkarı suç teşkil eden yasayı kabul etmesi haklı olarak hepimizin kabul edemeyeceği bir olay oldu. Ancak bu öfke ve kızgınlıkla infiale kapılıp yanlış adımlar atmamalı, sağduyulu ve soğukkanlı bir siyaset izlemeliyiz. Soykırım iddiaları karşısında yıllardır ne yazık ki aktif değil reaktif bir siyaset izliyoruz. Yani Ermeni lobileri değişik yerlerde konuyu gündeme getiren çalışmalar yapıyor, biz bunlara tepki gösteriyoruz. Onlar 12 ay boyunca 7 gün 24 saat çalışıyor, biz ise yumurta kapıya dayanınca siyasi ilişkilerimizi kullanarak politikacılar veya sermaye gruplarını kullanarak bunu engellemeye çalışıyoruz. Oysa ki, 1973 yılında Los Angeles’ta ilk diplomatımızın öldürüldüğü gün 10 kişi her yıl bir kişiye durumu anlatsa, daha sonraki yıllarda o kişiler de birer kişiye anlatsa 33. yıl sonunda 57,028,870 (elli yedi milyon yirmi sekiz bin sekiz yüz yetmiş) kişi Ermeni soykırımı iddiaları karşısında gerçeklerden haberdar olacaktı. 100 kişiyle başlasaydık bu kez 570,288,870 (Beş yüz yetmiş milyon! ) kişilik bir lobimiz olacaktı. (Bu sayının nasıl hesaplandığını görmek için Bkz: &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=fibonacci+sayilari" target="blank"&gt;Fibonacci sayıları&lt;/a&gt;. ) Evet buna belki de iğneyle kuyu kazmak diyebilirsiniz ama Ermenilerin yaptığı aynen bu. Amerika’daki 1 milyon, Ermenistan’daki 3 milyon veya Fransa’daki 300 bin Ermeni’nin bir gecede edindiği başarı değil bu. Yıllardır yapılan planlı, sistemli, organize çalışmalar sonunda dünyayı Türklerin Ermenilere planlı, sistemli ve organize bir soykırım uyguladığı yalanına inandırdılar. Olan oldu, Ermeniler azimli çalışmaları sonunda pek çok zafer kazandı. Peki bundan sonra ne yapılabilir? Ortalıkta pek çok değişik teklif dolaşıyor. Ama bu tekliflerin bazısı aleyhimize işleyebilir. Her teklifi teker teker ele alalım: Fransız mallarına boykot uygulansın. 2001 yılında “Fransız meclisi Ermeni soykırımını tanır.” şeklindeki 2001/70 yasa çıktığında aklımız neredeydi? Geçenlerde en son Alman Meclisi soykırımı tanıdığında Alman mallarına boykot uygulandı mı? Dünyada Ermeni soykırımını tanıyan bu kadar meclis varken hepsine boykot mu uygulayacaksınız? Apo krizi sırasında İtalya’ya uygulanan boykot ne kadar sürdü, ne kadar etkili oldu? Ülkenin en büyük holdingleri Oyak’ın Renault ve Axa, Sabancı’nın Carrefour ile ortak olduğu, yüz binlerce insanın Fransız sermayeli şirketlerden ekmek yediği bir ortamda bu boykotun uygulanması biraz zor görünüyor. Fransa’yı savunma ihaleleriyle tehdit etmek de makul değil. Çünkü bu Ermeni sorunu Demokles’in kılıcı gibi her sene yeniden ısıtılan bir konu. Her gündeme geldiğinde Airbus veya savaş helikopteri mi alacaksınız? Bu sefer rakip şirketin ülkesi de soykırımı tanımakla tehdit ederse hangisini tercih edeceksiniz? Ancak şunu derseniz katılırım. Dışa bağımlılığımız azaltılsın, Türk sermayesi ile hareket eden şirketlere destek olalım, Türk markalarını alalım. Ama bu uzun vadeli bir proje. Bugün Fransız malını bırakıp Alman malı, yarın Alman malını bırakıp İngiliz malını almak durumu çözmez. Meclis Cezayir soykırımını tanısın, olmadı demek suç olsun. Cezayir soykırımı anıtı dikilsin. Bu öncelikle Türkiye’nin “Tarih tarihçilere bırakılmalı” tezini baltalar. Siyasi bir organın tarih konusunda ahkam kesmesi yanlıştır. İkincisi Cezayir soykırımı konusunda BM’de yapılan oylamada Fransa’dan yana oy kullandık. Ancak Turgut Özal’ın bir ziyareti sırasında özür dileyerek Cezayir’le ilişkileri düzeltebildik. Daha birkaç yıl önce Beyoğlu’ndaki Cezayir sokağı’nın adını Fransız sokağı yapmışken bu sokağa Cezayir Soykırımı Anıtı dikmek komik olur. Zaten Başbakan Erdoğan da “Biz pisliği pislikle temizlemeyiz.” diyerek bu konuda gaza gelmeyeceklerini ortaya koydu. Türkiye’de kaçak çalışan sayıları 40 ila 70 bin arasındaki Ermenistan vatandaşı sınır dışı edilsin. Üç milyonluk fakir Ermenistan’dan on binlerce insanın Türkiye’ye gelip ekmek bulması aslında oradaki ön yargıları kıracak ve toplumsal nefreti azaltacaktır. Keşke her Ermenistan vatandaşı hayatlarında bir kez Türk misafirperverliği ile ağırlansa ve fikirlerini değiştirse. Dolayısıyla Türkiye’de huzur ve barış ortamında refah içinde yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşlarımız kadar, Ermenistan’dan gelen Ermeniler de toplumlar arasındaki soğuklukları gidermede önemli rol üstlenecektir. Sırf bunları hedef alan bir politika, kazanabileceğimiz insanları kaybetmemize neden olur. 1990’lardan sonra eski Sovyet Cumhuriyetlerinden veya Afrika ülkelerinden turist vizesiyle veya vizesiz gelen 1 milyona yakın kişi Türkiye’de kaçak çalışmaktadır. Bu konuda ciddi kayıtlar resmi makamlarda olmadığı için kesin rakam bilinememekte. 2004’te kaleme alınan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, “Kayıt Dışı İstihdam ve Yabancı Kaçak İşçi İstihdamı” raporunda “Ülkemizde, yabancı kaçak işçi sayısı konusunda kesin rakam ve veri tespit edilemediğinden, yabancı kaçak istihdamının sayısal boyutu hakkında herhangi bir rakam telaffuz edilmesi uygun bulunmamıştır. Bununla birlikte yabancı kaçak işçi istihdamının boyutlarının, sayıları yüz binlerle ifade edilen oldukça ciddi büyüklüklere ulaştığı düşünülmektedir.” denmekte. 2.2 milyon işsizimiz varken, kaçak yabancı işçiler, Türk vatandaşlarının çalışabileceği işlerde daha ucuz maliyetle çalışarak işsiz sayısını artırıyor, prim ve vergi kayıplarına da yol açıyor. Ayrıca kaçak işçiler en mütevazı rakamla ülkelerine yılda ortalama bin dolar para aktarsa 1 milyar dolarlık bir ek kaybımız oluyor.KKTC bile kaçak çalışan Türk işçilerine ceza kesip Türkiye’ye gönderirken, Türkiye de bizim vatandaşımızın gelir kaybına neden olan kaçak işçiler konusunda adım atmalı. Ama bu sadece Ermenistan vatandaşlarına uygulanacak ayrımcı bir politika olmamalı. Bu 3 teklif ve benzerlerinin hepsi aktif değil reaktif siyasetin ürünü. Her biri aklın değil tepkinin ve öfkenin sonucunda gündeme getirildi. Fransa’nın veya başka ülkelerin bu konuda yaptığının bu konuyu her dem gündemde tutarak Türkiye’ye şantaj uygulamak ve karşılığında taviz koparmak olduğunu unutmamalıyız. 577 kişilik mecliste 448 milletvekilinin yokluğunda 129 milletvekiliyle alınan bir karar durumun sakatlığını zaten apaçık ortaya koyuyor. Fransa’da fikir özgürlüğü zaten sözde vardır. Daha bu yasa gündeme gelmeden soykırımın yapılmadığını savunan tarihçi Bernard Lewis’i mahkum etmemişler miydi? Olaya fikir özgürlüğü açısından yaklaşılacak olursak bu yasanın bizdeki 301. maddeden bir farkı yok. Biz soykırım olduğunu doğrudan veya ima yoluyla söyleyenleri 301. madde çerçevesinde yargılamaya devam ettikçe, Fransa’nın soykırım olmadığını söyleyenleri yargılamasına itiraz edemeyiz. Zaten bu olayın kesinleşmesi uzun bir zamana yayılarak Türkiye’den tavizler koparılacak. Senato gündemine alınması veya Cumhurbaşkanının imzalaması gibi adımlar uzun süre ertelenebilir. Zaten gündeme almayıp askıda tutmak Fransızların işine gelir. Fransızların bunu askıda tutarak bize yapacakları şantajlara boyun eğmememiz gerekir. Bunun geri çevrilme ihtimalini düşük görüyorum. Keşke Senato veya Cumhurbaşkanı’ndan dönse. Ama bu olmayacaksa bir an önce Senato ve Cumhurbaşkanı’nın gündemine alınmasında fayda var. Böylelikle bu suçu işleyen veya potansiyel mağdurlar olarak AİHM’de binlerce dava açıp tazminat alabilir ve yasanın tüm AB ülkelerinde içtihat teşkil edebilecek şekilde reddini sağlayabiliriz. Çok zaman kaybettik ve fırsat kaçırdık. Şimdi kendimize gelip akıllı siyaset izleme zamanı. Bilmem hatırlar mısınız? Turkla sitesindeki ilk yazımın başlığı &lt;a href="http://www.turkla.com/yazar.php?mid=31&amp;yid=10" target="blank"&gt;Yüz kişi arıyorum, hemen şimdi&lt;/a&gt; idi. Eğer 2003 yılında 100 kişi olarak çalışmaya başlamış olsak, 2004 yılında 200, 2005 yılında 300, 2006 yılında 500 kişi olabilirdik. Ama hala geç değil, bir yerlerden başlamalıyız. Bu konuda faydalı olacağına inandığım diğer yazılarımı aşağıda veriyorum. Soykırım iddiaları konusunda bilinçlenelim, çevremizi bilinçlendirelim:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.turkla.com/yazar.php?mid=463&amp;amp;yid=10" target="blank"&gt;Scholars dispute genocide claims&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.turkla.com/yazar.php?mid=468&amp;yid=10" target="blank"&gt;Allegations and supporting documents repudiated by some academicians&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.turkla.com/yazar.php?mid=474&amp;amp;yid=10" target="blank"&gt;PRESS RELEASE FOR THE ALLEGED GENOCIDE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.turkla.com/yazar.php?mid=154&amp;yid=10" target="blank"&gt;ERMENI SORUNU&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.turkla.com/yazar.php?mid=449&amp;amp;yid=10" target="blank"&gt;YİNE ERMENİ MESELESİ&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-612740805341849603?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/612740805341849603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/612740805341849603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#612740805341849603' title='SOYKIRIM İDDİALARI VE AKILLI SİYASET'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-4781826822720511607</id><published>2006-11-21T00:44:00.000-05:00</published><updated>2006-11-21T00:46:57.562-05:00</updated><title type='text'>Yine Ermeni meselesi</title><content type='html'>Yusuf Selcuk Ateskan&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:ateskan@yahoo.com"&gt;ateskan@yahoo.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1980’lerin İzmir’inde ilkokula giderken o zamanlar Mithatpaşa - Talatpaşa hattında çalışan troleybüslere binerdim. Yüzlerce kez geçtiğim bu caddelere isim veren iki insanın kim olduğunu hiç mi hiç merak etmemiştim. Mithat ve Talat , adlarından da anlaşılacağı üzere iki paşaydı, muhtemelen Osmanlı paşası. Ama daha fazlası beni ilgilendirmiyordu. Sonraları Mithat Paşa’nın resmini Ziraat Bankası şubelerinde gördüm. Talat Paşa’nın ise bizi Almanların yanında savaşa sokarak sonumuzu hazırlayan üç insandan biri olduğunu öğrendim. Yine o yıllarda TRT ekranlarında yayınlanan Duvardaki Kan dizisinin onun Berlin’de öldürülüşünü anlattığını da hayal meyal hatırlıyorum. Talat Paşa’nın resmini ise yıllar sonra Los Angeles’ta yaşayan Ermenilerin yaptığı “24 Nisan anma törenleri”nde gördüm. O yıllarda gazetelerde Ermeni teröristlerce öldürülen diplomatlarımız ve Bulgaristan’da isimleri zorla değiştirilen soydaşlarımızla ilgili haberler yer alırdı. Devlet televizyonu TRT’nin soydaşlarımızla ilgili çektiği Belene dizisi Duvardaki Kan’dan daha iyi reyting almıştı. Başrolünde gencecik Mehmet Aslantuğ vardı. Ermeni teröristlerin en azıttığı dönemlerde bile kamuoyunun Ermenilere karşı düşmanlık beslediğini hatırlamıyorum. Alsancak’taki Ermeni ve Rum kiliselerinin çanları her Pazar cemaati davet için çalardı. Sonraları Sovyetler yıkıldı, Ermenistan bağımsız kalır kalmaz Azerbaycan’a bağlı Dağlık Karabağ ’a girdi. Ermenilerin yeniden mezalime başlamaları tepki toplamıştı. Özal ’ın “Erivan’a bir füze düşse..” cinsinden tehditkar ifadeleri bile Ermenileri durduramadı, ama Ermeni toplumunun hafızasına kazındı. Ermeni toplumunun hafızası gerçekten çok kuvvetli. Babaannelerinden duydukları, kuşaklar boyunca bire bin katılarak anlatılan dehşet-vahşet hikayelerini hafızalarına öylesine kazıyorlar ki, kafalarında tarih yeniden yazılıyor. Bu hikayelerin çoğu kendi içinde basit çelişkileri barındırsa da, onlar bu çelişkileri ortaya koyanlara karşı gözlerini ve kalplerini kapatıyorlar. Mesela geçenlerde Erivan’a giden bir Türk gazeteci heyeti, konuştukları Ermenilerden “Türklerin hala Talat Paşa’nın mezarında anma törenleri yapmamızdan rencide olduklarını” duymuş. Oysa biz Türkler bırakın anma töreni yapmayı, mezarının nerede olduğunu ya da Talat Paşa ’nın kim olduğunu bile bilmiyoruz. Alsancak’taki Talatpaşa Bulvarı ’nın bir köşesinde durup caddeden geçen –bu yazıyı henüz okumamış– 100 kişiye sorsak aralarından mezarının yerini ya da Ermenilerle ilişkisini bilecek bir kişi çıkar mı? Talat Paşa , Ermenilerin 1915’teki tehcir kararının arkasındaki isimdi ve –sözde– soykırımın sorumlusu olduğu iddiasıyla Ermeni komitacılar tarafından Berlin’de düzenlenen suikastın kurbanı oldu. Bu, 1970’lerin başında California’da yeniden hortlayıp dünyanın çeşitli yörelerinde 1980’lerin ortasına kadar pek çok diplomatımızı hedef alacak terörist eylemlerin ilk halkasıydı. 27 Ocak 1973’te Gourgen Yanikian adlı bir Ermeni Los Angeles Başkonsolosumuz Mehmet Baydar ile muavin Konsolosumuz Bahadır Demir ’i Santa Barbara’da şehit etti. 28 Ocak 1982’de ise yine Los Angeles başkonsolosumuz Kemal Arıkan Wilshire caddesinde Westwood’un göbeğinde Hampig Sassounian’ın kurşunlarına hedef oldu. California’da yaşanan Ermeni terörü yalnız konsoloslarımızı hedef almadı. 1977’de UCLA profesörü Stanford Shaw ’ın evi bombalandı. Shaw, Ermeni soykırım iddialarına akademik alanda karşı çıkıyor ve bunu belgelerle ortaya koyuyordu. Ermeni teröristler yalnızca gözdağı vermekle kalmayıp belgeleri de imha etmiş oluyordu. Bu alanda bunca haklılığımıza rağmen sesi çok çıkan Ermeniler politik olarak pek çok zafer kazandılar. California’nin Ermeni valisi Deukmejian iki değerli diplomatımızı katleden Yanikian’ı affetti. Sassounian da olaylardan 20 yıl sonra şartlı tahliye talep ederken isteği 11 Eylül olayları sonrasında terörizme duyulan tepki nedeniyle şimdilik kabul edilmiş değil. Ben birkaç arkadaşımızla birlikte USC ve UCLA içinde sesimizi duyurabilmek için mücadele verdim. 2002 ve 2003 yılında Ermeni iddialarına karşı USC okul gazetesinde yazı yazdım, yine aynı yıllarda okuldaki anma töreninin tek yanlı verilmemesi için okul gazetesine demeç verdim. Anma töreninin işlendiği haberler tam istediğim gibi verilmedi ama yine de bizim görüşlerimize yer verdiği için ben başarı olarak görüyorum. Mesela 2003 yılındaki haberin başlığında “soykırım” kelimesine yer verilmeyip “Vigil remembers Armenian deaths” denilmesi ve yazı içinde altı Ermeniden alıntı yapılırken dört kez benim adımın geçip söylediklerime yer verilmesi Ermenileri çok rahatsız etti. 2003 yılında Ermenilerin oldukça kuvvetli olduğu UCLA’de de okul gazetesinde yazı yayınlatmak için büyük bir mücadele verdim, ama ne yazık ki tek başıma ve dışarıdan biri olarak başaramadım. 2003 yılı içinde USC’de yaptığım çalışmalar Ermenileri öylesine rahatsız etti ki okul gazetesi üzerinde büyük bir baskı kurdular ve Editörden bizim görüşlerimizin bundan sonra yayınlanmaması için söz bile aldılar. Yukarıdan da anlayacağınız gibi onlar sistemli ve örgütlü bir şekilde çalışıyor, biz ise birkaç kişisel çaba dışında böylesine önemli bir ulusal mesele konusunda duyarsız kalıyoruz. Mesela geçen sene “Neden konsoloslarımızı şehit verdiğimiz 27 ve 28 Ocak günlerinde görkemli anma törenleri düzenlemiyoruz? Stanford Shaw ’ın evinin bombalandığı gün neden UCLA’de Yakındoğu Çalışmaları Enstitüsü’nun önüne siyah çelenk bırakıp bir anma töreni yapmıyoruz?” diye sormuştum. Bu gibi konularda birey olarak üzerimize düşeni yapmamız gerekir. Devletimiz bu konuda çalışıyor ancak devlet eliyle yapılanlar çok kolaylıkla Ermeni propagandaşı sayesinde rüşvet olarak gösterilebiliyor. Biz sivil toplum olarak devletimizin gösterdiği çabanın çok azıyla daha etkili şeyler yapabiliriz. Ama bunun için yüreği vatan sevgisiyle çarpan insanlarımızın bir araya gelip zamanlarını ayırmaları lazım.&lt;br /&gt;19/02/05 22:15&lt;br /&gt;&lt;a href="javascript:yorum(" makid="449')&amp;quot;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu Makale ile ilgili yorumlar:&lt;br /&gt;* Sizi tebrik ediyor,çalışmalarınızın devam etmesini önemle rica ediyorum.Çünkn sizin gibi mücadeleci insanlara çok ihtiyacımız var.Allah yardımcınız olsun.&lt;br /&gt;Halim KUNDUZ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-4781826822720511607?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/4781826822720511607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/4781826822720511607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#4781826822720511607' title='Yine Ermeni meselesi'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-3388342685240971436</id><published>2006-11-21T00:40:00.000-05:00</published><updated>2006-11-21T00:42:47.943-05:00</updated><title type='text'>ERMENI SORUNU</title><content type='html'>Yusuf Selcuk Ateskan&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:ateskan@yahoo.com"&gt;ateskan@yahoo.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gecen sonbaharda Ermenistan’da dunyanin dort bir yanindan gelen Ermenilerin katildigi spor musabakalari duzenlenmis. Musabakalar sirasinda Turkiye’den gelen Ermeniler seyircilerden ve rakip takim oyuncularindan kufur ve tekme yemisler. Tek suclari Turkce konusmak olan bu vatandaslarimizdan birisi “Amerika’dan gelenler de Ingilizce konusuyordu, Ermenice bilmiyordu.” diye yakiniyor. Gectigimiz 23 Nisan’da milletvekillerimiz cocuklarla bir futbol karsilasmasi yaptilar. Cocuklarimizin golunu Kirkor Ohanoglu adli Ermeni asillli bir cocugumuz atti. Ermeniler kendi soydaslarina boylesine acimasiz davranirken bizim onlari milli bayram coskumuza dahil etmemiz ne kadar anlamli. Los Angeles’a gelinceye kadar Ermeni sorunun ciddiyetinden pek haberdar degildim. Onlara asla dusmanlik beslemedim, hala da dusmanlik hissetmiyorum. Ama sirf Turk oldugumuz icin bizden nefret edenlere karsi da hazirlikli olmak onlarin bir yalan uzerine bina ettikleri propagandalara karsi da birseyler yapmak lazim. Benim ortaokuldan sira arkadasim Arel Boyacioglu da Ermeni kokenliydi. Ordumuzda komando olarak askerligini yapti. San Francisco’ya gittigimde bizi Istanbul’dan gocen bir Ermeni kuyumcu misafir etti. 2000 yilinda Ermenilerin USC’deki Turk gecesini bastigi hafta ucak biletimi St. Vincent Travel’daki Marie Teyze’den aldim. St. Vincent pasajindaki Garo’s Deli Turk yiyeceklerini bulabildigim bir yer oldu. Isin ilginc tarafi Garo aile icinde hala Turkce konusuyor. Ama bunun yaninda 24 Nisan tarihi etrafinda yogunlasan bir acimasiz Ermeni propagandasi var. Elbette ki Osmanli Imparatorlugu’nun yikilma asamasinda bu topraklarda yasayan tum insanlar pek cok acilar cektiler. Ama asla “millet-i sadika” dedigimiz Ermenilere karsi dusmanca tavirlarimiz olmadi. O yillarda kuzeyde Ruslar, guneyde Fransizlar Ermenileri kiskirtiyor, onlari destek olmaya zorluyordu. Bircok cephede savasan Osmanli bu bolgelerde asayisi koruyamiyordu. Ermeniler iki arada kalmis zor bir tercihe zorlanmisti. Bu arada kandirilan bir kismi Fransiz ve Rus uniformalarini uzerine gecirmisti bile. Osmanli yonetimi onlari bu zor tercihten kurtarmak icin cephenin gerisinde daha guvenli yerlere yerlestirmeye karar verdi. Tehcir olarak bildigimiz olay bundan ibarettir. Bunun ikinci dunya savasi sirasinda Amerika’daki Japonlarin bir yere toplanmasindan bir farki yoktur. Kaldi ki Amerika’daki Japonlarin hicbiri Amerika’ya ihanet etmemis, 1900-1920 yillari arasinda Amerika’ya goc eden Japonlardan pek cogu 1941-44 arasinda Amerikan ordusunda Pasifik’te Japonya’ya karsi savasmistir. Bu savaslarda olen Japonlarin adlari Los Angeles’in Little Tokyo mahallesindeki anita kazinmistir, meraklisi gidip bakabilir. Dogu Anadolu’da Birinci Dunya Savasi sirasinda asayis eksikliginden, kotu hava sartlarindan dolayi pek cok insan hayatini kaybetti. Ermeniler ile Turkler arasinda karsilikli catismalar oldu, insanlar birbirlerini oldurdu. Ama bu sirada Osmanli’nin Istanbul’daki Meclis-i Mebusan’indan Ermeni, Rum, Musevi, Arap, Kurt mebuslar eksik olmadi. Tehcir kararini da bu meclis aldi ve hicbir zaman Ermenilere yonelik sistematik bir soykirima gidilmedi. Ermeni sorunumuz bu tehcir ile de sinirli degil. Ermeni teroru ilk once bu olaylardan sorumlu tuttuklari Talat Pasa ile diger bakanlari hedef aldi. Sonra bir sure kis uykusuna yatan teror bundan otuz yil once Guney California’da hortladi. 27 Ocak 1973’te Gourgen Yanikian adli bir Ermeni Los Angeles Baskonsolosumuz Mehmet Baydar ile muavin Konsolosumuz Bahadir Demir’i Santa Barbara’da sehit etti. 28 Ocak 1982’de ise yine Los Angeles baskonsolosumuz Kemal Arikan Wilshire caddesinde Westwood’un gobeginde Hampig Sassounian’in kursunlarina hedef oldu. California’da yasanan Ermeni teroru yalniz konsoloslarimizi hedef almadi. 1977’de UCLA profesoru Stanford Shaw’in evi bombalandi. Shaw Ermeni soykirim iddialarina akademik alanda karsi cikiyor ve bunu belgelerle ortaya koyuyordu. Ermeni teroristler yalnizca gozdagi vermekle kalmayip belgeleri de imha etmis oluyordu. Bu alanda bunca hakliligimiza ragmen sesi cok cikan Ermeniler politik olarak pek cok zafer kazandilar. California’nin Ermeni valisi Deukmejian iki degerli diplomatimizi katleden Yanikian’i affetti. Sassounian da olaylardan 20 yil sonra sartli tahliye talep ederken istegi 11 Eylul olaylari sonrasinda terorizme duyulan tepki nedeniyle simdilik kabul edilmis degil. Bu konuda ben Ergun Kirlikovali’nin tek basina degerli calismalarina taniklik ettim. Ergun Bey gazetelerde cikan her turlu yaziya onlarca cevap yazdi, yazdiklari LA Times basta olmak uzere ulusal ve yerel gazetelerde yayinlandi. Ondan aldigim ilham ile USC ve UCLA icinde sesimizi duyurabilmek icin mucadele verdim. 2002 ve 2003 yilinda Ermeni iddialarina karsi USC okul gazetesinde yazi yazdim, yine ayni yillarda okuldaki anma toreninin tek yanli verilmemesi icin okul gazetesine demec verdim. Anma toreninin islendigi haberler tam istedigim gibi verilmedi ama yine de bizim goruslerimize yer verdigi icin ben basari olarak goruyorum. Mesela 2003 yilindaki haberin basliginda “soykirim” kelimesine yer verilmeyip “Vigil remembers Armenian deaths” denilmesi ve yazi icinde alti Ermeniden alinti yapilirken dort kez benim adimin gecip soylediklerime yer verilmesi Ermenileri cok rahatsiz etti. 2003 yilinda Ermenilerin oldukca kuvvetli oldugu UCLA’de de okul gazetesinde yazi yayinlatmak icin buyuk bir mucadele verdim, ama ne yazik ki tek basima ve disaridan biri olarak basaramadim. 2003 yili icinde USC’de yaptigim calismalar Ermenileri oylesine rahatsiz etti ki okul gazetesi uzerinde buyuk bir baski kurdular ve Editorden bizim goruslerimizin bundan sonra yayinlanmamasi icin soz bile aldilar. Google’da “Ateskan” ve “Armenian” anahtar kelimelerini birlikte yazarsaniz Ermenilerin kendi icinde benim faaliyetlerimden duydugu rahatsizligi ve yaptiklarini okuyabilirsiniz. Bu yuzden 2004’te daha cetin gunler bizi bekliyor. Yukaridan da anlayacaginiz gibi onlar sistemli ve orgutlu bir sekilde calisiyor, biz ise birkac kisisel caba disinda boylesine onemli bir ulusal mesele konusunda duyarsiz kaliyoruz. Mesela neden konsoloslarimizi sehit verdigimiz 27 ve 28 Ocak gunlerinde gorkemli anma torenleri duzenlemiyoruz? Stanford Shaw’in evinin bombalandigi gun neden UCLA’de Yakindogu Calismalari Enstitusu’nun onune siyah celenk birakip bir anma toreni yapmiyoruz? Bu gibi konularda birey olarak uzerimize duseni yapmamiz gerekir. Devletimiz bu konuda calisiyor ancak devlet eliyle yapilanlar cok kolaylikla Ermeni propagandasi sayesinde rusvet olarak gosterilebiliyor. Biz sivil toplum olarak devletimizin gosterdigi cabanin cok aziyla daha etkili seyler yapabiliriz. Ama bunun icin yuregi vatan sevgisiyle carpan insanlarimizin bir araya gelip zamanlarini ayirmalari lazim. Size fikir vermek ve bilgilendirmek acisindan USC okul gazetesinde cikan makalelerimin ve haberlerin linklerini veriyorum. 27-28 Ocak tarihlerine cok az zaman kaldi, hepinizden destek bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailytrojan.com/article.do?issue=/V148/N60&amp;id=02-counter.60v.html"&gt;22 Nisan 2003 tarihli Daily Trojan makalem &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailytrojan.com/article.do?issue=/V145/N65&amp;amp;id=05-schol.65v.html"&gt;23 Nisan 2002 tarihli Daily Trojan makalem &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailytrojan.com/article.do?issue=/V148/N62&amp;id=01-vigil.62c.html"&gt;24 Nisan 2003 tarihli Daily Trojan haberi &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailytrojan.com/article.do?issue=/V145/N66&amp;amp;id=01-geno.66c.html"&gt;24 Nisan 2002 tarihli Daily Trojan haberi &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-3388342685240971436?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/3388342685240971436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/3388342685240971436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#3388342685240971436' title='ERMENI SORUNU'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-116274470845216736</id><published>2006-11-05T11:28:00.000-05:00</published><updated>2006-11-10T22:02:36.668-05:00</updated><title type='text'>BELGELERİN ÖZET VE TRANSKRİPSİYONU</title><content type='html'>1- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_1.htm"&gt;Nahcivan, Kağızman ve Şarol Havalisinde Müslüman Halka Uygulanan Vahşi Soykırım&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;2- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_2.htm"&gt;Kars'ta Müslüman Köylerinin Boşaltılarak Buralara Ermenilerin Yerleştirildiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_3.htm"&gt;Ermenilerce Yapılan Katliâmın Amerika İaşe Heyeti'ne Anlatıldığı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_4.htm"&gt;Nahcıvan ve Kamarlı'da Ermeni Mezâliminin Devam Ettiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_5.htm"&gt;Ermeni Zulmünden Kaçarak Hududlara Yığılan Kafkasyalı Müslümanların Durumu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;6- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_6.htm"&gt;Kars ve Sarıkamış Civarındaki Müslüman Köylerine Ermenilerce Yapılan Mezâlim&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;7- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_7.htm"&gt;Sekman, Ardı, Kepenek, Harçlı, Penaduz ve Todaviran Köylerinde Ermenilerce Yapılan Katliâm &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;8- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_8.htm"&gt;Kaskanlı Aşireti Reisinin Ermeni Zulmü Hakkındaki Mektubu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;9- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_9.htm"&gt;Bayezid Sınırı Üzerindeki Müslüman Köylerinde Ermenilerce Soykırım Yapıldığı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;10- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_10.htm"&gt;Ermenilerin Kağızman'da Katliâm Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;11- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_11.htm"&gt;Ermeni Taarruzuna Uğrayan Kürtlere Civardaki Müslüman Köylerin Destek Verdiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_12.htm"&gt;Ermenilerin Doğu Sınırındaki Köylerde Yaptıkları Katliâm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;13- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_13.htm"&gt;Ermeni Taşnak Cemiyeti'nin Elviye-i Selâse'de Bir Tek Müslüman Bırakmamak Maksadıyla Soykırım Yaptığı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;14- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_14.htm"&gt;Karaurgan ve Allahuekber Dağı Civarında Bulunan Müslüman Köylerine Ermenilerce Uygulanan Mezâlim&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;15- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_15.htm"&gt;Ermeni Zulmünden Kaçan Kağızman Halkının İltica Talebinin Kabul Edildiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;16- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_16.htm"&gt;Kars, Sarıkamış ve Iğdır Civarında Ermeniler Tarafından Yapılan Soykırım&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_17.htm"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_17.htm"&gt;İmadiye ve Musul'da İngilizler Tarafından Silahlandırılan Ermeni ve Nasturîlerin Müslümanlara Yönelik Saldırılara Başladıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;18- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_18.htm"&gt;Fransız Askerî Elbisesi Altındaki Ermenilerin Maraş'ta Halka Yaptıkları Zulüm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;19- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_19.htm"&gt;Fransız Ordusuna Bağlı Olarak Maraş'a Giren Ermenilerin Yakın Köylerdeki Müslüman Halka Saldırılarda Bulundukları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;20- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_20.htm"&gt;Kars, Sarıkamış ve Kağızman'da Ermenilerin Elinde Üç Bin Kişinin Bulunduğu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;21- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_21.htm"&gt;Ermenilerin Fransızların Koruması Altında Adana'da Müslüman Halka Tecavüzlerde Bulunmaları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;22- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_22.htm"&gt;Ermenilerin Haçin Civarında Bazı Müslümanları Yollarda Katlederek Kadınlara Saldırdıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;23- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_23.htm"&gt;Fransız Askerleriyle Ermenilerin Maraş'ta Halka Mezâlim Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;24- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_24.htm"&gt;Fransız Ordusunda Bulunan Ermenilerce Müslümanlara Uygulanan Mezâlimin Fransızlar Tarafından Durdurulması Gerektiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;25- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_25.htm"&gt;Fransızların Ermenilerle Beraber Maraş Müslümanlarını Topa Tuttukları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;26- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_26.htm"&gt;Fransız Askerleriyle Birlikte Ermenilerin Ayıntab, Maraş ve Adana Civarında Müslüman Ahâliye Zulüm Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;27- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_27.htm"&gt;Ermeni Çetelerinin Ünye'de İslam Ahâliye Zulüm Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;28- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_28.htm"&gt;Pozantı-Gülek Arasındaki Bölgede Esir Türk Askerlerinin Ermenilerce Katledildiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;29- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_29.htm"&gt;Çıldır'da Teslim Olma Çağrısına Uymayan Köylülerin Ermenilerce Katledildiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;30- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_30.htm"&gt;Ermenilerin Çıldır ve Zengizor'da Müslümanlara Katliâm Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;31- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_31.htm"&gt;Ermenilerin Kozan ve Feke'de Müslüman Halka Katliâm Uyguladıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;32- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_32.htm"&gt;Ermenilerin Kendilerine Tâbi Olmak İstemeyen Zaruşad ve Ona Bağlı Üç Köyde Katliâm Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;33- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_33.htm"&gt;Zaruşad, Çıldır, Ağbaba ve Şüregel'e Bağlı Köylerde Ermenilerce Yapılan Soykırım&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;34- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_34.htm"&gt;Ermenilerin Zaruşad Havalisinde İki Bin Müslümanı Katlettikleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;35- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_35.htm"&gt;Ermenilerin İşgalci Fransızlarla Birlikte Maraş'ta Halka Zulmedip Katliâm Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;36- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_36.htm"&gt;Şüregel, Akbaba, Zaruşad ve Çıldır Civarındaki Yirmi Sekiz Köyde Ermenilerce Yapılan Katliâmlarda İki Bin Müslümanın Öldürüldüğü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;37- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_37.htm"&gt;Çıldır, Zaruşat ve Elviye-i Selâse'de Ermenilerin İslam Ahâliye Mezâlim Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;38- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_38.htm"&gt;Ordubad, Ahura, Cilvana ve Büyükvedi Havalisinde Ermenilerin, Müslüman Halka Karşı Yeniden Büyük Bir Saldırıya Başladıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;39- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_39.htm"&gt;Revan’dan Gence’ye Giden Trenin Beş Yüz Müslüman Yolcusunun Ermeniler Tarafından Öldürüldüğü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;40- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_40.htm"&gt;Ermenilerin Sivin ve Pilomori Köyleri Müslüman Ahâlisine Baskı Yaptıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;41- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_41.htm"&gt;Kars, Sarıkamış ve Karakurt Civarında Ermenilerin İslam Ahâliye Yaptıkları Mezâlim&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;42- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_42.htm"&gt;Zaruşad ve Akbaba Yörelerinde Ermenilerin Baskılarını Arttırdıkları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;43- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_43.htm"&gt;Ermenilerin Kars ve Civarındaki İslam ve Malakan Köylerine Tecavüz Ettikleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;44- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_44.htm"&gt;Uluhanlı, Karadağlı, Boğanlı ve Çebeçalı Köyleri Civarında Ermeniler Tarafından Yapılan Baskı ve Soykırımın Devam Ettiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;45- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_45.htm"&gt;Şüregel'e Bağlı Köylerden Ermeni Mezâlimi Yüzünden Kaçanların Oltu'ya Geldikleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;46- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_46.htm"&gt;Novoselim Civarındaki Köylere Ermenilerce Yapılan Mezâlim&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;47- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_47.htm"&gt;Ermenilerin Sarıkamış, Kağızman, Oltu, Kars ve Zengibasar Civarında Yaptıkları Soykırım&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;48- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_48.htm"&gt;Kars Civarında Ermenilerden Kaçan Müslümanların Yollarda Öldürülmesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;49- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_49.htm"&gt;Ermenilerin Göle, Oltu ve Kosor'da Yaptıkları Katliâmlar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;50- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_50.htm"&gt;Ermenilerin Kars, Erzurum ve Gümrü Civarında Müslümanlara Uyguladıkları Soykırım&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;51- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_51.htm"&gt;Ermeniler Tarafından Bayburt'un Köylerinde Yapılan Soykırım ve Kimsesiz Kalan Çocukların İskânı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;52- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_52.htm"&gt;Ermenilerin Göle'nin Köylerinde Katliâm Yaptığı ve Ahâlinin Tercan'a Göç Ettiği&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;53- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_53.htm"&gt;Bir Sene İçinde Pasinler’e Bağlı Köylerde Ermeniler Tarafından Yapılan Soykırım&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;54- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_54.htm"&gt;Ermenilerin Tortum'un Altmış Dört Köyünü Yakıp Katliâm Yaptıkları ve Mezâlimden Kurtulanların İskânı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;55- &lt;a href="http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/ermeni3/1b_55word.htm"&gt;Erzurum'da Ermenilerce Gerçekleştirilen Soykırım ve Talana Ait Defterler&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-116274470845216736?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/116274470845216736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/116274470845216736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#116274470845216736' title='BELGELERİN ÖZET VE TRANSKRİPSİYONU'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-116273795919495863</id><published>2006-11-05T09:41:00.000-05:00</published><updated>2006-11-17T21:01:25.850-05:00</updated><title type='text'>HABERLER</title><content type='html'>Türkiye'de Ermeni nüfusu artıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz The Economist dergisi Türkiye’deki Ermeni nüfusun giderek arttığını ve son dönemlerde 40 bin Ermeni’nin çalışmak üzere Türkiye’ye gittiğini yazdı. Ermenistan göçmeni Marina Martossian’ın son beş aydır kaçak olarak geldiği İstanbul Kumkapı’da temizlik görevlisi olarak çalıştığı ve Martossian’ın aynı koşullarda Türkiye’ye gelen vatandaşları gibi hayatından çok memnun olduğu ifade edildi. "300 sterline denk gelen aylığından çok memnun olan Martossian yanında çalıştığı Türk işvereni dünyanın en nazik insanı olarak tanımlıyor" denilen yazıda, Ermeni meselesinin Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkilerini olumsuz etkilediği belirtildi ve Türkiye’nin Fransa ile askeri ilişkilerini askıya alması örnek verildi.Haberde TESEV’in araştırmasına da yer verildi. Buna göre Ermenilerin % 70’i Türklerle ilgili olumsuz fikirlere sahip. Türklerin % 34’ü ise Ermeniler hakkında olumsuza yakın düşünüyor ve % 17’si de Ermenilerin Yahudi olduğuna inanıyor.&lt;br /&gt;___________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan yerine Fransa'yı dava edelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soykırım iddialarının uluslararası yargıya götürülmesi tezinin fikir babası Aktan, "Gül'ün açıklaması çok cesur. Ermenistan yerine Fransa'yı ya da Kongre'de karar alması durumunda ABD'yi tahkime götürmeliyiz" dedi&lt;br /&gt;Utku Çakırözer - Ankara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni soykırım iddialarının Türkiye tarafından uluslararası yargıya götürülmesi tezinin fikir babası emekli büyükelçi Gündüz Aktan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Yargıya gidebiliriz" açıklamasının çok cesur bir çıkış olduğunu belirtti. Aktan, "Ok yaydan çıktı. Ermenistan yerine, herkesin haklılığımızı görebilmesi için Fransa'yı ya da Kongre'de karar alması durumunda ABD'yi tahkime götürmeliyiz" çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanlığı'nda gizli yürütülen çalışmalar üzerinde fikirleriyle etkili olan Aktan, şunları söyledi: "1992'de Türkiye'nin BM nezdindeki daimi büyükelçisiyken Bosna'da işlenen suçların soykırım olduğunu ortaya koyan komisyonun yürütme komitesi üyesiydim. Soykırım yapıldığı tezini savunurken, neye soykırım denildiği, neye denilemediği konusunda işin hukukunu öğrendim. Ermeni iddialarının yargıda çözülmesi görüşü, benim tarafımdan 2000'de ABD Kongresi'nde yapılan bir toplantıda dile getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Hodri meydan'&lt;br /&gt;1948 tarihli BM Soykırım Sözleşmesi geriye işleyemediği için, '1915 olaylarına soykırım demek mümkün değildir' diyerek işin içinden sıyrılabiliriz. Ama, bu, haklılığımızı ispatlamadığı gibi Ermenilerin işini kolaylaştırır. Bunun yerine, 'hodri meydan' deyip sözleşmenin geriye doğru işletilmesini ve '1915'teki olayları soykırım denilmesi için gerekli kriterlere uygun olup olmadığının tespiti' için uluslararası yargıya gitmeye hazır olduğumuzu açıklamalıyız. Buna bakacak en uygun yer Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'dir. Tahkime tek taraflı gidemeyeceğimiz için Ermenistan da davet edilecek. Haklılığımızı tüm dünyaya göstermek için, Ermeniler yerine Fransa'yı davet edelim. ABD'ye de, 'Kongre'de karar çıkarırsanız sizi de tahkime götüreceğiz' bilgisi verilmesinde fayda var."Tahkimin "Ermenileri yok etme kastıyla mı hareket edildiğine" bakacağını belirten Aktan şöyle konuştu: "Elimizde böyle olmadığını gösteren bir milyon belge var. Tahkim süresi 5 - 10 yıl sürebilir ama bu çıkış bile şimdiden büyük bir moral üstünlük sağlayacak. Tahkime çağırdığımız Ermenistan ya da Fransa 'gelmem' derse tüm dünyaya rezil olacak, gelirse de bu yalanlar bitecek. Türkiye'nin başı artık ağrımayacak."Tahkimde neler incelenecek?Aktan'ın verdiği bilgiye göre, iki taraf da belli sayıda (2, 3 ya da 5) hâkim atayıp heyetin başkanlığına üçüncü ülkelerden bir başkan belirleyecek. Hazırlanacak olan tahkimname çerçevesinde şu süreç başlayacak:&lt;br /&gt;· Arşiv: Komisyon kurulup Türkiye, Ermeni Patrikhanesi, Boston Taşnak, Ermenistan, Rusya, ABD, Almanya, İngiltere ve Fransa arşivlerindeki belgelerin doğruluğu tescil edilecek.&lt;br /&gt;· İstatistik: Nüfus değişimlerini incelemek için istatistik çalışması yapılacak.&lt;br /&gt;· Askeri tarih: O dönemdeki askeri hareketlilik ve Ermeni çetelerinin faaliyetleri incelenecek.&lt;br /&gt;· Tehcir: Tehcirde hangi nedenlerle ölümlerin olduğu belirlenecek.&lt;br /&gt;· Tıp istatistikleri: O dönemki hastane kayıtlarına bakılacak.&lt;br /&gt;· Adli Tıp: Toplu mezarlardaki cesetlerin kime ait olduğunun tespiti yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül: Titiz bir çalışma var&lt;br /&gt;Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, önceki günkü "Ermeni" açıklamasıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Bu konuda titiz bir çalışma yapılıyor. Ancak, bunları, bir dönem ortaya çıkan meselelere çözüm bulmak için, hemen tek cevap şeklinde almamak gerekir. Karar bu çalışmalardan sonra verilecek. Emekli diplomatlar ve hukukçuların titiz çalışması sürüyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur Öymen:Öneri bizim&lt;br /&gt;Gül'ün açıklamasına destek veren CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen şöyle konuştu: "Öneri zaten bizimdi, şimdi hükümet sahip çıkıyor. Hâkimlerin seçilmesi ve tahkimnamenin koşullarının belirlenmesi gibi konularda dikkat edilmesi kaydıyla, Ortak Tarih Komisyonu kurulması önerisinde olduğu gibi bu konuda da işbirliğine hazırız&lt;br /&gt;__________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye'yi zor gunler mi bekliyor?&lt;br /&gt;Baris Ornarli- Voice of America / TGRT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefetteki Demokrat Parti'nin, Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu ele geçirmesi Amerika’nın dış politikasına, Türk – Amerikan ilişkilerine nasıl yansıyacak?&lt;br /&gt;Ermeni soykirimi kanunu Nisan'da ABD meclisine gelecek. Turkiye'yi zor gunler mi bekliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://128.11.143.113/mediaassets/turkish/2006_11/Video/asx/turk1900v2.asx"&gt;http://128.11.143.113/mediaassets/turkish/2006_11/Video/asx/turk1900v2.asx&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_____________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERMENİ HAMLESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, Ermeni politikasında büyük sürprize hazırlanıyor. Soykırım iddialarını uluslararası yargıya taşıyabileceklerini belirten Dışişleri Bakanı Gül, "İthamlar önümüzdeki 10 yılın en önemli sorunu" dediUtku Çakırözer - AnkaraTürkiye'nin, Ermeni soykırımı iddialarına karşılık uluslararası tarihçilerden oluşacak bir tarih komisyonu kurulması önerisinin ardından, çok önemli bir hamle daha yapmaya hazırlandığı ortaya çıktı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, soykırım iddialarını uluslararası yargıya taşıyabileceklerini açıkladı.TBMM'de Plan-Bütçe Komisyonu'nda dün Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken söz alan CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, Ermenilerin iddialarının meşruiyet kazanmasını önlemek için Türkiye'nin "uluslararası tahkim" yoluna başvurmasını önerdi. Elekdağ şöyle konuştu: 'Haklılığımızı gösterir'"Türkiye, 1915 olaylarının BM Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi hükümleri uyarınca değerlendirilmesini kabul edeceğini açıklamalı ve bu amaçla uluslararası tahkim yoluna başvurulmasını önermelidir. Ermeniler bunu reddecektir, ancak bu açıklama Türkiye'nin moral ve hukuksal haklılığının göstergesi olacak, sorunun Türkiye'ye karşı siyasi istismarını büyük ölçüde kısıtlayacaktır." Elekdağ'ın görüş ve desteğini çok önemsediklerini kaydeden Gül de, "Ermeni ithamlarını ve bu tahrifatın 3. ülkelerle olan ilişkilerimizi bozma tehlikesini, önümüzdeki 10 yılın en önemli meselelerinden biri olarak görüyorum" dedi. Türkiye'nin, tarihi gerçeğin ortaya çıkması için samimi gayret içinde olduğunu ve ilk defa parametreleri değiştirecek bir atılım yaparak ortak tarih komisyonu önerisinde bulunduğunu anımsatan Gül, "Birçok ülke bu tezimizi destekledi. Başka adımlar da atılması yönünde titiz çalışmalar yapıyoruz. Yargı yoluna gitme dahil her şeyi düşünüyoruz. Sadece kendi hukukçularımız değil, yurtdışındaki hukukçulardan da görüşler alıyoruz" diye konuştu CHP'li Elekdağ, "İlk defa bir Dışişleri Bakanı tahkime gitme konusunu resmen telaffuz etti. Vakit geçirmeden devlet politikası haline getirilerek tahkime hazır olduğumuz dünyaya açıklanmalıdır" dedi. 'Ermeniler ispat edemez'Tahkime gidilmesi durumunda Ermenilerin soykırım suçunun işlendiğini saptaması gerekeceğine dikkat çeken Elekdağ, şöyle devam etti: "Ermenilerin, sırf Ermeni oldukları için taammüden imhaya giriştiklerini hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek kanıtla ortaya koymaları gerekecektir. Ermenilerin bunu kanıtlayacak belgesi yok. Türkiye'nin elinde ise tehcir uygulamasında özel kasıt olmadığı, meşru müdafaa zorunluluğundan kaynaklandığını ortaya koyan kuvvetli belgeler var. Soykırım olduğu kararını çıkaramazlar."Elekdağ, Türkiye'nin başvurması halinde Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nde (IAC) yaşanacak süreci şöyle anlattı: "Biz Türkiye olarak 3 hâkim seçeceğiz. Kabul ederse Ermenistan da 3 hâkim seçecek. İki ülke milliyetinden olmayan bir bağımsız hâkim de başkan atanacak. Bu heyet 1915 olaylarının BM Sözleşmesi'ne göre 'soykırım' olup olmadığına karar verecek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANALİZ&lt;br /&gt;Türkiye köşeye sıkışmak istemiyor24 yılda 17 ülkede soykırım iddialarını kabul eden kararlar çıkarmayı başaran Ermenilerin, Türkiye'nin başta Fransa, Kanada ve İsviçre gibi ülkelerle ikili ilişkilerine hasar verdiğini gören AKP, 2004'te Ermenistan'a bir tarihçiler komitesi kurulması önerisinde bulundu. Bu öneriye yanaşmayan Ermeni diasporası, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için ABD Kongresi'nden karar çıkarmayı kendine baş hedef seçti. Bugüne kadarki teşebbüsleri Bush yönetimine engellettirmeyi başaran Ankara, Ermeni lobilerine yakın Demokrat isimlerin Amerikan Kongresi'nde üstünlüğü ele geçirmesi üzerine, gizli sürdürdüğü çalışmalarını hızla gün ışığına çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_____________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;Soykırım pankartına Erdoğan tepkisi&lt;br /&gt;Aslı SÖZBİLİR/İSTANBUL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da düzenlenen, News Xchange Forum’un dünkü oturumuna, Ermeni kadın gazetecinin Başbakan Tayyip Erdoğan’a sözde Ermeni soykırımı konusunda soru yönelttikten sonra pankart açmaya çalışması damgasını vurdu. Dün öğleden sonra yapılan oturumda, Ermenistan’daki Yerki Medya TV’de görevli Gegham Manukyan, "Ermenistan’dan geliyorum. Burada tuhaf duygular içerisindeyim. Ermeniler burada iyi işler yaptı. Ama siz onları katlettiniz" dedi. Erdoğan ise "Görüyorum ki yine diasporanın yazdırdığı kitaplardan hareketle konuşuyorsunuz" diyerek şunları söyledi: "Bakın ben açıkça meydan okuyorum. Cumhurbaşkanınıza söyleyin, açabiliyorsa arşivlerini açsın. Biz açtık. Şu anda İstanbul ve Ankara’daki ofislerimde Osmanlı padişahlarının Ermeni hastanelerine, vakıflarına kendi ceplerinden gönderdikleri yardımların fermanları var. 1915 olayları bir tehcirdir. İsyanda bulunan, isyana katılan insana herhalde savaş ortamında kimse ’hoş geldin’ demez. İşin ehli olanlar gelsin çalışsın. Hukukçular, tarihçiler çalışsın. Ondan sonra siyasetçiler bir karara varsın. Yoksa kin ve nefretle bir yere varılamaz."Erdoğan bu cevabı verirken, Manukyan üzerinde İngilizce "Türkiye Ermeni soykırımını kabul edecek cesarete sahip olmalıdır" yazan pankartı açmak istedi. Yanında oturan gazeteciler Manukyan’a engel oldu. Manukyan daha sonra pankartı katlayarak çantasına koydu. Polisten korktuğu için pankartı açmadığını söyleyen Manukyan, Ermenistan’daki bir üniversitede Türk Tarihi okuduğunu ve 12 Eylül Darbesi üzerine tez yazdığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/dunya/5373609.asp"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/dunya/5373609.asp&lt;/a&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;___________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözde Ermeni Soykırımıyla İlgili Oylama, Bilgiler ve Belgeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde Amerika'da bir televizyon kanalında tek yönlü bir sözde Ermeni Soykırımı yayını yapıldı. Yayının öncesinde ve sonrasında Amerika'da yaşayan Türklerden büyük tepki vardı. Tabii ki gözü dönmüş Ermeni diasporası ve Ermeni lobisi güdümündeki Amerika tepkileri kaale almadı ve yayını yaptı. Şimdiyse sitelerinde bir daha ki sefere Türk tarihçiler de çağırıp yayın yapalım mı tarzında bir oylama var. Oylamaya &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://www.msnbc.msn.com/id/12412125/" target="_blank"&gt;http://www.msnbc.msn.com/id/12412125/&lt;/a&gt; adresinden katılabilirsiniz. Katıldıktan sonra basmanız gereken düğme "Evet" anlamında "Yes" düğmesidir. Lütfen katılıp destek olunuz. Unutmamak gerekir ki; tek bir kar tanesi yuvarlanırken çığa dönüşür. &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://www.msnbc.msn.com/id/12412125/" target="_blank"&gt;http://www.msnbc.msn.com/id/12412125/&lt;/a&gt;Ayrıca yabancı arkadaşlarınıza ve tanıdıklarınız mutlaka &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://www.tallarmeniantale.com/" target="_blank"&gt;http://www.tallarmeniantale.com/&lt;/a&gt;adresini önerin. Hem Sözde Ermeni Soykırımını çürüten belgeler yayınlanıyor, hem de Avrupa'da yüzlerce yıldır süregelen Türk düşmanlığını, Türklere karşı önyargılılığı öne seriyor. Üstelik bu siteyi yapan kişi de bir Amerikalı. Bu siteyi yapmasının amacı Türklerin kişilik olarak propaganda işlerini sevmemesi ve geçmişte yaşanan kötü olayları anımsamamayı tercih etmesinden dolayı olarak açıklıyor. Ne dersiniz, sizce de haklı değil mi? Son olarak hepinize Kaynak Yayınları'ndan çıkan "İngilizlerin Mavi Kitap'ına Sovyetler'in Yanıtı Kızıl Kitap Güneybatı Kafkas'ta Taşnak Mezalimi" adlı kitabı öneriyorum. Sovyet belgeleriyle de Sözde Ermeni Soykırımının çökertilişini açıklıyor. &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=JMP3KOSXYK1KISZFCQRE" target="_blank"&gt;http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=JMP3KOSXYK1KISZFCQRE&lt;/a&gt; adresinden temin edebilirsiniz.&lt;br /&gt;____________________________________________________________________________________&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-116273795919495863?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/116273795919495863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/116273795919495863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#116273795919495863' title='HABERLER'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36940860.post-116238356892686082</id><published>2006-11-01T07:17:00.000-05:00</published><updated>2006-11-18T10:19:55.237-05:00</updated><title type='text'>MAKALELER / LINKLER</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Türk Ermeni anlaşmazlığı konusu ile ilgili yazilar:&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Perinçek, &lt;a href="http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=1160"&gt;Rus arşivlerinde 1915 Ermeni olaylarının 'karşılıklı kırım' &lt;/a&gt;olarak nitelendirildiğini belirtiyor &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.anadoluajansi.com.tr/index2.php?option=com_haber&amp;no_html=0&amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;popup=1&amp;haber_id=966657&amp;amp;aauserid="&gt;Ermeni iddialarından biri daha ASILSIZ çıktı&lt;/a&gt; Erzurum- Selçuk Aval - ''Binlerce yetim çocugumuz ve sahipsiz kadinimiz zorla Müslüman yapildi'' seklinde Türklere yönelik bir Ermeni iddiasinin daha yapilan bilimsel çalisma ile dogru olmadigi belirlendi.&lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;Ermeni Diasporası konustu:&lt;/strong&gt; - Ece Temelkuran - Milliyet Gazetesi&lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;Diasporanın en güçlü ismi Patrick Deveciyan: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/11/16/yazar/temelkuran.html"&gt;'Soykırım demek benim görevim'&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;ASALA'nın siyasi kanadı MNA'nın eski lideri Toranyan:: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/11/17/yazar/temelkuran.html"&gt;'Soykırım' demezsem yüzümü aynada göremem&lt;/a&gt;!' &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;Yönetmen Serge Avedikyan,: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/11/18/yazar/temelkuran.html"&gt;'Bir araya gelerek iktidarları suçlayalım'&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;Şair Donikyan: &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/11/19/yazar/temelkuran.html"&gt;Diaspora Fransa'nın suçunu unuttu &lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36940860-116238356892686082?l=turkermenianlasmazligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/116238356892686082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36940860/posts/default/116238356892686082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.html#116238356892686082' title='MAKALELER / LINKLER'/><author><name>Fred</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry></feed>
